90’lı yılların çocuğu oldum…
Eskiye de geçmişe de özlemim ondan…
Atamıyorum.
Farklıdır o zamanın çocukluğu…
O yüzden beni şimdikiler anlamaz, eski kafa bulur, demode bulur…
Umursamam…
Hala sevdiklerime el yazımla uzun uzun mektup yazarım…
Nereden bilsinler ki Köprübaşı ‘nda, Esnaf Sarayı’nda sıra sıra dizili olan kart postallardan alıp sevdiklerine yollamayı…
Simli olanlar daha ciks duruyor o zaman…
Ama ben anamın paçasına yapışıp aldırdım yine de simi üzerine aksesuar yapan Noel Babaları…
Sevdiğimden kıymetli mi?
Kartı aldırmayı başardın mı gerisi kolay…
Kısa cümlelerle özlemini anlatırsın sonra…
Telefon da yok o zaman kısa mesaj da…
Uzun bir yolculuktan sonra varır sevdiğine o iki cümle…
Kıymeti de orada zaten…
Yorucu bir yolculuk geçirmiştir nitekim…
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da katıldığı bir televizyon programında ona vurgu yapıyor.
Kart postal yapmışlar binlerce…
Sevgiliye, sevdiğine göndermek için…
Amacını da “telefon mesajlarını protesto amacıyla başlattım” olarak ifade ediyor Ahmet abi…
Şöyle devam ediyor:
“Çünkü insanlar bir düğmeye basıyor. 2000 kişiye, 5000 kişiye mesaj gidiyor. Kurban Bayramında mesaj atılıyor, yeni yılın kutlu olsun diye mesaj gidiyor mesela… Attığını da bilmiyor. Ne karşı taraf ne kendi kazanıyor, şirketler kazanıyor. Eskiden kart postallar vardı. Köprübaşında satılırdı. 20- 30 kişiye atacaksak tek tek elimizle yazardık. Sevgili annecim, babacım, her kimeyse artık. Onun bir tadı olurdu. Karşıdaki onu senin elinle hazırladığını bilirdi.”
O böyle söyleyince telefonu elime aldım.
Mesajları karıştırdım…
Kim benden eliyle yazdığı sözcükleri sakındı ki diye yoklama yapacaktım, ne göreyim?
Ahmet abinin telefona atılan kısa mesajlarını gördüm…
Her hafta başında attığı, bayramlarda attığı, özel günlerde attığı mesajları tek tek okudum.
Kızdım sonra, sitem ettim.
Protesto ettim…
Ve…
Sildim birer birer…
Kaldırdım telefonu, koydum bir kenara…
Bembeyaz bir sayfa aldım, kendi el yazımla uzun bir mektup yazdım…
Kart postal da bulacağım…
İki cümleyle anlatacağım özlemimi..
Tek bir düğmeyle atılan mesajlar gibi olmayacak…
Kalbe oturacak, unutulmayacak.
Ahmet abinin de dediği gibi:
“Kurban Bayramında mesaj atılıyor, yeni yılın kutlu olsun diye mesaj gidiyor mesela… Attığını da bilmiyor. Ne karşı taraf, ne başkası, şirketler kazanıyor.”
Benim mesajımda kimse kazanmasa bile ben mutlaka kazanacağım…
Mutlaka kazanacağım Ahmet abi…