HAC İBADETİ

Abone Ol

Kıymetli Okuyucularım!
Bu sene hac ibadetini ifa edecek kardeşlerimizi bu mukaddes yolculuğun tatlı heyecanı sarmış durumda. Hacca gidecek din kardeşlerimiz önümüzdeki günlerde yollara dökülecek ve nasip olursa hac farizalarını eda edip gelecekler. Bu vesile ile bukünkü yazımda sütunların elverdiği kadar Hac mevzuunu işleyeceğim.
Bilindiği üzere İslam dininin rükunlarından biri de hac farizasıdır. Mali imkanı ve sağlığı yerinde olan akıllı ve mükellef her müslümana ömründe bir kere hacca gitmek farzdır. Hac; ihrama girerek muayyen günlerde Beytullah'ı ziyaret, Arafat'ta vakfe yapmak ve bunlara tabi olan vazifeleri yerine getirmektir. Hazreti Allah ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: "Hiç şüphesiz yeryüzünde insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke'deki çok feyizli, iman ve hidayet nurlarıyla dolu olan Kabe'dir. Orada Allah'ın kudret ve azametini gösteren apaçık ayetler, İbrahim (a.s.)'ın makamı vardır. Kim oraya girerse emin olur, emniyet bulur. Oraya gitmeye gücü yeten kimsenin o beyti hac (ve ziyaret) etmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim küfrederse şüphesiz ki Allah alemlerden gani (müstağni)dir." (Al-i İmran, 96-97)
Ebu Hureyre (r.a.) hazretlerinin rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifta Allah'ın Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar, Allah'ü Teala size haccı farz kıldı. O halde haccınızı ifa edin" (Müslim, Riyazüssalihin Tercümesi c.2 s.520 No.1277)
Cenab-ı Hak, Beyt-i Şerifini ziyaret için halkın arasından bazı kullarını seçer ve onların kalplerine ilahi bir davet vaki olur. Bu daveti alanlar, kimi uçakla uçarak, kimi vasıtasıyla koşarak, kimi bineğine binmiş ve kimi yaya olarak yollara koyulur. Halk arasından seçilmiş olan bu kimseler hakkında Cenab-ı Hak buyuruyor ki;
" İnsanlar içinde haccı ilan et. Gerek yaya, gerek her uzak yoldan gelecek arık develerin üstünde (süvari) olarak sana gelsinler. Ta ki kendilerine ait menfaatlara şahid ve (hazır) olsunlar. Allah'ın rızk olarak kendilerine verdiği dört ayaklı davarlar (kurbanlıklar) üzerine malum olan günlerde Allah'ın adını ansınlar. İşte bunlardan yeyin, yoksulu, fakiri de doyurun. " (Hac,27-28)
İşte, hac yolculuğuna çıkmış aşk kervanları bu daveti duymuş, gönlü Allah'a kulluk gayretiyle tutuşmuş islam aşıklarıdır.
İnsan yüksek bir makamdan davet aldığı zaman sevincinden yerinde duramaz. O davete icabet etmek için can atar. Oraya gitmekten de şeref duyar. Hacca davet alemlerin yaratıcısı Hazreti Allah'tan gelmektedir. Şair öyle diyor:
"Her kime Kabe nasip olsa Hüda anı davet eder.
Herkes sevdiğini hanesine davet eder."
Yeryüzünde Kabe'den daha şerefli bir bina yoktur. Çünkü onun inşaasını emreden Allah'ü Teala'dır. Bu emri bildirip planını tarif eden Cebrail Aleyhisselamdır.
Allah'ü Teala Hazret-i Adem'i cennetten yeryüzüne indirirken "Ben, seninle birlikte, Arşımın etrafında olduğu gibi, etrafında tavaf edilecek, Arşımın yanında namaz kılındığı gibi yanında namaz kılınacak bir Beyt-i Şerifi de indiriyorum" buyurdu. Hazreti Nuh zamanındaki tufanda bu Kabe semaya kaldırıldı. Peygamberler haccediyorlar ve fakat Kabe'nin yerini bilemiyorlardı.
İbrahim Aleyhisselam onun yerini tayin edip Hira, Sebir, Lübnan, Tur ve Hayr dağlarından taşlarını getirdi. (Oğlu İsmail ile birlikte) Kabe'nin binasını kurdu.
Bugünkü haline esas olan binayı yapan Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail, onlarıN yardımcıları da vazifeli meleklerdir. Kabe'nin inşaası bittikten sonra Cebrail Aleyhisselam hac farizasının nasıl yapılacağını bütün şekilleriyle Hazreti İbrahim'e öğretmiştir. İbrahim Aleyhisselam da Allah'ü Teala'nın emriyle, Kur'an-ı Kerim'de "Makam-ı İbrahim" diye yadedilen ve namaz kılınan mübarek yerden;
"-Ey insanlar! Rabbinizin beytini ziyarete davetlisiniz, icabet ediniz!" diye ilan etti. Oğlu Hazreti İsmail ile beraber, ilk hac ziyaretini yerine getirdi. Onun bu davetine uyan müminler de asırlardır Lebbeyk nidalariyla hac ibadetini yapagelmektedirler.
Her samimi müslümanın hasret duyduğu, rüyalarına girdiği mukaddes belde Mekke ve Medine (Haremeyn-i Şerifeyn)'i ziyaret ve haccetmek Cenab-ı Hakkın bir emrini yerine getirmenin manevi huzurunu verdiği gibi, uhrevi birçok mükafatları da kazandırır.
Hangi mümin, hac yapmak için yola çıkarsa, attığı adımların her birine bir sevap verilir ve derecesi yükseltilir. Arafat'ta vakfe yaparsa Aziz ve Celil olan Allah, meleklere hitaben; "Ey meleklerim! Kullarımı (buralara kadar) getiren nedir?" buyurur. Melekler de: "Rızanı ve cennetini istiyorlar"cevabını verirler. Allah'ü Teala buyurur ki:
"Ben zatımı ve bütün yarattıklarımı şahit tutuyorum ki, onları yarlığadım. Ne kadar çok olursa olsun; dehrin günleri, çölün kumları kadar çok olsa bile, onların günahlarını bağışladım" buyurur.
Şeytan taşlama adı verilen cemreleri attığı vakit, Allah'ü Teala: "İşlemekte bulunduklarına karşılık gözlerini aydın kılacak şeylerden (kendileri için) nelerin (yaratılıp) gizlendiğini (zatımdan başka) hiçbir kimse bilemez. Başını tıraş ettiği zaman yere düşen saçlar sayısınca, kıyamet günü nur verilir. Veda tavafını yaparak ayrıldığı zaman, anasından doğduğu gündeki gibi, günahsız olarak, (memleketine) döner. (et-Terğib ve't-Terhib c.2, s.177)
Bu ne devlet, ne saadet, bu ne câh,
Ki olasın tâifi dergâh-ı ilâh...