Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, bir hafta önce bir basın açıklaması yaptı…
Açıklamasının şu şekilde özetleyebiliriz!
Eskişehir’in Ankara’da güçlü bir siyasi lobiye sahip olmadığını, kentin sağlık, ulaşım ve kamu yatırımları başta olmak üzere birçok alanda hak ettiği hizmeti alamadığını söyledi.
Başka neler söyledi:
- Milletvekilleri şehir için daha fazla sorumluluk almalı! Şehir için ciddi politika dışında ortak çalışma yürütmeli. Bürokratlara Eskişehir’in sahipsiz olmadığını göstermeliler!
Bu açıklamadan bir hafta sonra Köksal, bir açıklama daha yaptı…
Bu kez söze şu cümleyle başladı:
-İlimize sadece UFO düşmediği kaldı!
Köksal, kentteki sağlık kurumlarının işleyişi ve idari atamalar hakkında oldukça sert konuştu ve bürokrasi dünyasına liyakat ve şeffaflık çağrısında bulundu!
Bu çağrıya kulak veren olur mu?
Sanmıyorum.
Şu sıralar Hasan Hüseyin Köksal’ın açıklamalarına bakarsanız, Eskişehir’in siyaset ve bürokrasi dünyasında düşen UFO’nun içindeki uzaylının kendisinin olduğunu söylemek mümkün!
Herkesten farklı…
Herkesten ayrı…
Herkesten daha fazla karma…
Herkesten bağımsız…
Herkesten daha fazla özgün!
Uzaylı değilse bile “ayrık otu” olduğu kesin!
-Aman bunu kimse fark etmesin, denilen bir olayı kısa süre içinde Köksal’dan duyuyoruz…
Ve ön bahçeye Köksal’dan minik bir eleştiri:
- Sizin belediyelerden farkınız ne! Belediye başkanı aday yapmak isteyip hırsız ilan edilen bürokratlar saymayalım birde!
Tanımadığın birinden neden nefret edersin
İnsan tanımadığı birinden nefret edebilir mi?
Belki 30 yıl önce böyle bir soru olamazdı. Sonuçta insanlar pek az kişiyi tanıyordu. Gazete ve televizyonda gördükleri kişilerden nefret edebiliyordu…
Genel olarak bu politikacılar olurdu…
Milli bir yarışmayı kaybeden sporcu olabilirdi…
Rakip takımın futbolcusu, basketbolcusu kısacası yarışmacısı olabilirdi…
Sosyal medya ile bu çerçeve genişledi.
Sizin hiç tanımadığınız bilmediğiniz biri sizden nefret edebilir. Bir nedeni yoktur, bu nefretin! Sizin haberiniz bile yoktur! Ama o nefretini bulduğu araçlarla kusmaya devam eder!
Toplumlarda öyledir! kendi kalıplarına uymayan, manipüle edilemeyen veya boyun eğmeyen kişileri genellikle "tehdit" olarak algılar. Bu durum çevredekilerde bir korku ve buna bağlı bir nefret yaratır. Ancak başkalarının beklentilerine göre hareket etmeyi reddetmek, yani kontrol edilememek, kişinin kendi hayatının ve iradesinin dizginlerini eline alması anlamına gelir ki; bu da gerçek gücün ta kendisidir…