Buğrahan Doğangil - DUVAR

Buğrahan Doğangil - DUVAR

Su, Eskişehir’in birinci önceliği olmalı

Türkiye’nin büyük bölümünde olduğu gibi şehrimizde de ciddi bir su krizi olduğunu defalarca söyledik. Bu konuda şehrin yöneticileri de dahil olmak üzere şehir kamuoyun tamamı görünürde hemfikir ama değilmiş gibi davranmaya devam ediyoruz.

Bakın tablo günden güne kötüleşiyor. Bunu görmek için işin uzmanı olmaya gerek yok…

Zaten birkaç yıldır, Eskişehir şehir merkezinin yıllık su ihtiyacının karşılanması konusunda sıkıntı çekiliyor. Çekildiği için alternatif su kaynakları aranıyor. Ancak alternatif arayışların pek başarılı sonuçlar doğurduğunu henüz görmedik.

Israrla Çifteler bölgesinde yer alan Sakarya Nehri’nin ilk doğduğu nokta olan Sakaryabaşı’ndan şehre içme suyu getirmek istiyoruz. Peki, bunun şu görüntüde pek de mümkün olmadığının farkında mıyız?

Bunu daha önce de birkaç kez yazılarımda dile getirdim. Sakaryabaşı’ndanEskişehir’e su götürmek Sakaryabaşı’nın şu haline bakarsak büyük bir bölgesel intihar olur. Şehrin ihtiyacına destek olacak suya bile muhtaç görünen Sakaryabaşı’ndan Eskişehir’e nasıl su gidecek?

Önce Sakaryabaşı’nın su krizini çözmemiz gerek. Kış günlerinde, bugünlerde, eski görüntüsünden çok uzakta olan Sakaryabaşı etrafına zor ışık saçıyor. Buradan kilometrelerce öteye su taşınması fikri ne yazık ki makul değil.

Öte yandan ESKİ Genel Müdürlüğü, birkaç gün önce yaptığı duyuruda,

“Türkmen Dağı’ndan temin edilen Kalabak Su kaynaklarında mevsimsel koşullara bağlı olarak debi düşüşü yaşanmaktadır. Bu durum nedeniyle damacana su dağıtımında geçici aksaklıklar oluşabilmektedir. Anlayışınız için teşekkür ederiz.” ifadelerine yer verdi.

Yine, kış mevsiminin ortalarına doğru ilerlediğimiz bu günlerde dağlardan gelen su kaynaklarının S.O.S vermesi size bir şey anlatmıyor mu?

ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen, Kalabak Su’da yaşanma ihtimali olan temin krizi açıklamasının yanında çok daha önemli şeyler söylüyor.

Özen bakın ne diyor…

“Su maalesef yeterli değil. Bölgemiz kurak bir bölge. Şu anda tek içme ve kullanma suyu kaynağımız Porsuk Barajı.

Porsuk Barajı'nın seviyesi geçtiğimiz yılların bu dönemki mevsim normallerinin oldukça altında görünüyor. Tabii şu anda yaşanan don olayları ve yağan karın erimesiyle birlikte seviyenin nereye çıkacağını bilemiyoruz. Umarım geçmiş yıllardaki seviyeye çıkarız ve bir su kriziyle karşı karşıya kalmayız.”

“Vatandaşlarımızın musluktaki suyu aktığı sürece olayın ciddiyetinin farkına doğal olarak varmıyor. Elimizdeki varlık, talebi karşılamıyor şu anda. Eskişehir'imizin de içinde bulunduğu bölgenin aslında tasarruf konusunu birinci öncelikli konu olarak ele alması lazım. Çünkü suyu alabileceğimiz başka bir varlık yok.”

Oğuzhan Özen ile aynı şeyleri uzun süredir söylüyorum. Pek çok kişi söylüyor. Hem şehir merkezi için hem Sakaryabaşı için…

Haydi, bizi ciddiye almıyorsunuz, şehirde suyun yönetimindeki en önemli isimlerden biri bakın ne diyor?

“Su yok, su krizi var. Dikkat etmek, alternatif kaynak yaratmak lazım. diyor.

Tamam, bu şehrin tek sorunu su değil ama birinci öncelikli sorunu su. Buna kimse itiraz edemez.

Trafik sorunu var evet ama yol bir şekilde yapılır. Araç alınır, havalimanı aktif hale getirilir.

İmar ve kentsel dönüşüm ile ilgili adımlar atılmalı mı evet…

Bunlar da kesinlikle çok ve çok önemli konular. Bakın itirazım yok ama su olmazsa bu diğer sorunların pek ehemmiyeti kalmayacak.

Yanı başımızda, Ankara’da yaşananları görüyoruz. Çaresizliği görüyoruz. Ankara ile hemen hemen benzer özelliklerimiz var ve aynı bölgenin içindeyiz. Bizim Ege ve Marmara Bölgesi’ne komşu olmak gibi minik bir avantajımız olsa da Ankara’dan yapısal olarak büyük bir farkımız yok.

Orada tükenme noktasına gelen şebeke suyu yarın Eskişehir’de bitmez diyemeyiz. Neyse ki Ankara’nın 5’te 1’i kadar bir nüfusa sahibiz. Yoksa bizde su çoktan bitmişti…

Konuyla ilgili tüm yetkililere tekrar seslenmek istiyorum.

Bu imkan ve şartlar altında Eskişehir’e kesinlikle farklı kaynak alternatifleri bulmak zorundayız. Şehir bir konu üzerinde siyaset üstü düşünecek, bir araya gelecekse önceliği “su” olmalı.

Çünkü klişe bir söylem olsa da çok doğru bir söz var,

“Su yoksa hayat da yok.”

Herkese keyifli bir hafta sonu diliyorum. Sevgiyle kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Buğrahan Doğangil - DUVAR Arşivi