İhtiyacımızı boş ver gel biraz konuşalım

Abone Ol

Kimi zaman bir haberin değeri, yapılan işin büyüklüğünde değil, hatırlattığı gerçekte saklıdır. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin yaptığı bir ziyareti ilgimi çekmişti, not almıştım…

Ünlüce, mahalle muhtarı Muzaffer Çimen ile birlikte Osmangazi Mahallesi'nde yaşayan 94 yaşındaki Ali İhsan İşyapar ile 87 yaşındaki Necmiye İşyapar'ı ziyaret edip onlarla sohbet etmesiyle ilgili…

Bu ziyaret, başka bir gerçeği yeniden düşünmemize neden oluyor…

Ara sıra hepimizin yaptığını yapıyoruz…

Yaşlı bir büyüğümüzü gördüğümüzde ona yardım etmeye çalışıyoruz. Komşumuz, akrabamız ya da aile büyüğümüz olabilir…

Genellikle şu soruyu yöneltiyoruz:

-Bir ihtiyacınız var mı?

Aldığımız yanıt genellikle şu şekilde oluyor…

-İhtiyacı boş ver evladım, gel biraz konuşalım!

Yaşlıların en büyük ihtiyacı çoğu zaman ilaç değil, eksik gedik değil! Biraz sohbet. Çünkü yalnızlık, yaş ilerledikçe en ağır yüklerden biri haline geliyor. Günler birbirinin aynısı oluyor; kapı çalmıyor, telefon susuyor, anlatacak anılar ise dinleyecek birini bekliyor.

Bugün toplum olarak yaşlılarımızın ihtiyaç listesine yeniden bakmamız gerekiyor. Elbette sağlık hizmetleri, ekonomik destekler ve bakım önemlidir. Ama bunların yanında belki de en değerli destek, birkaç dakikalık samimi bir sohbet, hal hatır sormak ve "Nasılsınız?" sorusuna verilen yanıtı gerçekten dinlemektir…

Çoğu zaman bir insanın en büyük ihtiyacı, kendisini dinleyecek başka bir insan, olduğunu unutmayın!

ACİL ADALET HAYATIN VAZGEÇİLMEZİDİR!

Dünya Kupası sona erdi. İspanya finalde Arjantin’i 1-0 mağlup ederek, kupanın sahibi oldu. Final maçında akıllarda İspanya’nın güzel futbolu Arjantin’in ise kabalığı öne çıktı…

Psikiyatrist Prof. Dr. Veysi Çeri, Arjantin’in neden böyle davrandığını ve neden göz yumulduğunu sosyal medya hesabından gayet güzel açıklıyor…

-Arjantin Milli Takımı, eskiden böyle çirkef ve kaba bir imaj taşımıyordu; bu dönüşüm, Stanford Hapishane Deneyi’nde olduğu gibi, küçük kötülüklere göz yumuldukça adım adım gerçekleşti. Turnuvanın başında masum görünen fauller, itişmeler ve hakemlere baskı gibi davranışlar, zaman içinde görmezden gelindikçe normalleşti ve büyüyerek bütün dünyanın nefret ettiği, sportmenlikten uzak, kaba saba bir takım kimliğine evrildi. Kötülük yapanı görmezden gelmek, onu cesaretlendirir ve daha da kötüleştirir; çünkü cezasızlık, sınırları belirsizleştirir ve ahlaki çürümeyi hızlandırır. Bu nedenle acil adalet, hem sahada hem hayatta vazgeçilmezdir: Küçük ihlalleri anında cezalandırmak, büyük faciaların önünü keser, adaleti tesis eder ve toplumları ya da takımları, yavaş yavaş çürümekten korur.

CAHİLLERİN PROTOKOLÜ!

CHP’nin eski genel başkanı Deniz Baykal’ın eşi Olcay Baykal’ın cenaze töreninde Muharrem İnce’nin, Kemal Kılıçdaroğlu ile yan yana geldiği için sosyal medyada bazı kesimler tarafından eleştirilmişti…

İnce, eleştirilere şöyle yanıt veriyor:

-Eski Genel Başkanımız rahmetli Deniz Baykal’ın kıymetli eşi Olcay Baykal’ın cenazesine; Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Özel ve birçok eski yeni CHP yöneticisi milletvekili katıldı. Buradan bir kare fotoğraf çekip siyasi analiz yapmak ahlaksızlıktır! Cenazede saf tutulur, sağında solunda kim var bakmazsın. Müteveffaya son görevi yerine getirmek üzere bir araya gelmiş müminler dualarını eder ve dağılırlar. Kendini muhalif zanneden kimilerinde akıl kalmamış, ahlak kalmamış, izan kalmamış. Cenaze namazında kimin kiminle yan yana saf tutacağına ilişkin bir protokol mü var? Cahiller!

İŞ İŞTEN GEÇTİKTEN SONRA!

İncili Çavuş, padişahın isteği üzerine vezirlerinden birinin taklidini yaparak padişahı eğlendirmiş.

Bunu duyan vezir haliyle çok kızmış:

-İncili'yi geberteyim de aleme ibret olsun, demiş.

Can derdine düşen İncili, padişaha koşup durumu anlatmış.

Padişah:

-Hele öldürsün de göreyim... Ben de onu asarım! deyince,

İncili:

-Aman hünkarım, demiş. Beni öldürmeden önce onu assanız olmaz mı?

Eskişehir'de de işler pek farklı yürümüyor.

İş işten geçtikten sonra ya ölüyoruz, ya asılıyoruz!

DÜNYAYI UTANANLAR GÜZELLEŞTİRECEK!

Bergman “Utanmanın” yüceliğini şu cümlelerle anlatıyor:

-Dünyayı bir tek utanan insanlar kurtarabilir. Çünkü utanmak "kibir" denilen en büyük günahın panzehiridir. Yalanın, iftiranın, hırsızlığın, pişkinliğin, arsızlığın önündeki en büyük engeldir!

…/…

Dünyayı utananlar güzelleştirecek!

BİZ BÖYLE KONUŞTURDUK!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Ayşe Başkan, Kazım başkan yeni partinin binası hazır mı? Kiraları falan kim ödeyecek, ayarladınız mı?

Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce: Ben İstasyon bölgesinde olsun diyorum, gelen ve gidenler için iyi olur!

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt: Bence Akarbaşı’nda olsun hem CHP’ye yakın olur hem de bana! Üstelik taşınması da kolay!

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!

1930'lu yıllar. Eskişehir Yediler semti…

Fotoğrafta Yediler köprüsü ve çeşmesi görülüyor… Yeni açılan lise caddesi ve gerilerde tarihi Alaattin Cami görülüyor…

SAYFANIN SÖZÜ!

Bana benim hakkımda ne söylediklerini söyleme; bana neden sana bunu söyleyecek kadar rahat hissettiler onu söyle. Victor Hugo