8 Mart… Takvimde bir gün gibi görünür ama aslında bir hatırlatmadır. Hayatın yarısını taşıyan, bazen görünmeyen ama her yerde var olan kadını hatırlatır bize.
Kadın anadır. Bir evin kalbidir. Bir çocuğun ilk öğretmeni, ilk sığınağıdır. Kadın yârdir. Omuzdur, dosttur, sırdaştır kadın. Hayatın en ağır yükünü sırtlanırken bile dimdik yürüyebilen bir güçtür. Bugün baktığımızda kadınların yalnızca evlerde değil, hayatın her alanında olduğunu görüyoruz. Tarlada, fabrikada, ofiste, hastanede… En ağır işlerde bile çalışan, yorulsa da yılmayan kadınlar vardır. Çünkü kadın üretir, büyütür, çoğaltır. Bir toplumun gerçek gücü, kadınlarının gücüdür. Ama ne yazık ki bir başka gerçek daha var. Günümüzde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri her geçen gün artıyor. Her gün bir annenin, bir kız kardeşin, bir eşin, bir insanın hayattan koparıldığını duymak vicdanlarımızı yaralıyor. Oysa bir toplumun medeniyeti, kadına verdiği değerle ölçülür.
Kadın aslında hayatın en güzel bağımlılığıdır. Kokusu insanın içine işler. Yüzünüze kondurduğu o küçük gülücük, gününüzü değiştirir. Attığı kahkahalar bir evi şenlendirir. Gözlerindeki o ışık, umut gibi parlar. Bir kadının yürüyüşü bile bir hikâyedir. Sizinle buluşmaya geldiğinde sokağın karşısında gözlerinize bakıp gülümseyerek adımlarını hızlandırışı… Bir işi yaparken konsantre olmuş hali… Dans edişi… Hayatı algılayışı... Dokunuşu… Kadın hayatın kendisidir aslında. Bu yüzden 8 Mart yalnızca kutlanacak bir gün değil; düşünülmesi, anlaşılması ve en önemlisi kadına saygının gerçek anlamda yaşatılması gereken bir gündür. Çünkü kadın varsa hayat vardır. Kadın varsa umut vardır.
Ve unutmayalım… Bir toplum kadınına ne kadar değer verirse, o kadar insan olur. Tüm emekçi kadınlara selam olsun. Kadınlar günümüz kutlu olsun.