Eskişehir'de bir köftede gıda tağşişi tespit edildi. Ardından Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, bunun münferit bir olay olduğunu, dürüst esnafın zan altında bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Bu konunun kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor…
Bir ürünün veya maddenin içine daha ucuz, kalitesiz ya da farklı bir madde karıştırılarak orijinal yapısının bozulması ve değerinin düşürülmesine tağşiş diyoruz…
İşletme ucuz köfte satmış sizin anlayacağınız!
İşletmede anladığım kadarıyla merdiven altı!
Ancak bu örneklere bundan sonra çok daha fazla rastlayacağız! Çünkü gıdaya ulaşım zorlaşıyor. Gıda fiyatları sürekli yükseliyor…
Restoranlar ülke genelinde pahalı ama Eskişehir’de daha da pahalı! Bugün Eskişehir'de dışarıda yemek yemek artık birçok aile için lüks haline geldi. Birkaç yıl önce dört kişilik bir ailenin rahatlıkla karşılayabildiği bir restoran hesabı, bugün asgari ücretlinin bütçesini zorlayacak seviyelere ulaştı. İnsanlar kaliteyi değil, önce fiyat etiketini kontrol ediyor.
Çünkü her tüketici ucuz ürün arıyor.
Esnaf da elbette haklı! Her işletme de müşteri kaybetmemek için fiyat baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Bu maliyetlerle kaliteli ürün üretip çok düşük fiyat vermek çoğu zaman mümkün değil.
Ama vitrinde aynı ürünün çok daha ucuzu varsa, tüketici doğal olarak onu tercih ediyor.
İşte tehlike tam burada başlıyor.
Dürüst işletme maliyetini düşüremediği için müşteri kaybediyor. Kural tanımayan işletme ise kalitesiz hammaddeye, kayıt dışı üretime, merdiven altı imalata ve tağşişli ürüne yönelerek haksız rekabet avantajı elde ediyor.
Peki neden bu yöne yöneliyor…
Çünkü vatandaş bunu talep ediyor.
Arkadaş Eskişehirspor’un maçının olduğu gün stadyum çevresindeki köftecileri bir dolaşın! Bir bakın! Önlerinde bitmek bilmeyen bir kuyruk oluşuyor…
Mesele yalnızca köftenin içine ne karıştırıldığı değildir. Mesele, dürüst üretim yapan işletmelerin ayakta kalmasını zorlaştıran ekonomik iklimdir.
Fiyatların sürekli yükseldiği, alım gücünün düştüğü dönemlerde merdiven altı üretim kendiliğinden büyür.
Bu nedenle yalnızca denetimleri artırmak sorunu tek başına çözmez. İnsanların kaliteli ürüne ulaşabileceği bir piyasa oluşmadıkça, kayıt dışı üretim farklı isimlerle yeniden karşımıza çıkacaktır.
Eskişehir'in önemli bir bölümü öğrenci, emekli ve sabit gelirli vatandaşlardan oluşuyor.
Geliri artmayan insanların ucuz ürüne yönelmesi şaşırtıcı değildir.
Asıl şaşırtıcı olan, bu tabloyu sadece "ahlaksız birkaç işletme" meselesi olarak görmektir.
Hayır! Bu ekonomik bir sorundur.
Rekabet sorunudur.
Denetim sorunudur.
Tüketici bilinci sorunudur.
Ve en önemlisi güven sorunudur.
Çünkü gıda, güven üzerine kurulur.
Bu nedenle dürüst esnaf korunmalıdır. Kurallara uyan işletmeler desteklenmelidir.
Kısacası, pahalılık arttıkça, merdiven altı üretimin cazibesi de artıyor.
KALİTEYİ SATIN ALAMIYORUZ!
Restoran sahibi kira ödüyor.
Elektrik ödüyor.
Doğalgaz ödüyor.
Personel maaşı ödüyor.
Vergi ödüyor.
Sonra dönüp menüye zam yapıyor. Haliyle vatandaş da dönüp soruyor:
- Bu fiyat ne?
İki taraf da haklı. Ama ortaya çıkan sonuç yanlış.
Çünkü bu denklemde en zayıf halka tüketici. Özellikle öğrenci ve emekli.
Eskişehir'in nüfus yapısına bakın.
On binlerce öğrenci, Yüz binlerce emekli! Sabit gelirle yaşamaya çalışan büyük bir kitle.
Bu insanlar kaliteli ürünü tercih etmek istiyor ama çoğu zaman fiyat buna izin vermiyor.
İşte tam burada merdiven altı işletmeler devreye giriyor.
Ucuza köfte, döner, yemek!
Çünkü insanlar artık kaliteyi değil, hayatta kalmayı satın alıyor.