13 Mayıs 2014’te Soma’da meydana gelen ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği facianın yıldönümünde konuşan Yaş, aradan geçen yıllara rağmen çalışma yaşamındaki sorunların devam ettiğini belirterek, “301 madencimizi unutmadık, unutturmayacağız” dedi.
“İnsan yaşamı yerine şirketlerin kârı esas alındı”
Soma’da yaşananların kaderle açıklanamayacağını ifade eden Yaş, “Soma faciası, bilimsel ve teknik gerekliliklerin yok sayılmasının, kamusal denetimin etkisizleştirilmesinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru olarak görülmesinin sonucudur” diye konuştu.
Madenciliğin sürekli denetim gerektiren ağır bir iş kolu olduğunu söyleyen Yaş, “Özelleştirme, taşeronlaştırma, kuralsızlaştırma ve piyasalaştırma politikaları kamusal madencilik birikimini tasfiye etmiş, üretimi denetimsiz ve güvencesiz çalışma koşullarına teslim etmiştir” ifadelerini kullandı.
"İş kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebilir"
İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi verilerine dikkat çeken Yaş, Türkiye’de her yıl yaklaşık yedi Soma faciasına denk gelen iş cinayetleri yaşandığını belirtti. Yaş, “Yaşanan iş cinayetlerinin ve iş kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.
Yaş, “Bilimsel ve teknik ölçütler doğrultusunda gerekli adımların atılması halinde göz göre göre gelen faciaların önüne geçmek mümkündür” ifadelerini kullandı.
“Gerçek sorumlular korunuyor”
Soma davasında verilen kararların toplum vicdanını yaraladığını ifade eden Yaş, “Kamu görevlilerinin yargılandığı davada verilen zamanaşımı kararı, Soma’da yaşanan büyük iş cinayetinde kamu sorumluluğunun görünmez kılındığını bir kez daha ortaya koymuştur” dedi.
Doruk Madencilik işçilerinin direnişine de değinen Yaş, “Emekçileri işsizlik ile ölüm arasında tercih yapmaya zorlayan bu anlayış değişmediği sürece yeni Soma’ların yaşanmasının önüne geçmek mümkün değildir” diye konuştu.





