RASULÜ EKREM'İN GÜZEL AHLAKI-1

Abone Ol

Geçtiğimiz günlerde Kandili, Peygamber Efendimiz'in dünyayı teşriflerinin hicri yıldönümünü idrak ettik. Nisan ayı ortalarında da Kutlu Doğum Haftasını idrak edeceğiz. Onun için bir-iki hafta Peygamberimizin Güzel Ahlakı'ından bahsetmek uygun düşecektir.
Peygamberlerin her hususta en üstün, en büyük olanı şüphesiz bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v. dir. Peygamberimizden evvel gönderilen peygamberlerden çoğu, belli bir topluluğa, bir şehir veya köy halkına gönderilmiştir. Peygamber efendimiz ise bütün insanlığa, bütün mahlukata yani, on sekiz bin alemin tamamın rahmet olarak gönderilmiştir. Gerek dünya ve ahirette şerefli, faziletli iyi insan olabilmek; alemlere rahmet olan peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı iyi bilmek, iyi anlamak ve ona hakiki ümmet olmakla mümkündür. Bir insan peygamberimizi bilmedikten, tanımadıktan, sevmedikten sonra hiçbir şeyle şerefli ve faziletli olamaz.
İnsanlara dünya ve ahiret saadetinin yolunu gösteren Peygamberimiz, öğrettiği ahlak ilkelerini önce kendisi uygulayarak en güzel örnek oldu.
O, davranışları ve üstün kişiliği ile insanlık için en güzel örnektir. Bununla ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'de: "Andolsun Allah'ın elçisinde sizin için uyulması gereken güzel örnek vardır" buyurmuş ve onun yaşayışını örnek almamızı istemiştir.
Müslüman olarak bizim vazifemiz, Peygamberimizin ahlak ve fazilet dolu hayatını iyice öğrenmek ve ahlaki davranışlarını örnek alarak yaşamaktır.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de Peygamberimiz hakkında:
"Ve sen elbette yüksek bir ahlaka sahipsin" (Kalem,4) buyurarak O'nun çok yüksek ahlak sahibi bir şahsiyet olduğunu bildirmiştir.
Peygamber Efendimiz, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilmiştir. Onun için, O'nun her hâli ve sözü fazilettir.
Hz.Peygamberimiz, insanların en güzel ahlâklısı idi. Çünkü O, Kur'ân ahlâkı ile ahlâklanmıştı. Hz. Ayşe'ye Peygamberimizin ahlakının nasıl olduğu sorulduğunda; "O'nun ahlakı Kur'an idi" demiştir. (Müslim, Musafirun, 139)
1-Hoşgörüsü ve Bağışlayıcılığı: Kötülüğü, kötülükle karşılamaz, affeder ve bağışlardı. Uhut savaşında düşmanlar, peygamberimize ok atmışlar, üzerine taş yağdırmışlar ve mübarek dişini kırıp yüzünü yaralamışlardı. Onların bu davranışlarına karşılık kötü söz söylememiş, onlara beddua etmemiştir. O, yüzündeki kanları silerken şöyle demiştir: "Allah'ım! Milletimi bağışla!.. Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar." (Mecmau'z-zevaid, c.6, s.117)
Mekke'nin fethinde, daha önce Peygamberimizi öldürmek isteyen ve Müslümanlara her türlü kötülüğü yapmış olanlar Efendimiz karşısında başlarını önlerine eğmiş, haklarında verilecek kararı bekliyorlardı. Peygamberimiz burada da büyüklüğünü göstererek hepsini af etti.
2-Doğruluğu: Peygamberimiz'in ağzından hiçbir zaman hak ve gerçek sözden başkası çıkmazdı. Çocukluğundan itibaren doğruluktan ayrılmamış, hiç yalan söylememiştir. Peygamberliğinden önceki gençlik döneminde doğruluğu ve güvenilir kişiliğinden dolayı kendisine " Muhammed'ül-Emin" yani "Güvenilir Muhammed" denilirdi.
3-Konuşması: Rasûlü Ekrem'in sözü gâyet açık ve düzgündü, konuşmaları her türlü noksanlıktan ve fazlalıktan uzaktı. Onu işiten hemen ezberleyebilirdi. Hz.işe (R.Anha) şöyle buyurur: "Allah Rasûlü'nün kelâmı gâyet açıktı ve O'nunla oturan hemen O'nun sözlerini ezberleyiverirdi..." O kadar ağır konuşurdu ki, birisi arzu etse kelimeleri sayabilirdi...
Hz. Aişe (r. Anhâ) anlatıyor: "Rasülüllah (s.a.v.) konuşurken (ağır ağır konuşurdu. Öyle ki) eğer biri çıkıp, kelimeleri saymak istese sayardı. O, sözü sizin gibi peş peşe getirmezdi." (K. Sitte Terc. 15,365)
Eshab'ından bâzısı Peygamberimiz'e; "Biz Senden daha edebî konuşan bir kimse görmedik" dediklerinde, Peygamberimiz; "Bu gâyet normal, Kur'ân benim lisânımla geldi. Öyle bir lîsan ki fasih Arabça" buyurdu.
Büyük edib Câhız, Allah Rasûlü'nün fesâhatı hakkında şöyle söyler: "Allah, Rasûlü'nün sözlerinin içine güzellik ve sevgi koymuştur. Allah Rasûlü konuştuğu zaman, kimse tekrar etmesine ihtiyaç hissetmezdi. Sözlerinde hiçbir eksiklik yoktu. Hâtâ yapmazdı. Karşısına, fesâhatta hiçbir kimse çıkamazdı. O'nu kimse, hitâbette geçemezdi. Çok kısa sözlerle uzun hutbeler okurdu. O ancak doğru konuşurdu. Hiçbir kimse Allah Rasûlü'nün sözlerinden daha fâideli, daha doğru hiçbir söz işitmemiştir."
O, Eshâbı ile tatlı tatlı konuşur sohbet eder, hatta şakalaşırdı. Küçükleri okşayıp sever, onları sevindirirdi.
Peygamberimizin güzel ahlakına önümüzdeki hafta devam etmek ümidiyle hayırlı cumalar...