OĞUZ TÜRKMEN…

Abone Ol

Sürekli aynı sözleri tekrar ediyorum gibi geliyor bazen onu anlatırken…

Sözcüklerin aynı düşmesi dilden samimi olarak hissedilmesinden geliyor olsa gerek…

Ne zaman Oğuz Türkmen konusu açılsa herkesin yüzünde aynı tebessüm, “Hanım kızım fazla hoplayıp zıplama, nasılsın hanım kızım” sözcükleri dökülür herkesin ağzından…

Çünkü patron değil baba gördük, ağabey bildik, kelimelerin hep aynı olması bundan ötürüdür…

Ama farklı bir cümlesini de ansızın bir ortamda dile getirmişti…

“Ben ilk gazeteye geldiğin gün gözlerinden anlamıştım seni…”

Neyi anlamıştı bilinmez ama hala hafızamın bir köşesinde…

Bize sağladığı özgür ortamla gazetecilik yapmayı öğretti.

Bize sağladığı imkanlarla “iyi ki gazeteci olduk” dedirtti.

Gazeteye geldiğimiz gün baskı hissetmeden ya da baskı uygulamadan bütün kalemleri özgür bıraktı.

Herkes kendi doğrusunu dile getirdi, kimse kimsenin sınırını aşmadan bildiklerini, gerçeklerini yazdı.

Bugün ölüm yıl dönümü!

Ölümünün 5’inci yıl dönümü…

5 yıldan geriye çok şey değişti.

Kurucusu olduğu İstikbal’de muhabir olarak başladığım gazetede Tohan Hazinedar sahipliğinde Yazı İşleri Müdürü olarak devam etmek ayrı gurur veriyor.

Değişen çok şey var gibi dursa da aynı kalan noktalar da var…

Mesela gazetecilik…

Mesela özgür ortam…

Mesela baskısız kalem…

O yüzden yürüdüğümüz kişiler çok önemli…

İyi ki Oğuz Türkmenle, Burak Türkmenle yürüdük ki Tohan Hazinedarla tanıştık.

İyi ki ustamız Murat Taşkın oldu ki, Vedat Alp kalemiyle kendimizi pekiştirdik, bildiklerimize yenilerini ekledik…

Bu yüzden hayatımızdan geçen, katkı sunan herkese sonsuz teşekkürler…