İYİ Kİ DOĞDUN SONBAHAR!

Abone Ol

Sonbahar güzel ve hazin bir mevsim…
Hazinliğini nereden alır bilmem ancak bir yakarış mevsimi…
Yaşanmışlıkları, hüzünleri cephanesinde biriktiriyor, Kasım ayıyla birlikte dışa vuruyor öfkesini, sitemini…
Yıpranması ondan…
Kuruyan yaprakların üzerinden yürüyünce bir ses gelir ya…
Sanki cılız bir feryat…
Acının dışa vurumu…
Geçen bir banka oturdum, uzun uzun seyrettim sonbaharı…
Sonbahar da doğmak ayrıcalık dedim.
Bana doğduğum mevsimi seçtirselerdi “sonbahar” derdim.
Kış kadar sert değil, yaz kadar bunaltıcı…
Sonbahar durduğun, mola verdiğin, nefes aldığın yer arkadaş!
Hani düşersin, bir yerin acır, ilk zamanlar uyutmaz, günler geçtikte acı yerini hafif bir sızıya bırakır ya!
İşte sonbahar o sızının yeri!
Mesela hangi ayda doğmak istersin diye fikrimi almış olsalardı “Kasım” ayı derdim.
“Kasım da aşk başkadır” sloganı nasıl türedi sanıyorsunuz?
Bir sloganın bile geçmişi vardır.
Yaşanmışlıkların ardından doğar cümleler…
Beşeri aşkın yanı sıra, ilahi aşk beni ilgilendiren kısım…
Kasım ayında doğanın uysallığı, kuşların sessizliği ayrı bir değer katar kalbe…
Durmak gerekir sonbaharda…
Dinlenmek…
Soluk almak…
He ne demiştim?
Bir ay seçme şansım olsaydı “Kasım” ayında doğardım…
İyi doğdunuz sonbahar çocukları…
Ve iyi ki doğdun sonbahar!
Size gelsin Cemal Süreyya’nın sonbaharı…
Onun ki Eylül’de geçmiş ama ne fark eder ki, sonbahar aynı sonbahar:
 
“Eylül’dü.
Dalından kopan yaprakların
Sararan yanlarına yazdım adını
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.

Eylül’dü.
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
Adımlarımızın kısalığı bundandı
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.

Eylül’dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..

Dedim ya… Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin”