Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl, kent genelinde, özellikle Odunpazarı bölgesinde bulunan metruk binaların can ve mal güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğunu belirterek, mülkiyet sorunlarının çözülmesi ve merkezi idare ile yerel yönetimlerin iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.
“Metruk binaların mülkiyet sahipleri bulunmalı”
Sorunun temelinde mülkiyet problemlerinin bulunduğunu dile getiren Bingöl, birçok binanın maliklerine ulaşılamadığını, hissedarlık yapılarının ise çözümü zorlaştırdığını söyledi. Bingöl, “Eskişehir'i metruk bina anlamında üçe ayırmamız gerekiyor. Birincisi Odunpazarı bölgesinde bulunan, diğeri ise diğer bölgelerde tekil olarak yani farklı yerlerde bulunan metruk binalardır. Üç tanesinin de temel noktası şudur: Mülkiyet konusu vardır. Kime ait olduğuna ulaşılamıyor. Çok geçmişte ölmüş insanlar, hissedarları var. Birinin bu sorumluluğu üstlenip bunlara ulaşıp burada bir çözüm üretmesi gerekiyor, bir irade ortaya koyması lazımdır. Odunpazarı'nda işin daha başka bir boyutu var. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu da burada taraf. Türkiye'de bu konuda çok sert bir uygulama var. Odunpazarı bölgesindeki binalar için tarihi eser statüsüne alınıp korunması gereken eserler deniliyor. Bununla ilgili yeni bir yapılaşmaya çok izin verilmiyor. Burada siyasi partiler, muhalefet, iktidar bir araya gelmeli. Türkiye'nin gündemine bunu getirmelidir. Bu tür binalarla ilgili mülkiyet sorunu çözülemeyen, malikleri bulunamayan binalarla ilgili devlet bir komisyon oluşturarak bu binayı uygun hale getirip, daha sağlam hale getirip, daha sonra mülkiyet olarak kim hissedarsa onlara devredilebilir. Bunu yapmak lazım” dedi.
“Metruk binaların bulunduğu alanlar afet riski altındaki alanlardır”
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'a da dikkat çeken Bingöl, “Bu kanun da bu alanlara afet riski altındaki alanlar diyor. Biz afet riski altındaki bir alanı sadece depremsellik ya da yağmur, sel olarak değerlendirmiyoruz. Orada sokaklar darsa, bir yangın çıktığı zaman eğer itfaiye aracı o bölgeye giremiyorsa bu yine afet riski altındaki bir alandır. Dolayısıyla orada sıkıntılar da vardır. Hem bu açıdan hem de depremsellik açısından çok tehlikeli” diye konuştu. Metruk binaların zaman zaman farklı amaçlarla kullanıldığı yönünde kendilerine bilgiler ulaştığını söyleyen Bingöl, bu durumun özellikle yangın riski açısından hayati tehlike oluşturduğunu ve yangının çevredeki yapılara sıçrayabileceğini dile getirdi.
“Tek hükümetin veya belediyenin yapabileceği bir çalışma değil”
Eskişehir'in 6,5 ve üzeri büyüklükte bir deprem riski taşıdığına dikkat çeken Bingöl, “Böyle bir depremde bu tarz binalar zaten ayakta kalmaz. Bunları güçlendirmek lazımdır. Ben tabii güçlendirmenin kültürünü belediyelere anlatamadım. Güçlendirme demek binayı depreme karşı dayanıklı hale getirmekle birlikte eski fonksiyonunu korumakla olur. Tarihi bir özelliği varsa bunu korumak lazımdır. Ben siyaseten bunu söyleyeyim: Burada bir irade eksikliği ortaya konulamadı. Bu tek hükümetin veya belediyenin yapabileceği bir çalışma değildir. Merkezî hükümetten de destek alarak bu tür metruk binaları, bu tür yenilenmesi gereken olan binaları depreme dayanıklı hale getirmesi lazım” ifadelerini kullandı.




