Siyaset

Kazım Kurt: Tarafsız durup bana bir şey düşer mi diye bekliyorlar

Mutlak butlan kararına tepkisiz kalan CHP’lilere seslenen Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Eskişehir’de de tarafsız gibi durup acaba bana bir şey düşer mi noktasında olan arkadaşları kınıyorum. Ben tarafsızım, ben CHP’liyim demek topu taca atmaktır. Parti bitmek üzere. Bir taraf olacaksınız” dedi.

Abone Ol

CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, mahkeme kararıyla görevden alındı. Yerine bir 2023 yılında kurultayı kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu getirildi. “Mutlak butlan” sonrası parti içinde yaşanan gelişmeler hakkında İstikbal Gazetesi’nden Meltem Karakaş’ın sorularını yanıtlayan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Kılıçdaroğlu ve ekibinin partiyi bitirmek üzere çalışma yürüttüğünü söyledi. Başkan Kurt, “Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin yargısı kötü diye 500 km yürüyen adam. Şimdi o yargının verdiği kararla CHP koltuğunda oturmayı içine sindirebiliyorsa ben onu desteklemem” dedi.

CHP’de yaşanan gelişmeler için “Saray’ın değil devlet aklının tercihi” gibi yorumlar yapılıyor. Siz bu yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz? Mutlak butlan kararının gerçek nedeni nedir sizce?

Bu devlet aklı meselesini netleştirmek lazım. Devlet aklı diyenler CHP’den çıkanlar. CHP’li bu devletle iş birliği içinde bu işi kotarıyor ki, AK Parti bunun içinden sıyrılamaz. Onun için birliktedir. Bence sadece derin devlet değil bu işi planlayan Amerika, emperyalist politikaların yansıması. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi ve onun eş başkanı CHP varken emellerine ulaşamayacağını görüyor, biliyor. Bu nedenle de bağımsızlıkçı, özgürlükçü, demokrat, laik, hukuktan yana bir CHP’yi dağıtmak istemekte. O nedenle bizim dediğimiz noktaya geliyor sonuç. Ben bunun şu anki CHP yönetiminde olacak kişiler tarafından söylenmesini de bir itiraf olduğunu düşünüyorum.

Mutlak butlan kararı önlenebilir miydi?

Hukuk fakültesinde okurken mutlak butlanla ilgili somut örnek bulamıyorduk. Çünkü yoktu öyle bir uygulama. Şimdi 45 yıl sonra bunu gördük. Mümkün olmayan hukuki durum söz konusu oldu. Bu zorlamayla oldu. O devlet dedikleri akıl bu işi programladı. Bunun engellenmesi mümkün müydü? Mümkündü. Normal hukuk işleyecekti. Demokrasi işleyecekti. Engellenirdi. Güçler ayrılığı diye temel bir ilke var. Yasama, yargı, yürütme ayrı. Yargının içinde de idari yargı var, adli yargı var, ceza yargılaması var bir de seçim yargılaması var. Seçim yargılaması kendi uzmanlık alanı içindeki ilçe il ve yüksek seçim kurulları aracılığıyla gerçekleşir. Bu kurulda görevli olanların tamamı hakimdir, hakim güvencesi altındaki kişilerdir ve bağımsız karar verme yetkileri vardır. Partilerin seçim işleriyle ilgili tüm konularda karar verme yetkisi il, ilçe ve YSK’ndadır. Siz bu normal akışı bir tarafa bırakıp bir bölge adliye mahkemesinin ya da yargıtayın kararıyla seçim hukukunun sonucunu değiştiren bir hamle yaparsanız bu normal bir durum değildir. Hatırlarsanız MHP ile ilgili kongrede de asli hukuk mahkemesi bir karar vermişti. O karar üzerine Devlet Bahçeli kendisini kurtarıp hala genel başkan olarak kalmıştı. Meral Hanım ayrılarak parti kurmak zorunda kalmıştı. Şimdi de Ankara 42. Asli Hukuk Mahkemesi kararını Bölge Adliye Mahkemesi bozdu ama öyle bir karar verdi ki şu anda bütün hukukçular tartışıyor, bu karar ne anlama geliyor henüz netleşmedi.

“KILIÇDAROĞLU’NUN İŞ BİRLİĞİNİ ORTAYA KOYUYOR”

“Tedbir kararı nedeniyle kurultay yapılamaz” deniyor. Doğru mu?

Bu yanlış. Tedbir kararı var, kurultay yapılamaz diye bir şey yok. Tedbir kararı vermekle dava sonuçlandı. Yargıtay bundan sonra mevcut Özgür Özel yönetimi lehine bir karar verirse ne olacak? Dava bitmiş. Tedbir kararı davayı bitirdi. Yanlış olan o. Yoksa tedbir kararı varken, kurultay yapılır mı, yapılmaz mı bu niyete bağlı. Eğer Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başından beri şunu deseydi: “Kardeşim şaibe filan yok. Ben kurultay sonucunda kaybettim. Delegenin iradesine saygı gösteriyorum. Böyle bir görevi de kabul etmiyorum” deseydi, olurdu. Kemal Bey şikayetçi değil güya. Davacı değil. Ama şimdi gitti koltuğa oturdu. Beni ilgilendirmez diyemedi. Diyemediği için bu işler oldu. Bu da bir iş birliğinin varlığını ortaya koyuyor.

“BU KARGAŞA CHP’YE PUAN KAYBETTİRİR”

Sadece CHP’lilerden değil toplumun farklı kesimlerinden de Özgür Özel’e çok büyük destek var. Bu desteğin sönümlenmemesi için Özgür Özel’in CHP’si nasıl bir yol izlemeli?

Şu anda çok kötü bir pozisyonda CHP. Fiilen ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafın çok güçlü bir tarafın çok zayıf olması önemli değil. Önemli olan, CHP’nin bölünmüş olması. Ve CHP’nin bu bölünmüş olmasından yararlanan kim? Yararlanan Recep Tayyip Erdoğan. Şu anda ben karışmıyorum, parti içi meseledir filan dese de onun denetiminde gerçekleşen bir olay olduğunu düşünüyorum. Özgür Özel’in elinde TBMM CHP Grup Başkanlığı diye bir makam var. Bu önemli bir konum. Bu konum Özgür Özel’i siyasetin dışında tutmaz. Dolayısıyla Özgür Özel çıkıp her gün TBMM’nde CHP adına istediği gibi konuşabilir. CHP’nin politikalarını meclis açısından net olarak belirleyebilir. Kemal Bey de öteki tarafta söyler. Bu kargaşa CHP’ye puan kaybettirir.

“BU AKIL PARTİYİ BİTİRMEYE YÖNELİK BİR AKIL”

Dolayısıyla Özgür Özel’in konumunu Kemal Kılıçdaroğlu’nun değiştirme şansı yoktur. CHP TBMM Grup İç Yönetmeliği diye bir belgemiz var. Bu yönetmeliğe göre genel başkanın grup çalışmalarında milletvekili olmadığı sürece hiçbir yetkisi, etkisi yok. Şu anda grup başkanı kendi içinde seçilir ve kendi politikalarını kendi oluşturur. Hangi komisyona kim girecek, partinin tavrı ne olacak tamamen grubun kararına bağlıdır. Genel merkez istediği kadar başka şey söylesin. Dolayısıyla bu insanlara güvensizlik verir. Kemal Bey burada olağanüstü kurultayı kabul edecek. Bir an önce kurultay yapılacak ve o kurultayla parti normalleşecek. Dikkat ederseniz parti meclisini toplayamıyor. Çünkü çoğunluğu sağlayamayacak. TBMM grubunda 111 milletvekili imza verdi, biz buradayız dedi. O zaman? Israr etmenin anlamı ne? Böyle devlet aklı olmaz. Bu akıl partiyi bitirmeye veya bizim siyasi konumumuzu yok etmeye yönelik bir akıldır.

“TARAFSIZ DURUP BANA BİR ŞEY DÜŞER Mİ DİYE BEKLİYORLAR”

111 milletvekili arasında Eskişehir’de iki milletvekili imza verdi. Jale Nur Süllü imzalamadı. Sessiz kalan, tarafsız olduğunu söyleyen CHP’liler var Eskişehir’de. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu dönemde tarafsız olunabilir mi?

Ben Jale Hanımla ilgili özel bir değerlendirme yapmak istemem. Başından beri tavrı belli. Burada ben tarafsızım, ben CHP’liyim filan demek topu taca atmaktır. Parti bitmek üzere. Bir taraf olacaksınız. Ya bu taraftan ya bu taraftan. Partiden taraf diye bir şey yok. Çünkü parti şu anda Kemal Kılıçdaroğlu. Ama taban Özgür Özel. İkisinden birini seçeceksiniz. Ben karışmıyorum ya da ikisinde de yokum demek bence siyasi anlamda doğru bir yaklaşım değil. Eskişehir’de de bu konuda tarafsız gibi durup da acaba bana bir şey düşer mi noktasında olan arkadaşları kınıyorum. Tavır koyacak doğru mu değil mi. Şu anda Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin yargısı kötü diye 500 km yürüyen adam. Şimdi o yargının verdiği kararla CHP koltuğunda oturmayı içine sindirebiliyorsa ben onu desteklemem. Bunu destekleyen arkadaşlara da sorarım, hangi mantıklı gerekçeyle oradasınız? Onlar da ona cevap veremez. Eskişehir’de bir destek görmüyorum. Eskişehir’in büyük çoğunluğu özellikle parti içinde etkili olan taban Kılıçdaroğlu’nu desteklemiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetiminden birileri sizinle temas kurmaya çalıştı mı?

Olmadı. Birçoğu benim eski arkadaşım ama anlam da veremiyorum niçin oradalar. Benim tavrım çok net olduğu için belki ondan da aramamış olabilirler. Dün akşam televizyonda eski arkadaşlarımızdan birini dinledim ve o yanıtlayamadığı sorulardan dolayı da düştüğü konuma üzüldüm.

“YÜZDE 25’LİK CHP HERKESİ MUTLU ETSİN İSTİYORLAR”

Talat Yalaz’ın görevden alınabileceği konuşuluyor. Böyle bir şey bekliyor musunuz?

Bu saatten sonra bu aşamayı kabul edenler her şeyi yapabilir. Görevden alır. Zaten temel hedefleri sanıyorum görevden almalarla, belki de örgütü tümden kapatmakla, üyeleri sıfırlamakla filan farklı şeyler düşünüyorlar. Bizi tasfiye edip kendileri dikensiz gül bahçesinde yaşamak isteyebilirler. Küçük olsun benim olsun, yüzde 25’lik CHP herkesi mutlu etsin diyenler her şeyi yapabilir.

“BU İÇ SAVAŞA DÖNERSE PARTİ YARA ALIR”

Siz, belediye başkanları partiden ihraç edilebilir mi? Böyle bir durumda sizin bir B planınız var mı?

Şu ana kadar demokratik hukuk çerçevesinde olmaz dediğimiz bütün işler oldu. O nedenle bu olmaz diyebileceğimiz bir şey yoktur. Bizi de disipline verebilirler. İhtiyati tedbir koyabilirler, tedbirli olarak partiden uzaklaştırabilirler. Her şey mümkün. Bu bir iç savaşa dönüşürse zaten pati bundan büyük bir yara alır. Şu anda partiyle ilgili sorumluyuz, görevliyiz diyenler hangi görevi yaptıklarını da ortaya çıkarmış olurlar.

“BİZİ DIŞLARLARSA ŞAPKAMIZI ÖNÜMÜZE ALIR DÜŞÜNÜRÜZ”

Özgür Özel ve ekibi yeni bir parti kurarsa sizin tercihiniz ne olur?

Bizim, Özgür Özel’in şu anda yeni bir parti kurma ya da bir partiye gitmek diye bir derdi, söylemi yok. Sonuna kadar CHP’nin demokratik kurallara dönmesini zorlayacağız. Becerebilirsek kurultayı yapıp partiyi normalleştireceğiz. Ama becerilemiyorsa mevcut CHP yönetimi ya da Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin tavrına bağlıdır. O tavır bizi hala ötekileştiriyorsa, hala dışlıyorsa günün koşullarına göre herkes oturur şapkasını önüne alır bir düşünür.

“YİNE GİDERİZ, YİNE GERİ GELİRİZ”

Kılıçdaroğlu ve ekibinin Özgür Özel’in ve onu destekleyenlerin partiden ayrılmasını, başka bir partide siyaset yapmasını istediği söyleniyor. Siz böyle bir durum seziyor musunuz?

Bu tercihtir. Biz, ben özellikle disiplin olaylarına alışık bir kişiyim. Üç, dört kere disipline gittim, tedbirli olarak da gittim. Yine gideriz, yine geri geliriz. Dönüp dolaşıp döneceğimiz yer baba ocağı CHP. Ama burada herkes tarihi sorumluluğunu bilerek hareket etmesi lazım.