Röportaj

"Meclis üyelerini ikna edemeyen belediye başkanı politikayı bıraksın"

Yeni bir parti kurulması durumunda belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin birlikte geçiş yapması gerektiğini söyleyen Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Meclisteki arkadaşlarını ikna edemeyen belediye başkanı da zaten politikayı bıraksın” dedi.

Abone Ol

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, İstikbal Gazetesi’nden Meltem Karakaş’ın sorularını yanıtladı. CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in 7 Temmuz Salı günü Eskişehir’e yaptığı ziyaret hakkında konuşan Başkan Kurt, halkın örgütleri aştığını ve Özgür Özel’in artık gerçek bir lider olduğunu söyledi.

“ÖZGÜR ÖZEL ARTIK BİR LİDERDİR”

Özgür Özel’in Eskişehir ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgür Özel beyin Eskişehir ziyareti bence oldukça canlı, oldukça hareketli ve coşkuluydu. Bunun nedeni ne olabilir diye düşündüğüm zaman, halkın örgütleri aştığını görüyorum. Halkın doğrudan genel başkana ulaşabildiğini ve artık Özgür Özel’in de lider olduğunu düşünüyorum. Türk solunun büyük çoğunluktan oy alabilecek bir genel başkana ihtiyacı var. O da Özgür Özel oldu diye yorumluyorum.

“ÖZGÜR ÖZEL’İN GELMESİNDE BENİM DE ETKİM VAR”

Özgür Özel’in Eskişehir ziyaretinin tek sebebi Talat Yalaz’ın görevden alınması değil, sizin de Eskişehir’e gelmesinde etkiniz olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?

Evet, doğru. Zaten biz uzun süredir bu Alzheimer Merkezi’nin açılışı ile ilgili gelecekti. İkisi birden bir araya geldi. Bahaneyle hem bizim Alzheimer Merkezi’nin açılışını yaptık hem de genel siyaset yaparak Talat Beyle ilgili de mesajlarını vermiş oldu. Bir sıkıntı yok.

Açılışa Özgür Özel’i çağırmanız bir mesaj veriyorsunuz şeklinde yorumlandı. Kazım Kurt’un açılışı aynı zamanda mesaj da içeriyor muydu?

Benim tavrım net. Biz başından beri Sayın Genel Başkan Özgür Özel’in başarılı olacağına inandık. Onun Türkiye’de aranan lider olma özelliğini hissediyorduk. Öyle de oldu diye düşünüyorum. Bazı konularda siyasetçiler tavırlı olmalı, net olmalı. Burada bizim yaptığımız da odur.

“AK PARTİ, CHP’Yİ İKİYE BÖLDÜ”

Grup toplantısına ve Hamamyolu’ndaki halk yürüyüşüne gelmeyen bazı isimler vardı. Sizce neden gelmediler?

Çok özel bir değerlendirme yapmadım, yorum yapmadım. İşi olabilir ya da protesto ediyor olabilir. Veya Özgür Beyi benimsemiyor olabilir. Bunlar her toplumda olacak işlerdir. 23 bin üyesi olan bir partide de bazılarının gelmemesi doğal. Çünkü partiyi AK Parti ya da iktidar bölmek istiyor. O amacına da ulaştı diye düşünüyorum.

Bu ziyaretle Özgür Özel’in kafasında net bir Eskişehir fotoğrafı oluştu diyebilir miyiz? Özgür Bey kimlerin kendisini desteklediğini ya da desteklemediğini gördü diye düşünebilir miyiz?

Hayır, özel olarak öyle bir niyeti olduğunu düşünmüyorum. Ama öyle bir sonuç da çıkabilir. İnsanlar yorumladı. Gelmek istemeyen arkadaşlar, tavır koyan arkadaşlar gelmedi. Ama halk buradaydı. Önemli olan bence o.

Özgür Özel, 110 milletvekiliyle sürekli istişare halinde olduklarını söyledi. Belediye başkanlarıyla da benzer bir durum söz konusu mu?

Toplu bir değerlendirme yapılmadı ama tek tek bütün belediye başkanlarının Özgür Özel ile görüştüğünü tahmin ediyorum. O da bütün belediye başkanlarıyla iyi ilişkilerini sürdürüyor. Ama 400 belediye bir araya gelsin bir toplantı yapalım bir değerlendirme yapalım diye bir şey olmadı.

“YENİ BİR PARTİ KURULACAKSA BELEDİYE BAŞKANLARI DA GEÇMELİ”

Yeni parti kurulursa sadece milletvekilleri ve parti meclisi üyeleri geçmeli, belediye başkanları meclislerdeki çoğunluğu kaybetmemek adına geçmemeli diye konuşuluyor. Bunlara katılıyor musunuz?

Ben doğru olduğunu düşünmüyorum böyle bir yöntemin. Yeni bir parti kurulacaksa toptan kimler geçecekse herkes anında geçmeli. Ona göre bir strateji geliştirip devam edilmeli. Bir kısmı CHP’de kalacak, bir kısmı yeni partiye geçecek, bir kısmı başka bir partiyle iş birliği içine girecek gibi bir değerlendirmenin çok doğru olacağını düşünmüyorum.

“MECLİS ÜYELERİNİ İKNA EDEMEYEN BELEDİYE BAŞKANI POLİTİKAYI BIRAKSIN”

Meclislerde sorun olur mu? Mesela Odunpazarı’nda bir çoğunluk sorunu yaşanır mı?

Bizde yaşanmaz. Ama yaşanacaksa yaşanacaktır mecliste. Şimdi samimi olmaz. Ben gönlüm başka yerde gövdem başka yerde. Bu doğru bir iş olmaz. Azınlıksa azınlık, çoğunluksa çoğunluk. Meclisteki arkadaşlarını ikna edemeyen belediye başkanı da zaten politikayı bıraksın.

Eskişehir’e bugün yarın yeni bir il başkanı atanacak. Atama yapıldıktan sonra Eskişehir’de nasıl bir görüntü olacak sizce?

Çok hoş bir görüntü olmaz. Atanan il başkanı açısından da doğru bir iş olmaz. Onun için atanmayı kabul etmemek lazım. Burada eğer baskı unsuru olacaksa parti tabanı, Kemal Beyi ikna etmeliler kurultay konusunda. Aksi taktirde bu parti fiilen ikiye bölünmüştür. Bunu sürdürmenin bize yararı yoktur. Ama Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yarar. Bundan kim sorumluysa, kim bu işi yapıyor körüklüyorsa ona hesabı sorulmalıdır.

“ATAMA YÖNETİM CHP’Yİ BÜYÜTMEYE HEDEFİYLE GELMEDİ”

Kemal Kılıçdaroğlu MYK’sı düzenli olarak il başkanlarını görevden alıyor. Atanan il başkanlarının da ilçe başkanlarını görevden alacağı tahmin ediliyor. Kılıçdaroğlu, eylülde başlayacak kurultay sürecinde delegeye hakim olmak istiyor. Böyle bir süreçte Özgür Özel’i destekleyenler nasıl başarılı olacak?

Eğer parti tüzüğüne uygun hareket edilecekse Özgür Özel ve ekibi her koşuda kurultayı kazanır. Ama gördüğümüz kadarıyla disipline sevkler, ihraçlar, görevden almalar devam ediyor, edecek. O zaman orada bir samimiyet aranmaz. Parti hukuku açısından bir objektiflik aranmaz. Ben iyi niyetli olduklarını zannetmiyorum. Atama yönetim, kayyım yönetimi CHP’yi büyütelim, CHP’yi iktidar yapalım gibi bir hedefle gelmedi. Özgür Özel ve ekibini uzaklaştıralım diye geldi. Onu da becerdiler. Bundan sonra yapacak işleri yok bence.

Jale Nur Süllü, “Gitmesinler, kendilerine güveniyorlarsa kurultayda mücadele etsinler” dedi. Bu cümle için yorumunuz ne olur?

Biz kendimize güvendik ve kurultayları kazandık. Ne oldu? Sorun şudur: 500 km yürüdük bu yargı kötü diye, adalet yok diye. Şimdi o yargının verdiği kararla genel merkezde başkanlık ve yöneticilik yapmayı içine sindirenlerle buna itiraz edenler arasında bir sürtüşme var. Yoksa başka bizim beklentimiz yok.

“GELECEK İNSANLARIN ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK GELMEMESİ LAZIM”

Eskişehir’e il başkanı atandığında Talat Yalaz nasıl bir yol izlemeli?

Şu anda Talat Bey görevden alınmış, tedbiren disipline sevk edilmiş durumda. Elbette itiraz edecektir, elbette karşı duracaktır. Ama sonuçta devlerin hukuku, devletin güçleri kayyım yönetiminden yana. Her yerde olduğu gibi iki gün sonra bizi de partiden polis zoruyla tutup atarlar. Ama tepkileri de dile getirmek gerekir. Gelecek insanların öyle elini kolunu sallayarak gelmelerini de engellemek lazım. Ben bu noktada keşke parti böyle durumlara düşmeseydi diyorum.

Yeni bir parti kurulursa merkeze sağa yakın olabilir, ANAP modeli olabilir gibi değerlendirmeler yapılıyor. Yeni parti kurulursa nasıl bir çizgide olmalı sizce? CHP ideolojisi ve politikalarıyla bire bir aynı mı olmalı?

Bu yorumlar nereden çıkıyor, nasıl çıkıyor onu kestiriyorum. Önemli olan Özgür Özel’in ağzından çıkacaklardır. Kadro ona göre şekillenecektir. Özgür Özel’in sağcı bir politikacı olmasını, liberal politikaları öne çıkarması mümkün değildir. Ben Özgür Özel’in sosyal demokrat, Atatürkçü, bağımsızlıkçı, Kuvayi Milliyeci bir mantıkla hareket edeceğini düşünüyorum. Yapılacak program da o çerçevede olacaktır. Bu çerçeve doğru anlatılmalıdır. Bu çerçevede sermaye düşmanlığı yoktur, bu çerçevede halk dediğimiz kitlenin içinde, Eskişehir’den örnek verecek olacak Kanatlı da vardır, Kazım Kurt da vardır Meltem Karakaş da vardır. Halk bir bütündür. Dolayısıyla o bütünün menfaatlerini gözeten bir parti ortaya koymamız gerekir.

“ÇOK SOLCU OLMANIN FAYDASI OLUR MU BİLEMİYORUM”

ANAP benzeri bir parti diye suçlayıcı bir yaklaşımla bakmak başka, ANAP’ın o koşullarda getirdiği özgürlükçü ortamı anlatarak bakmak başka. Hangi gözle bakıldığını bakana göre değerlendirmek lazım. Şu anda Türkiye’nin bir tek derdi var, mevcut iktidardan kurutulmak. Bunun için bir Millet İttifakı, bir Türkiye İttifakı, tüm muhalefetin yan yana geldiği bir ittifak arıyoruz. Bu ittifak içinde çok solcu olmanın, çok sosyalist olmanın kime faydası olur onu bilemiyorum. Ama Türkiye’de sosyalist partiler var, komünist partiler var, çok devrimci partiler var. Olmuyor halkta karşılığı. Sandıkta çıkmıyor. Dolayısıyla bizim önce adalet, önce demokrasi, önce özgürlükler ortamını sağlayacak bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Ondan sonra o ayrışmalar, bölüşmeler olmalıdır.

“2026’DA NASIL SOLCULUK YAPACAKSAK ÖYLE SOLCULUK YAPACAĞIZ”

Türkiye’nin gerçekleri var, dünyanın gerçekleri var. Artık 1850’lerde yazılan kitaplarda yürüme şansımız yok. 2026’da nasıl solculuk yapacaksak öyle solculuk yapacağız. Hedefler bellidir. İnsanların refah seviyesini yükseltmek, geçim standardını yükseltme, halkın sorunlarını dile getirmek. Günde bize 10 tane üniversite mezunu iş aramaya geliyor. Bu çocuklar AKP sisteminin çizdiği doğrultuda okudu, okul bitirdi ama iş bulamadı. Şu anda mevcut iş yerlerinden işten çıkarılanlar var. İş bulamadı. Bunu sağlayamayan bir ortamda bizim bu ANAP’a mı benziyor, Doğru Yol’a mı benziyor, yoksa CHP’ye mi benziyor diye bir tartışma yapmamızın doğru olduğunu düşünmüyorum.

“ÇOK ÇİZGİLİ VE KÖŞELİ OLMAMAK LAZIM”

Çok CHP çizgisi çizerek de seçim kazanılmıyor. Mutlaka birileriyle ittifak yapmak zorundayız. Mutlaka birileriyle iş birliği yapmak zorundayız. O zaman yeni kurulacak parti bu halkın tümünü kucaklayacak bir potansiyelde olmalı diye düşünüyorum. Kesinkes çok çizgili, çok köşeli, CHP’nin devamıyız, gerçek CHP biziz, orada kalanlar şucu filan gibi tartışmaların içinde olmamalıyız. Yapacaklarımızı nasıl yapacağımızı anlatmalıyız.