Son dönemde yaşanan yağmur yağışları barajlardaki su seviyesinin artmasında etkili oldu. Yaşanan yağmur yağışlarını ve barajların doluluk oranlarını tarımsal üretim açısından Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder değerlendirdi. Güder, “Yoğun yağışlar kısa vadede su potansiyelini oldukça, şehrimizde de yükseltti. Ancak orta ve uzun vadede baktığımızda bu yağışların yeterli olmadığını ve halen kuraklık tehdidi altında olduğumuzu açık ve net olarak söylemek isterim. Yüzeysel olarak akışa geçen bu yağışlar ve yer altı sularında kayda değer bir artış yapmamıştır. Çünkü akiferler, yer altı rezervleri halen istenen düzeylerde değildir. Ancak yoğun yağış oldu mu, gerçekten ülkemizde de oldu, Eskişehir'imizde de oldu. Özellikle bazı yerlerde, Adana gibi, Manisa gibi, Konya gibi yerler sel felaketiyle tarımsal açıdan da çok zor günler geçirdi ve halen geçirmektedir. Şimdi meteorolojik kuraklık olarak baktığımızda şu an için meteorolojik kuraklıktan söz edemiyoruz çünkü yok. Ancak hidrolojik kuraklık halen devam ediyor. Özellikle de Marmara'nın bazı kesimlerinde, Ege'de ve İç Anadolu'da, Eskişehir'in de içinde olduğu yerde hidrolojik kuraklıktan bahsedebiliyoruz. Şimdi Türkiye'de 2026 yılında gerçekleşen yağışlar yaklaşık son 65-70 yılın en yüksek yağışları. Eskişehir özeline geldiğimizde bizde de uzun yıllar yağış ortalaması olarak baktığımızda şurada yıllara göre, 2024, 2025 tek tek, ay ay, eylül ayından başlayarak mayısa kadar devam eden yağış ortalamaları var. Burada Eskişehir özelinde baktığımızda şehir, 100 milimetrenin üzerinde yağış aldı. Bu durum mevcut ekimleri ve yeni yapılacak ekilişleri de çok olumlu etkileyecektir” diye konuştu.
ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇ ÇOK KRİTİK”
Eskişehir’deki barajlarının doluluk oranları hakkında bilgi veren Güder, önümüzdeki sürecin çok kritik olduğunu söyledi. Güder, “4 Haziran ve itibarıyla Porsuk Barajı'mızın doluluk oranı yüzde 48.9. Porsuk hem sulama suyu ihtiyacı hem tarım sulaması hem de içme suyu ihtiyacını karşılayan bir barajımız. Onun dışında şehrimizdeki diğer barajlarımız Dodurga Barajı yüzde 28.8, Çatören yüzde 76.9 ve Kunduzlar Barajı yüzde 13.8 doluluk oranlarındalar. Ancak önümüzdeki süreçte bizi neler bekliyor, bu çok kritik. Suyun Dünyada da yüzde 77'si tarımsal sulamada kullanılıyor. Durum böyle olunca yoğun bir şekilde yer altı suları da baskı altında. Hep diyoruz, yüzey suları çok fazla ancak yer altı suları henüz istenen düzeyde dolmadı. Dolayısıyla tarımda biz sürdürülebilirlik istiyor isek eğer bu su kaynaklarının verimli olarak kullanılmasını sağlamalıyız. Kaçak kuyular, dönemine göre kurak iklime uygun ürünlerin ekilip dikilmesi, suyu az isteyen ya da suyu hiç istemeyen ürünlerin ekilmesi dikilmesi, onun dışında suyla ilgili su yönetimini sağlayacak entegre su yönetiminin gerçekleştirilmesi, basınçlı sulama sistemlerinden özellikle damla sulamaların hayata geçirilmesi, bunlar çok kritik. Bunlarla ilgili de çiftçinin tabii ki bilgilendirilmesinin yanında desteklenmesi de çok önemlidir. Su kalitesi de tarımsal üretimde çok önemli. Üreticilerimiz maalesef ki dönem dönem, bazen çok fazla miktarda gübre kullanıyorlar, özellikle azotlu gübre. Bu gübre kullanımı toprakta nitrat birikmesine sebep oluyor. Bu nitrat birikmesi de yer altı sularıyla birlikte toprağa, yer altı suyuna, içme suyuna karışabiliyor. Onun dışında pestisit kullanımının da kontrollü olarak yapılması ve bu konuda da çalışılması çok önemli. Suyun sınırlı bir kaynak olduğunu, özellikle tarımda, hayvancılıkta, endüstride ve evsel olarak kullanımda da dikkat edilmesi gerekliliğini, tasarruflu kullanılması gerektiğini bir kere daha vurguluyorum. Tarımın geleceği toprağımıza, suyumuza, havamıza, doğal kaynaklarımıza ve tabii ki çiftçimize sahip çıkılmasıyla önemlidir ”şeklinde konuştu.





