Gençlik nereye gidiyor?

Abone Ol

Toplum olarak en çok şikâyet ettiğimiz konulardan biri, ahlaki değerlerimizin erozyona uğraması. Eskiden ayıp sayılan, mahrem kabul edilen pek çok şey artık günlük hayatın olağan bir parçası hâline geldi. Genç kızların giyim tercihlerinden sosyal medya paylaşımlarına kadar, her şey daha cesur, daha açık ve daha dikkat çekici. Sokakta, kafede, okulda… Telefon ellerde, bakışlar ekranlarda; sanki hayat bir sahne ve herkes kendini izletecek bir rol peşinde.

Peki bu gençlik nereye gidiyor? Bir zamanlar “utanma duygusu” toplumun en temel değerlerinden biriydi. Bugün ise sınırlar silikleşmiş durumda. Ailelerin, öğretmenlerin ve toplumun aktardığı değerler, sosyal medyanın hızına yetişemiyor. Beğeni toplamak, takipçi kazanmak, görünür olmak; neredeyse yeni bir yaşam biçimi hâline gelmiş durumda.

Ama burada durup düşünmemiz gerekiyor. Sorun yalnızca gençlerin kıyafet tercihi değil. Sorun, gençlerin kimden ve nereden etkilendiği. Onlara doğru rol modeller sunabiliyor muyuz? Ahlaki değerleri baskıyla değil, anlayışla aktarabiliyor muyuz? Yoksa sürekli eleştirip, suçlayarak onları daha da uzaklaştırıyor muyuz?

Toplumsal değerler, yasaklarla değil, ikna ile yaşatılır. Gençlere doğruyu gösterecek örnekler sunmadıkça, sadece eleştirmek çözüm olmayacak. Onlara, neden mahremiyetin, neden sınırların, neden saygının önemli olduğunu anlatabilirsek; belki de bu gidişatı tersine çevirebiliriz. Aksi halde yarın bir gün şunu demek zorunda kalabiliriz: “Biz sustuk, sosyal medya konuştu; gençliği biz değil, ekranlar büyüttü.”