Eskişehir'de bu haftanın gündemi: “Yeni Parti’ye geçenler maceraya atıldılar’’

Bu hafta istikbalgazetesi.com Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cansu Tunç, Eskişehir’in gündemini belirleyen kritik başlıkları mercek altına alıyor...

Abone Ol

CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, İstikbal Gazetesi’nden Meltem Karakaş ile yaptığı röportajda YENİ Parti’ye katılan eski CHP’lilerin kararını eleştirerek, sorunların parti içinde çözülmesi gerektiğini savundu. Süllü, CHP’nin 103 yıllık köklü bir siyasi hareket olduğunu belirterek, ayrılanların yeni bir yapıya yönelmesini “maceraya atılmak” olarak değerlendirdi. Kendisinin Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğinin kişisel değil, CHP’nin ilkelerine ve kurumsal kimliğine bağlı olduğunu ifade eden Süllü, genel başkanların değişebileceğini ancak partinin temel değerlerinin kalıcı olduğunu söyledi. Eskişehir’de bazı belediye başkanları ve örgüt yöneticileri üzerinde istifa baskısı kurulduğunu iddia eden Süllü, CHP’nin bölünmesinin siyasi sonuçlarının zaman içinde görüleceğini belirtti.

YENİ Parti’nin kurulmasının temel iddiası, mutlak butlanla gelen yapının sorunları çözmekte yetersiz kalması ve yeni bir anlayışa ihtiyaç duyulduğu. Jale Nur Süllü ise böyle büyük bir kararı basit bir maceracılık olarak tanımlıyor, oldukça ilginç. Süllü: “Dönebilirler. Ben her televizyon programında kesinlikle gidilmemesi gerektiğini, mücadelenin Cumhuriyet Halk Partisi içinde sürdürülmesi gerektiğini ısrarla söyledim. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu da aynı şeyi söyledi. Bu ya çok önemli bir çağrıydı aslında ama bu çağrıyı hiç dinlemediler ve gitmeyi tercih ettiler. Ben yeni bir yapı içerisinde maceraya atıldıklarını düşünüyorum açıkçası.”

Milletvekili Süllü yıllardır omuz omuza siyaset yaptığı yol arkadaşlarının CHP’den ayrılmasına üzüldüğünü de sözlerine ekledi. Bu hafta içerisinde yaptığımız bir sokak röportajında fark ettik ki vatandaş da Milletvekili Süllü’ye üzülüyor. Vatandaşlara “CHP’de kalan ve YENİ Parti’ye geçen milletvekillerinin isimlerini biliyor musunuz? diye sorduk (çoğu kişinin de sadece Utku Çakırözer’i tanıdığını fark ettik) Jale Nur Süllü’nün CHP’de kalma kararını mikrofon uzattığımız çoğu vatandaş biliyor, hatta bir beyefendi; “Jale Nur Süllü kalmış CHP’de, yazık üzüldük yani, alet oluyorlar” şeklinde konuştu.

Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un CHP’den ayrılmasıyla birlikte diğer belediye başkanlarına da partiden ayrılmaları için baskı kurduğunu da söyledi. Süllü: “Ben Kazım Bey'in böyle apar topar hiç kimseye söylemeden ön almasını da doğru bulmuyorum. Ben gideyim arkamdan diğer belediye başkanları gelsin görüşünü çok da onaylamıyorum açıkçası. Ama tabii kendi tercihidir ona da saygı duyuyorum. Ama belediye başkanlarının üzerinde baskı uygulanmasını doğru bulmuyorum.”

DSİ ESKİŞEHİR’DE GÖREVİNİ YAPMIYOR

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl, su sorununa ilişkin yaptığı açıklamalarda DSİ’yi eleştirdi. Bingöl, yeraltı sularının hızla azaldığını, tarımda suyun bilinçsiz kullanıldığını ve şehirde kapsamlı bir su yönetimi planının bulunmadığını savundu. Bingöl, özellikle Çifteler’deki suyun Eskişehir’e taşınması projesinin yıllardır hayata geçirilemediğini belirterek DSİ’nin Eskişehir’deki çalışmalarını yetersiz bulduğunu ifade etti. Tarımda ürün deseninin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bingöl, çok su tüketen ürünlerin yanlış bölgelerde yetiştirildiğini dile getirdi. Seyitgazi Ovası’ndaki yeraltı su kaynaklarının değerlendirilerek hem tarımın korunabileceğini hem de Eskişehir’in su ihtiyacına katkı sağlanabileceğini savundu. Bingöl ayrıca DSİ’nin çalışmalarında siyasi etkilerin bulunduğunu iddia ederek, su yönetiminin merkezi ve bütüncül bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Eskişehir’in su meselesi artık kentin geleceğini ilgilendiren bir konu haline geldi ve hayır, bu sene yağışların çok olması kimseye derin bir oh çektirmemeli. Su çok iyi yönetilmeli. Asla ertelemeye açık bir konu değil. Bingöl de buna dikkat çekerek DSİ’ye yönelik eleştirileri, Eskişehir’in su kaynakları nasıl yönetiliyor ve geleceğe nasıl hazırlanılıyor? diye soruyor aslında. Çifteler’den Eskişehir’e su getirilmesi konusu yıllardır kentin gündeminde. Yıllar boyunca dile getirilen bu proje, beklentilerin aksine kalıcı bir çözüme dönüşmedi. Bingöl, “Çifteler'den 6 yıldır su getirilemiyor. DSİ Eskişehir'de görevini hakkıyla yapamıyor. Burada muhalefet belediyelerinin CHP’li olmasının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle DSİ’nin yetkilerinin kurumsal olarak alınarak Su Bakanlığı kurulması gerektiğini savunuyorum. Bakanlık bütün su yönetimini üstlenmeli ve Türkiye’nin 81 ilinde su yönetimini tek merkezden yürütmelidir" dedi. 6 yıldır gelemeyen suyun elbette siyasi bir tarafı vardır, ancak su sorununu yalnızca tek bir kuruma veya tek bir projeye bağlamak da yeterli değil. Su yönetimi; tarımda vahşi sulama politikaları, şehirleşme, iklim değişikliği, yeraltı su kullanımıyla birlikte değerlendirilmeli.

Bingöl aynı zamanda Çifteler’de özellikle sebze gibi yüksek su tüketen ürünlerin yetiştirilmesini de doğru bulmadığını söyledi. Tarımsal üretimde bölgesel planlamanın önemine vurgu yapan Bingöl, ürün deseninin bölgenin su kapasitesine göre belirlenmesi gerektiğini söyledi. Su yönetiminde doğru politikalar uygulanmadığı takdirde hem üreticiler hem de kentin geleceği daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalacak. Suyu tüketerek mi ilerleyeceğiz yoksa yöneterek mi onu seçmemiz gerekiyor

EĞİTİMDEKİ KAOS İYİCE BÜYÜYOR

Eskişehir’de 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde dört okul binasının daha depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılmasına karar verildi. Boşaltılacak okullar arasında Muzaffer Çil Anadolu Lisesi, Ulu Önder Özel Uygulama Okulu, Mehmet Taş İlkokulu ve Fadime Sarar İmam Hatip Ortaokulu bulunuyor. Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği Başkanı Faik Alkan, daha önce boşaltılan okulların yeniden yapım ve güçlendirme süreçlerinin yavaş ilerlediğini belirterek yeni kararların eğitimde yeni bir karmaşa oluşturacağını ifade etti. Alkan; okul inşaatlarının gecikmesini, plansızlığı, ikili eğitimin kalıcı hale gelmesini ve geçici çözümlerle sorunun ötelenmesini eleştirdi.

Bu okulların boşaltılacak olması o okulun öğrencisi, öğretmeni, velisi büyük bir belirsizliğin içine sürüklenecek. Faik Alkan bu planlama eksikliğine değinerek, boşlatılan binalarla ilgili hızlı ve planlı çözümlerin aranması gerektiğini söylüyor. Eskişehir’de daha önce boşaltılan okulların süreçlerinin ağır ilerlediğini söyleyen Alkan “yeni dönem yeni bir kaos” diyor. Bu okulların depreme dayanıksız olduğunu dün fark edilmedi sonuçta, peki planlama neden son ana bırakılıyor? Okul boşaltıldığında öğrencilerin başka okullara taşınması, ikili eğitime geçilmesi veya ders sürelerinin kısaltılması gibi geçici yöntemlere başvuruluyor. Bu geçici çözümler sürekli hale geldiğinde eğitim kalitesi zarar görüyor. Sorunun temelinde bina eksikliği değil, planlama eksikliği var. Alkan, “Fakat hakkında yıkım ve güçlendirme kararı çıkan okulların sayısı arttıkça çözüm üretmek zorlaşacaktır. Çözüm çok nettir. Kamusal eğitim ve bilimsel planlama ile bu sorunlar çözülebilir” şeklinde uyardı.

YENİ PARTİ’DE ATAMA KRİZİ

YENİ Parti’nin Eskişehir teşkilatlanma sürecinde iç tartışma yaşandığı iddia edildi. CHP Mihalgazi İlçe Başkanlığı görevinden ayrılarak YENİ Parti’ye destek veren Hasan Ünal, İl Başkanı Talat Yalaz’ı sert sözlerle eleştirdi. Ünal, Yalaz’ın parti içinde kişisel hesaplarla hareket ettiğini, kendisine ve destek veren bazı ilçe başkanlarına karşı tavır aldığını ileri sürdü. Mihalgazi, Beylikova ve Çifteler teşkilatlarında yetki belgeleriyle ilgili sorunlar yaşandığını iddia eden Ünal, bu anlayışla partinin Eskişehir’de başarılı olamayacağını savundu. Çifteler İlçe Başkanı Şükrü Keser ise görevi kendi isteğiyle almak istemediğini, gençlerin önünün açılması gerektiğini düşündüğünü belirtti ve tartışmaya girmek istemediğini ifade etti. Yaşananlar, yeni kurulan bir partide teşkilat yapılanması ve yönetim anlayışı tartışmalarını gündeme taşıdı.

CHP Mihalgazi İlçe Başkanlığı görevini bırakıp YENİ Parti saflarına katılan Hasan Ünal’ın Talat Yalaz’a yönelik açıklamaları yenilir yutulur cinsten değil. Ünal’ın iddiasına göre Yalaz elindeki yetkiyi kişisel tercihlerine göre kullanıyor. Ünal, “Ben elimden gelen her şeyi yapmış bulunmaktayım. Ama Talat Beyin bana kişisel husumeti var. Bu yerel seçimlerde başladı. Ben belediye başkan adayıydım. Ben kol kırılır yen içinde kalır, diye hiç konuşmadım. Ama şu an anda ne kol kaldı ne bir şey. O kol benim zaten. Konuşurum artık. Talat Yalaz ilçe başkanı olmama müsaade etmiyor. İlçedekiler benim için CHP’den istifa etti. Koltuk önemli değil bana. Benim olduğum her yer koltuktur bana. Ben CHP’ye çok hizmet ettim ama butlan yönetimine asla inanmadım. Yeni bir yola çıktım ama maalesef bazı insanların eline yetki verildiği zaman bunu kendi kafasına göre kişisel hesaplarına göre kullanıyor. Benim karşıma kimi aday çıkardılarsa onu burada ilçe başkanı yaparlar. Okul arkadaşıymış anladığım kadarıyla” dedi. Benim adamım, senin adamın çekişmesine girmek ve bunun kamuoyuna yansıması partideki inandırıcılığa ve samimiyete zarar verecektir.