Eskişehir Şehit Fazıl Yıldırım Anadolu Lisesi’nin kademeli olarak kapatılması gündeme geldi. Ortaya çıkan gelişmeyi ve bölgenin eğitim alanındaki ihtiyacına dair Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol değerlendirmelerde bulundu.
Kapatılan lisenin geleceği belirsizliğini koruyor
Eskişehir Şehit Fazıl Yıldırım Anadolu Lisesi’nin tamamen kapatılmasından sonra ne yapılacağına dair yetkilerden bir bilgi almadıklarını aktaran Demirkol, bölgenin özel eğitim ile ilgili bir ortaokula ihtiyaç olduğunu kaydetti. Demirkol, “Eskişehir Şehit Fazıl Yıldırım Anadolu Lisesi’nin geçen yıl kapatılması yönünde karar alındı. Buradaki öğrenciler, iki lise yan yana olmasından kaynaklı olarak mevcutları azdı zaten, birbirleriyle paylaşıyorlardı. 71 Evler’de Emek mahallesinde açılan yeni liseye taşınması gibi bir durum söz konusu oldu, fakat bundan vazgeçtiler. Buradaki öğrencileri kademeli olarak sınıf almadan, yani 9. sınıflara kaydetmeden, 10, 11, 12 şeklinde kademeli olarak onları bitiriyorlar. Gelecek yıl da kayıt almayacak ve o şekilde buradaki lisenin işlevi bitecek artık. Ondan sonra konuşulan çok değişik senaryolar var. Fakat şu anda biz de resmi makamlardan tam olarak ne yapmayı düşündükleriyle ilgili herhangi bir teyit alabilmiş değiliz. Ama şöyle bir şey çok şık olur bizim açısından. Özellikle özel eğitimle ilgili bir ortaokula dönüştürülmesi gibi bir durum söz konusu olabilir. Çünkü buna ihtiyaç var, gün geçtikçe özel eğitim öğrencilerimiz artıyor. Dezavantajlı çocuklarımızın burada hem spor salonu imkanının olması, hem yatılı şeklinde de değerlendirilebilir. Oradaki ihtiyaçlardan birisi budur” şeklinde konuştu.
“Bakış açısını değiştirmeliyiz”
Okullarda artan şiddet olaylarına dikkat çeken Demirkol, fiziki güvenlik önlemlerinin sorunun çözümde tek başına yeterli olmayacağını savundu. Demirkol, “En son hatırlarsanız Turgutlu'da bir vahim olayla karşılaştık. Arkasından Van'dan bir olay geldi. Arkasından yine İstanbul'da bir olay yaşandı. Gerçekten çok sıkıntılı bir süreç yaşanıyor. Bu önlemler kapsamında okullara daha öncesinden 30 bin tane güvenlik görevlisi alınacağıyla ilgili bir açıklama yapılmıştı. Bununla ilgili bazı okullara temin edildi. Arkasından bu olaylardan sonra okullara gece bekçileri görevlendirildi. Gündüz, sabah geliyorlar, okulun kapısında orada görev almaya başladılar. Bu tür güvenlik, fiziki güvenlik önlemleriyle bir nebze bir yere kadar şeyleri engelleyebilirsiniz ama biraz da işin artık farklı bir boyutuna yaklaşmak gerekiyor. Çünkü okullarımızdaki bu olaylar, şiddet olayları toplumun bir yansıması olarak gelmeye başladı. Çünkü toplumumuzda bizim insanlarımızın bakış açısının değişmesi lazım. Öğretmenlere yönelik, eğitimcilere yönelik, eğitim süreçlerine yönelik, daha sonrasında okulun içerisindeki öğrencilere yönelik değişmesi lazım. O nedenle bu bakış açısını değiştirmediğimiz sürece maalesef okuldaki şeyler devam ediyor. Toplumumuzun birbirine bakış açısı, bir hoşgörü ortamının yaratılması lazım artık. Evin içerisindeki çocukları biz yetiştiriyoruz. Bu çocukları biz yetiştirirken okula gönderirken toplumun bir yansıması olarak gönderiyoruz aslında. Bunun farkına varmamız lazım. Çocukları şiddetten korumak ilk önce onlara gösterdiğimiz sevgi, hoşgörü, empatik duygular aşılamakla başlar. Yoksa siz fiziki olarak ne kadar önlem alırsanız alın, bu duyguları, bu bakış açısını çocuklara yerleştiremediğiniz sürece kalıcı sonuç alınamaz” diye konuştu.




