10 Ocak yaklaşırken geleneksel gazeteciler günü yazımı biraz erken kaleme aldım.
Gazetecilik çok farklı bir meslek aslında…
Onu düşündüm.
Diğer meslektaşlarımda nasıl etkileri var bilmiyorum ama bende yan etkileri oluyor.
Şaka yapmıyorum.
Bu mesleği “heyecanla” yapıyor olmamdan olsa gerek…
Örneğin “egzamam” patlak veriyor bazı dönemler…
Stres, kaygı oluştuğunda bende vücudum mutlaka tepki verir.
Bir haber görüyorum.
Gazetecilik tutkusuyla yapıyorum elbet…
Sonra kara kara düşünüyorum.
Bu haber girdi ama Allah sonunu hayır etsin Özge diyorum kendi kendime…
Ama engel de olamıyorum duygularıma…
O haberi yapacağım işte…
Sonra mı?
En ince noktasına kadar irdelemeye başlıyorum durumu…
Haber kaynağından tutun da haberin muhatabına kadar…
Yayınlandıktan sonra bunların düşünmenin manası neyse…
Bana kalırsa bu meslekte en önemli detay vicdan muhasebesini iyi yapabilmen…
Vicdanın rahat ediyorsa haberin dönüşleri de ona göre oluyor.
Halk gazetecinin vicdanına göre tepkisini veriyor, yorumunu yapıyor.
Dönüşlerden anlıyorsun aslında her şeyi…
Aynı gün içerisinde “Allah razı olsun kardeşim senden” denilip de köşeyi döndüğün an “Allah belanı versin lan” cümlelerini duyan başka bir meslek yoktur herhalde…
Tam için huzura eriyor, “Oh bugün de iyilik yaptık be, sesine ses olduk diyorsun ki” diğer o cümle oturuyor kalbine…
Ne yalan diyeyim, kendi adıma alıştım.
Hatta gülümsüyorum.
Bazen arkadaşlarıma anlatıyorum.
“Ya işte bir haber yaptım geçen, sonrasında ilgili kişi beni aradı, azarladı, bağırdı, çağırdı, bende ona şöyle dedim” falan filan diye…
Bakışları değişiyor.
O an kendime geliyorum.
Sonra açıklıyorum: “Bizim meslek böyle. Birilerinin yüzünü güldürürken birilerini de kızdırıyorsun elbet…”
Eskiden biri sesini yükseltince kafaya takıyordum.
Şimdi makara yapıyorum.
Hatta elime telefonu alırken: “Hadi Özge’ye bakalım fırçayı” diyorum.
Öyle de oluyor.
Geçen bir meslektaşım benle ilgili şey dedi: “Sana verdiği tepkiyi bana verseydi valla ben o gün uyuyamazdım”
Uyuyorum ben…
Alıştım.
Saygımı da bozmam.
İnsanları analiz etmeye başladığım günden beri karşı tarafı sakinleştirmeyi bile öğrendim.
Aslında empati yaptığım durumlarda oluyor.
Haklı da buluyorum tepkisini…
Herkes olaya kendi “yönünden” bakıyor.
Ama ben de işimi yapmak zorundayım değil mi?
Gazeteciler pek sevilen meslek grubu değildir.
Sevmeyen kesim haklı mı?
Muhakkak…
Haklı nedenleri mutlaka vardır.
Ama seven kesim de olmalı…
Arttırmak için çabalamalıyız en azından…
Valla ben günlük tutmaya başladım.
Aylık duyduğum Allah razı olsun cümlesi Allah belanı versin cümlesini geçiyorsa ince bir hesap yapıyorum.
Gerçi “Bela” sözcüğü de göreceli elbet…
Birilerinin aleyhine olan toplumun lehine de olabilir.
Aman neyse ya çok karışık bir alemdeyiz işte…
İşin özeti…
Yaptığımız iş sonrasında mutluysak, huzurluysak bir şeyler doğru gidiyor demektir.