Mutluluk İçin Seçimlerimiz

Abone Ol

Tüketim ekonomisi, yaşamımızın ana hedeflerinden biri olan mutluluğu aradığımızı ve bu amaçla seçimler yaptığımızı iyi bilir. Bu nedene tercihlerin yöneldiği yönü değiştirerek tüketilecek olanlar arasında yaptığımız seçimlerle mutlu olacağımızı bize ezberletir. Böylece mutluluğu kendi içimizde aramak yerine her türlü tüketimin yer aldığı dışa yöneliriz. Aradığımız mutluluğun kendi içimizde olacağı gerçeğini unutarak bir mutluluk istasyonu bulma umuduyla tüketim seçenekleri arasında koşuşturup dururuz. Bu süreçte nesneler, kavramlar ve ilişkiler acımasızca tüketilir.

Tüketim kendimizi geliştirmenin ve geleceğe taşımanın sadece aracıdır. Tüketmeyi kendi başına bir amaç olarak alamayız. Sahip olmayı da… Bizi mutlu eden, bir şeye sahip olmak değil, onun tadına varmaktır. Bu nedenle bir ara sonuç olarak ortaya çıkan tüketime ve sahipliğe dünyanın hazzının kendi ruhunda tadına varmak olarak bakabiliriz.

Amaç veya araç olmasından bağımsız biçimde seçim yapmak insan doğasının fonksiyonlarından biridir. Diğer yandan seçim yaparken, bir dizi faktörün etkisinde kalırız. Örneğin başka unsurları fazlaca dikkate almadan, sadece kendi istek, beğeni veya çıkarlarımıza göre tercihler yapabiliriz. Ya da seçimlerimizde kullandığımız mantık, başka insanlar tarafından koyulmuş kural ve kısıtlar olabilir. Tercih anında kullandığımız gerekçe, başkalarının ne diyeceği ya da bu seçimin bizi çepeçevre kuşatan sosyal yaşam tarafından nasıl karşılanacağı olabilir. Bu tür yaklaşımlara, kullanılan referansa işaret eden “ben açısı” ve “sen açısı” gibi isimler veriliyor.

Verdiğimiz kararlar ve dolayısıyla yaptığımız seçimler, sadece bizi etkilemekle kalmıyor; bunun yakın ve uzak çevremize yansıları da oluyor. Yukarıda söz ettiğim gibi kimi zaman bu yansıları dikkate almadan kararlar veriyoruz. Bazı zamanlarda da kendimizi unutarak, sadece yansılara göre davranıyoruz.

Çevremiz hakkında bazı algı ve yargılara sahibiz. Yaşamın zihnimizdeki yansıları olan bu fikirleri, abartarak kendimizi başkalarının yerine koyduğumuz ve onlar adına düşündüğümüz zamanlar da oluyor. “O, böyle düşünür” veya “Onun için doğrusu bu” diyerek karar ve seçimlerimizin, doğruya daha yakın olduğu fikri ile kendimizi avutuyoruz. Böylelikle bencilce bir düşünce tarzından kendimizi kurtardığımız rahatlığına eriyoruz. Onunla birlikte yapılması gereken seçimleri, onun yerine düşünüp kendi başımıza alarak bencil bir paylaşım keyfi oluşturuyoruz.

İyi yaşamak, herkesin hakkıdır. İyi bir yaşamı, daha fazla tüketerek elde edeceğimiz gibi şartlanmış bir fikre sahibiz. Tüketim dünyasının reklâmcıları, pazarlamacıları ve satışçıları, bizi bu fikrin doğruluğuna inandırmak için büyük bir gayret içindeler. İyi yaşamak ve mutlu olmak ile çok tüketmek arasında bir şartlanma yaratmaya çalışıyorlar. Hâlbuki çok tüketmenin bambaşka bir şey olması bir yana; iyi yaşamak ile mutlu olmanın aynılaştırılmasını da mutlak bir doğru olarak söyleyemeyiz.

Mutlu olmak, çözdükçe insana heyecan veren bir bulmaca labirentinde yol almak gibidir. Her adımda karşımıza çözmek üzere yeni bir bulmaca çıkar. Bulmacanın çözümü ise seçimlerimizdir. Tercihlerimizi nasıl yaptığımız, bir yandan bir sonraki bulmacanın zorluk düzeyini belirlerken, bir yandan da mutluluk enerjimize olumlu ya da olumsuz katkı yapacak. Mutluluğu, sahip olduğumuz nesnelerin çokluğu ya da büyüklüğü ile ölçemeyiz. Gizemli labirentte yolumuzu bulmaya çalışırken mutluluk arayışımız, aslında bir iç doyum arayışıdır. Mutluluk, yaşam sürecinde yaptığımız seçimlerin –çözdüğümüz bulmacaların– bir sonucudur.

Yeni bir güne uyandığınızda, “Ben, mutlu bir güne uyandım” demezseniz, muhtemelen o gün için mutlu olmayı seçmemiş olacaksınız. Mutlu olmak, öncelikle mutlu olmayı isteyen iyi niyettir. Talihsizlikten yakınarak, koşullarından şikâyet ederek veya yaşamla bağlarını koparıp seçimleri seçimsizliğe bırakarak mutluluğu yakalamak mümkün değildir. Eğer gün ışığınızın azaldığını, yaşamınızdaki renklerin soluklaştığını veya yaşam enerjinizin tükendiğini hissediyorsanız; yaşama dokunurken kullandığınız niyete ve tercih yapma modelinize bakın. Mutluluk inilecek bir istasyon değil; sonu olmayan, heyecan verici bir yolculuktur. Bu yolculukta özgürlüğümüzün ifadesi ise seçimlerimizdir.