Kemal Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlan” kararıyla yeniden CHP genel başkanı olmasının ardından başlayan süreç, siyasetin en eski konularından birini yeniden bize hatırlattı…
-Siyaset, koltuğu koruma sanatı mıdır, yoksa ülkeyi değiştirme iddiası mıdır?
Hangi siyasetçiye sorarsanız hepsi koltuğu ülkeyi değiştirebilmek için koruduğunu söyleyecektir…
Vatandaşın düşüncesi ise hiçbir zaman bu yönde değildir!
Bugün CHP içinde iki farklı yaklaşım net biçimde ortaya çıkmış durumda.
Bir tarafta, Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkanlık koltuğuna dönmesini savunan ona destek olan isimler bulunuyor. Eskişehir’de bu isim CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü…
Süllü’nün durduğu tarafla ilgili kendince haklı nedenleri olabilir. Haklılığını insanlara anlatabilir. Bu son derece normaldir! Ülke genelinde Süllü gibi onlarca milletvekili ve belediye başkanı bulunuyor…
Statükocudurlar…
Değişim onların kitabında yoktur! Bakış açıları budur!
Bu tercih elbette demokratik haklarıdır. Her siyasetçi istediği çizgide durabilir. Ancak kamuoyunun sorguladığı nokta başka...
Bu desteğin ne kadarı ilkelere, ne kadarı siyasi hesaplara dayanıyor?
…/…
CHP içindeki “değişimci” olarak nitelendirdiğimiz Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu, çizgisindeki ekip yaşananları genel başkanlık meselesi olarak görmüyor. Onlara göre CHP'nin asıl hedefi, parti içi dengeleri yeniden kurmak değil; Türkiye'de iktidar alternatifi olabilmek.
Bu yaklaşımın da eksikleri, hataları elbette tartışılabilir. Ancak temel motivasyonu, parti içindeki güç mücadelesinden ziyade seçmenin karşısına yeni bir siyasal iddia koyabilmek olarak okunuyor.
Yerel seçimlerde de bunu başardılar!
Eskişehir’de milletvekili İbrahim Arslan, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, il başkanı Talat Yalaz bu konuda başı çekiyor…
Asıl dikkat çekici olan ise iki anlayış arasındaki bakış farkı... Bir grup için öncelik, partinin yönetiminde söz sahibi olmak. Diğer grup için ise öncelik, Türkiye'nin yönetiminde söz sahibi olabilecek bir parti inşa etmek.
Aradaki fark, yalnızca kelimelerden ibaret değil; siyaset anlayışının kendisi.
Siyaset bazen koltuğu korumaya odaklanır. Böyle dönemlerde bütün enerji, parti içindeki hesaplaşmalara harcanır. Toplumun gündemi geri planda kalır. Ekonomi, hayat pahalılığı, gençlerin umutsuzluğu, emeklinin, işçinin, sanayicinin sorunları yok sayılır unutulur!
Oysa seçmen, siyasetçilerin birbirleriyle kavga etmesini değil, kendi hayatına dokunacak çözümler üretmesini bekliyor.
AYNI HİKAYENİN KAHRAMANI DEĞİLLER!
Tarih, siyasi krizlerde kimin hangi tarafta durduğunu yazar. Ama seçmen, kimin hangi amaçla o tarafta durduğunu unutmaz.
Siyasette kişisel gelecek hesabı yapanlarla ülkenin geleceğine dair iddia ortaya koyanlar, aynı fotoğraf karesinde görünseler bile aynı hikayenin kahramanı hiçbir zaman olamazlar…
Siyasette makamlar değişir, yönetimler değişir ama bazı isimler değişen her dönemde kendilerine yer bulmayı başarır. Rüzgârın yönüne göre saf değiştirmek, kısa vadede kazandırabilir. Fakat toplum hafızası, sandığımızdan çok daha güçlüdür. Seçmen yalnızca kimin hangi tarafta durduğunu değil, neden orada durduğunu da not eder.