En zor günlerden birine şahitlik ettik.
Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 10 ilde yıkıma neden olan depremle sarsıldı yüreğimiz…
Yüreğe inen enkazı dindirebilmek adınaydı belki mücadelemiz…
Siyasi görüşü, dini, dili, inancı fark etmeksizin herkesin “yardım” için uzanan ellerini gözyaşıyla izledik.
Çocukların masumca kumbaralarını verdiklerine tanıklık ettik.
İsyan da ettik kimi zaman ama “isyanın sırası değil” dedik.
Odunpazarı Belediyesi Arama Kurtarma Ekibinden güzel haberlere de şahit olduk.
OBAK ekibi depremden tam 38 saat sonra 17 yaşındaki Eylül Canpolat’a ulaşırken ağladık, adını “Hüzünlü sevinç” koyduk.
Babasının kızına kavuşurken, “Hoş geldin güzel kızım” cümlesini hep bir ağızdan tekrar ettik:
“Hoş geldin güzel kızım!”
Yine TÜRASAŞ Arama Kurtarma ekipleri tarafından yıkılan 3 katlı bir binanın enkazından 4 yaşındaki Gül’ün çıkarılışını hıçkırıklarla izledik.
“İyi ki doğdun Gül, şimdi bir kez daha doğdun” diye kendi kendimize konuşurken adı gibi gülümsettiğini fark ettik.
Zor bir gün geçirdik!
Çok zor!
Kimi insanların kötülüğünü de izledik yardım kutuları açılırken, kalbi mühürlenen insanları beynimizden sildik, iyilik kazanacak diyerek saldık düşüncelerimizi, Allah’a havale ettik.
Yorulduk!
Eli kolu bağlı oturmaktan, acı haberleri izlemekten yorulduk, kalbimize hüzünlü sevinçlerle su serptik.
Buz gibi soğuk bir havada, çaresizlik içimize işlerken uyumaktan utandık.
Ama yine de pes etmedik, mücadele ettik, birlik ve beraberlik için de dayanıştık!
Gözyaşıyla, acıyla, umutla…
Tek yürek olduk!
Teşekkürler!
Yüreğini ortaya koyan milyonlarca insana…
Ve pes etmek yok!
Daha hep birlikte binlerce insan için “Hoş geldin” diyerek haykıracağız!