Bazı anlar oluyor ki…
Sözcükler adeta akıyor.
Ama bazı zamanlar gitmiyor kalem…
Zorluyorsun yazabilmek için…
Öyle bir zamandayım.
Yazarken zorlanıyorum inanın.
Eskişehir gündeminden bahsederek bunaltmak da istemiyorum sürekli…
Çünkü insanların duygularının da törpülenmesi gerektiğine inanıyorum.
Hayal kurmayı çok seviyorum.
Hayal kuranları da çok seviyorum.
Belki de masallara olan ilgim bu yüzden…
Bir masal kitabında yazıyordu: “Peki, bulutlara çıkıp selam veren, su perileriyle oynayıp kuzularla arkadaş olan bir lastik top tanıdınız mı?”
Tanımadım ama tanıştırabilecek hayal gücümün olduğuna inanıyorum.
Kapasana gözünü…
Bir bulut düşün.
Sürekli gülümseyen…
Bilmem ki, bulut dediğin gülümsemeli.
Kuzular da, lastik topta…
Bulut “veren” taraf sanki…
Kendini feda eden…
İçimizde yarattığı sıcak his böyle bir his yaratıyor belki de…
Çocukların üzerinde zıplamak istemeleri bundan olsa gerek…
Bulut, kuzu ve lastik top ayrı kulvarlarda ama çok iyi arkadaş…
Üçü de bambaşka dünyadan gelmişler ama mutlular.
Konuşabilseler üçünün de dili ve ırkı farklı olurdu büyük ihtimal…
Amaçları da inançları da…
Ama paylaştıkları yer aynı…
Ve onlar aynı yeri paylaşıyor.
Gökyüzünü…
Yağmur da onların, güneş de…
Kar da, gök gürültüsü de, sis de…
Buluta da yer var orada, kuzuya da lastik topa da…
Sana da bana da herkese de…
Çünkü…
Gökyüzü hepimizin…
Mavi hepimizin…
Yaşam hepimizin…