Gazetemizin birinci sayfasında bir haber var…
Eskişehirliler vekillerini tanıyor mu?
Genç muhabirimiz Şuheda Buse Çimen, mikrofonu Eskişehirlilere uzatıyor ve soruyor…
-Kaç milletvekilimiz var?
Ve diğer soru…
-İsimlerini sayar mısınız?
Vatandaş siyasetle ilgileniyor ama milletvekilleriyle ilgilenmiyor. Peki bu ilgisizliğin nedenleri neler olabilir.
Ben kestirmeden bir yanıt vereyim…
Vatandaş artık parlamentonun önemi kalmadığını düşünüyor. Çünkü vatandaş için çözüm noktası artık parlamento değil!
Bu nedenle de milletvekiliyle bir “bağ” kurmanın önemine inanmıyor.
Hepsi için geçerli olmasa da bazı milletvekilleri için tanınmamak bir avantaj olabilir. Ne kadar çok tanınırsanız o kadar dert o kadar sorun demektir…
Eski dönem milletvekillerini hatırlıyorum da…
İbrahim Yaşar Dedelek, Cevdet Selvi, Zeki Ünal, M.Ali Arıkan…
Tanımayan yoktu!
AK Parti döneminde Murat Mercan, Fahri Keskin, Kemal Unakıtan, Nabi Avcı, Harun Karacan...
Vatandaş tarafından tanınıyor biliniyordu…
Kısacası, tanınmamak artık milletvekilleri için avantajlı duruma geldi. Seçmenin mi var derdin var!
KOLTUK YASASI!
İtalyan sosyolog ve iktisatçı Robert Michels “Siyasal Partiler” adlı önemli çalışmasında, sosyalist ve sosyal demokrat partiler, işçi sendikaları ve kooperatifler gibi nitelikleri gereğince demokratik bir yapıya ve işleyişe sahip olması gereken örgütlerin, niçin zamanla kaçınılmaz olarak azınlık ve tek adam yönetimine dönüştüğünü açıklamaya çalışır…
Robert Michels, yaptığı araştırmalar ve incelemeler neticesinde, istisnasız tüm örgütlerin kaçınılmaz olarak oligarşik eğilimlere yani azınlık ya da tek adam yönetimlerine dönüşme eğilimlerine sahip olduğunu görür. Michels, gördüğü bu gerçeği “Oligarşinin Tunç Kanunu” olarak tanımlar…
“Oligarşinin Tunç Kanunu”na göre örgütler kaçınılmaz olarak bürokratikleşmeye,otoriterleşmeye ve oligarşiye kayarlar. Eninde sonunda her örgüt oligarşik yapılar tarafından yönetilmeye başlanır.
…/…
Koltuğa oturan bir daha kalkmıyor diye boşuna isyan etmeyin. Bu bir yasa!