TEPEBAŞI’NDA BORÇ VE DENETİM TARTIŞMASI
Tepebaşı Belediyesi, son dönemde sert eleştirilerin odağı haline gelmiş durumda. AK Parti Tepebaşı Grup Sözcüsü Musab Tayyip Altınkaynak, belediyeyi “borç sarmalına girmekle” ve “vizyon projeler üretememekle” eleştirdi. Buna ek olarak AK Parti Meclis Üyesi Ali Semih Ünlü, Sayıştay raporuyla ilgili ciddi mali usulsüzlük iddialarını gündeme getirdi. Ünlü, seçim döneminde yapılan yüksek harcamaların belediye bütçesinden karşılandığına dikkat çekti. Ayrıca bütçenin yaklaşık yüzde 60’ının belediye şirketlerine aktarıldığını ve bunun meclis tarafından denetlenemediğini ifade etti.
Meclis salonlarında bütçe tartışılırken, parti binalarında da alt yapı sorunu konuşuldu. İYİ Parti İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan altyapı sorunları, yol kalitesi ve kentsel dönüşümdeki yetersizliklere dikkat çekti. Küçükerkan, yerel yönetimlerin en temel sorumluluklarını “halkın içine karışın” diyerek hatırlattı. Vatandaş için belediyecilik; büyük projelerden önce, evinin önündeki yolun düzgün olması, çöpünün düzenli alınması, altyapının sorunsuz işlemesini ifade ediyor. Çünkü ne yazık ki vitrin projeleri bozuk yollar sebebiyle çocuğunu elektrikli bisiklet kazasında kaybeden aile görmüyor. Vatandaş, somut iyileşme görmek istiyor.
KYK YURTLARINDA HİJYEN SKANDALI
Eskişehir Tepebaşı’ndaki Mükrime Hatun KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda yemekhanede farelerin gezdiği ve öğrencilere küflü gıdalar verildiği iddiaları gündeme geldi. Sosyal medyaya yansıyan görüntüler tepki toplarken, CHP Eskişehir Üniversite Komisyonu bu durumun halk sağlığını tehdit ettiğini ve öğrencilerin barınma hakkının ihlal edildiğini savundu.
Bu basit bir “hijyen sorunu” değil. Bu, doğrudan bir yönetim sorunu. Çünkü bir yurtta farelerin yemekhanede dolaşması bir anda ortaya çıkmaz; bu, denetimsizliğin ve ihmalin birikmiş sonucu. Öğrencilerin şikayet etmesine rağmen hiçbir sonuç alamaması ise daha vahim… Öğrencilere bu şartlar mı reva görüldü? Bu zamana kadar ülkenin dört bir tarafından örnekler sosyal medyada hepimizin karşısına çıkmıştır hatta artık şaşırmayacak evreye kadar geldik ne yazık ki… Bu yurtlar barınma ihtiyacını karşılamak için mi var, yoksa öğrencilerin “ne kadarına katlanabileceğini” test etmek için mi?
“AYŞE ÜNLÜCE İLE ARAMIZI BOZAMAZSINIZ!”
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, İstikbal Gazetesi Genel Koordinatörü Meltem Karakaş’ın sorularını yanıtladı. Başkan Kurt, kendisi ile Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce arasında “gizli rekabet” olduğu iddialarını kesin bir dille reddetti. Kurt, ekip ruhuyla hareket ettiklerini ve aralarında herhangi bir kavga ya da tartışma olmadığını ifade etti. Söylentileri art niyetli olarak nitelendiren Kurt, asıl hedefinin CHP’nin iktidar olması olduğunu söyledi.
Eskişehir’de de benzer tartışmalar zaman zaman gündeme geliyor. Ancak Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un son açıklamaları, bu tartışmalara net bir yanıt niteliğinde: “Ben böyle bir rekabet içinde değilim. Biz ekip olarak uyum içinde çalışıyoruz” Kurt’un sözleri, yerel yönetimde gerçek başarının, kişisel rekabet veya dedikodularla değil, iş birliği ve koordinasyonla mümkün olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.Kurt siyasi dedikoduların aksine, gerçek iş birliği ve şehir yararına yapılan çalışmaların, spekülasyonların ötesinde olduğunu bir kez daha vurguluyor.
“ESOGÜ TIP FAKÜLTESİ DEVLET HASTANESİ YERİNE TAŞINSIN”
CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, özelleştirme kapsamına alınan Eskişehir Devlet Hastanesi arazisine, depreme dayanıksız olduğu belirtilen ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nin geçici olarak taşınmasını önerdi. CHP’li İbrahim Arslan’ın dile getirdiği öneri göz ardı edilememesi gereken bir gerçeği işaret ediyor.
Diğer yandan, “hastane yapılacak” söylemi de uzun süredir sahada karşılığı olmayan, vaatten öte gidemeyen bir durum. Vatandaşın randevu almakta zorlandığı bir şehirde, bu tür açıklamaların somut bir karşılığa dönüşmemesi vatandaşın hastane umudunu kırıyor. Eskişehir’de sağlık altyapısı alarm veriyor bu sebeple çözüm önerilerinin uygulanabilir olması gerekiyor. Ertelenen sağlık yatırımlarının faturası ne yazık ki vatandaşa kesilmeye devam ediliyor.
AK PARTİLİ MECLİS ÜYESİNDEN DİKKAT ÇEKEN ÇIKIŞ
AK Parti Meclis Üyesi Metin Öztürk, Odunpazarı Belediyesi’nin yan tarafında bulunan arsanın kat karşılığında müteahhide verilmesine karşı olduğu gibi Eskişehir Devlet Hastanesi’nin bulunduğu arazinin özelleştirilmesine de karşı olduğunu söyledi.
Öztürk’ün çıkışı, aslında basit bir muhalefet değil; daha çok “kamu yararı” ekseninde şekillenen bir hassasiyet olarak değerlendirilmeli. Bir kentin değeri, sadece ekonomik rantla değil, halkının yaşam kalitesiyle ölçülür.
TARLADAKİ KRİZ SOFRAYA YANSIYACAK
Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, son yıllarda artan maliyetlerin üreticiyi ciddi bir çıkmaza sürüklediğini söyledi. Son 2-3 yıldır çiftçinin zarar ettiğini vurgulayan Kılıç, bu durumun temel nedenlerinden birinin üretim planlaması eksikliği olduğunu söylüyor. Çözüm olarak ise akaryakıtta ÖTV ve KDV indirimi gibi destekler önerdi.
Yıldıran Kılıç, “Üretici para kazanamıyor” diyerek bütün durumu özetliyor. Üretici kazanamıyorsa ya üretimden vazgeçiyor ya da borçlanıyor ki iki durumda da üretim diye bir şey artık söz konusu olmuyor.Çiftçi artık “ne kadar ekersem o kadar kazanırım” mantığıyla değil, “acaba zarar eder miyim?” kaygısıyla hareket ediyor. Kılıç’ın önerdiği vergi indirimleri her ne kadar nefes aldırsa da üretici önünü göremediği sürece, hangi destek verilirse verilsin kalıcı bir çözüm sağlanamayacak; tarladaki kriz, mutfağa da yansıyacak.
SEDAT CENGİZ ESKİŞEHİRSPOR’DAN ÖZÜR DİLEDİ
Kütayhaspor’un forveti Sedat Cengiz’in ETİ Puf ile yaptığı gol sevinci, sosyal medyada eleştiri yağmuruna tutuldu. Tepkilerin ardından sosyal medya hesabından paylaşım yapan ve yanlış anlaşıldığını ifade eden Cengiz, Eskişehirspor’dan özür diledi.
Futbol sadece bir oyun değil, duygularla ve hassasiyetlerle şekillenen bir alan, hele de konu Eskişehirspor ise… Sedat Cengiz’in gol sevinci de bu hassas noktaya dokundu. Belki niyetinde bir saygısızlık yoktu ama söz konusu Eskişehirspor gibi köklü bir camia olunca, yapılan her hareketin anlamı büyüyor. Cengiz’in özür dilemesi ise doğru bir yaklaşım çünkü hatanın kendisinden çok, sonrasında gösterilen tavır daha önemli.