İBADETLERİMİZDE İHLASIN YERİ

Abone Ol

Değerli Okuyucularım!
Bugünkü yazımda sizlerle "İhlas" mevzuunu işlemeye çalışacağım. İhlas, riyanın zıddıdır. Riya; insanoğlunun yaptığı işleri, ibadetleri başkalarına gösteriş için yapması, bununla dünyevi menfaat elde etme düşüncesi taşıması demektir. İhlas ise yaptığı işleri ve ibadetleri sırf Allah rızası için yapması, başka düşünceler taşımaması demektir.
İhlas: Daima Allah'ın rızasını kazanmak maksadı ile onun rızasına uygun olarak konuşmak, davranmak, ibadet etmek, yaşamaktır. İhlaslı mü'minlere muhlis denir.
Ruhul Beyan tefsirinde ihlas şöyle tarif edilmiştir: Yaptığın amale Allah'tan başkasının muttali olmaması, o amelde kendi nefsine bir pay görmemen, o amelin Allah'ın sana bir nimeti olduğunu ve o ameli yapmak üzere Allah'ın seni muvaffak kıldığını bilmen, o amelin karşılığında Allah'dan bir ecir ve karşılık beklememendir. (Ruhul-Beyan c.10 s. 489)
Rabbimiz bir hadis-i kudside şöyle buyuruyor: "İhlas benim sırlarımdam bir sırdır, onu sevdiğim kulumun kalbine koyarım. Ona melek muttali olamazki yazsın, şeytan muttali olamazki bozsun." (Hazinet-ül Esrar)
Bütün işlerinde ihlas üzere olanları şeytanın yoldan çıkaramayacağını Hz. Allah ayeti kerimesinde bildiriyor. "İblis, ya rabbi senin izzetine yemin ederim ki ihlaslı kulların hariç olduğu halde onların hepsini iğva ve idlal ederim, dedi. Cenab-ı Hak: doğrudur, ben hakkı söylerim ki ya iblis, zürriyetinden ve insanlardan sana tabi olanları cehenneme doldururum.(Sad:82-85)
Bu ayeti celilede beyan olunduğuna göre iblis ihlaslı olmayanları yeminle hak yoldan saptıracağını bildiriyor. Anlaşılıyor ki şeytan ihlas sahiplerini idlale yol bulamıyor. Insan bütün ibadet ve taatının ihlasla yaparsa ebedi felaha nail olur. Ihlası terkedip riyakarane ibadet edenleri ise iblis idlale yol bulur.
Ibrahim oğlu şakik der ki: amellerin kalesi üçtür, bu üç şey amelleri korur: 1- Amellerin Allah'tan bir lütuf olduğunu bilmektir. Ta ki ucub ve gurur damarları kırılsın.
Insan bir şey yaptım diye kendi kendine böbürlenmesin. 2- Amelleri sırf Allah rızası için yapmak. Ta ki hevai arzular kırılsın. 3- Amellerin ecrini yalnız Allah'tan beklemektir. Ta ki böylece tamah ve riya duyguları kırılsın. İşte bu üç şeye riayet edildiği taktirde ameller sırf Allah rızası için yani ihlasla yapılmış olur. (Tenbih-ül Ğafilin)
Muaz İbni Cebel Yemen'e vali olarak tayin olunup halka islamiyeti anlatmak, Kur'an-ı Kerim öğretmek üzere giderken, peygamberimiz Medine'nin dışına kadar onu uğurlamışlar, Peygamber efendimiz: "Ey Muaz sen ihlas ile amel et, az amel sana yeter" buyurmuşlardır.
Kurtuluş üç şeyle mümkündür: İlim, amel, ihlas.
İmam-ı Gazali: Riya ve ucubdan salim ve ihlasla olan az ibadet kıyamet günü Hz. Allah'ın katlaması ile nihayetsiz bir amel olur. Riya ve ucub ile olan amel çok da olsa hiç faydası olmaz. İhlas elde edilmedikçe riyadan kurtulmak mümkün değildir.
Cenab-ı Hak sırf kendisi için yapılan amelleri, yani ihlas ile yapılan amelleri kabul eder. Riya için, insanlar görsün diye yapılan amelleri kabul etmez. Bunların ahirette sevabı da olmaz. Gösteriş için yapılan bu amellerin sahibinin gideceği yer de cehennemdir.
Hatem-i Tâi naklediyor. Rasülüllah s.a.v. buyurdular ki: "Kıyamet günü insanlardan bir bölük cennete sevkedilir. Cennetin köşklerini, cennet ehli için hazırlanan nimetleri, cennetin bütün ihtişamını gördükleri anda kendilerini oraya götüren vazifeli meleklere; "çevirin onları geri, onların orada nasibi yoktur" denilerek hasret ve nedametle geri döndürülürler ki ne evvelkiler ve ne de sonrakiler böyle bir hasret ve nedametle geri dönmemişlerdir. Bu sırada derler ki: "Ey Rabbimiz! Ne olur bizi geri döndürmeseydin." Cenab-ı Hak da cevaben: "Bana karşı azamet ve gurur içinde bulunuyor, insanların yanında tevazu gösteriyordunuz.Böylece kalbinizde mevcut duygunun aksine amellerinizle insanlara mürâilik ediyordunuz. İnsanlardan korkuyordunuz da benden korkmuyordunuz. Onlara tevazu gösterip şanlarını yüceltiyordunuz da bana tevazu gösterip şanımı yüceltmiyordunuz. Herhangi bir şeyi insanlardan korktuğunuzdan terkediyordunuz da benden korktuğunuzdan terketmiyordunuz. Bugün size cennetimi haram kıldığım gibi azabımın en acıklısını da tattıracağım."
Ebu Hüreyre r.a. Peygamberimizden naklediyor: "Kıyamet günü Allah mahlukatı arasında hükmeder, hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna her sınıf insan toplulukları gelir. İlk hesaba çağrılanlar alimler, şehitler ve zenginler olur. Allah alime sorar: "Sana sayısız nimetler verdim. Bu nimetlerime karşı ne amel ettin?" Alim cevap verir: "Senin ilmini, Kur'anını öğrendim, insanlara öğrettim ve kendim de senin Kur'anını okudum." Allah'ü Teala: "Yalan söyledin" der. Melekler de: "Yalan söyledin, sen, "fülan kişi ne güzel Kur'an okuyor" desinler diye ilim öğrendin ve senin için böyle dendi de. Mükafatını dünyada insanlardan aldın." Der. Allah savaşlarda ölenlere: "Sen ne amel ettin?" diye sorar. O da cevap verir: "Senin yolunda savaştım ve öldürüldüm." Allah Teala: "Yalan söyledin" der. Melekler de. "Yalan söyledin. Sen savaşa Allah için gitmedin. "ne cesur adam" desinler diye gittin. Ve senin hakkında bvöyle dendi de. » Servet sahibine, zengine sorar : « Sana verdiğim mal-mülk, servetle ne yaptın ?" O da cevaben: "Hayırlar yaptım, sadakalar verdim, malımla senin yolunda hizmet ettim" der. Allah Teala : « Yalan söyledin » der. Melekler de şöyle der : « Yalan söyledin. Sen Allah için yapmadın ki. "Ne cömert adam, ne iyiliksever adam" desinler diye yaptın. Ve senin için böyle dendi de. Sonra Rasülüllah s.a.v. eli ile benim dizime vurarak "Ey Ebu Hüreyre! Kıyamet günü Allah'ın mahlukatından cehennemin ilk yakacağı bu üç sınıf insandır."
Bu haber Muaviye'ye (r.a.) ulaşınca ağladı, "Allah ve Resülü doğru söyledi" dedi ve şu ayeti okudu: "Kim dünya hayatı ve zinetini murat ederse onların amellerinin karşılığını dünyada veririz ve onlar dünyada bir eksikliğe de uğratılmazlar. Onlar öyle kimselerdir ki, ahirette onlar için bir nasip yoktur. Ancak ateş vardır. Dünyada işledikleri boşa gider. Yapmış olageldikleri de batıldır." (Hud, 15-16)
Kıymetli okuyucularım, görülüyor ki insanın dünyada yaptığı iyi ve güzel işlerinin mükafatını ahirette elde edebilmeleri, onları ihlasls, sırf Allah rızası için yapmalarına bağlıdır. Onun için yaptığımız işleri ve ibadetleri bu duygularla yapalım ki ahirette eli boş kalmayalım.