2022 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü olarak atanan Prof. Dr. Kamil Çolak’ın görev süresi dolmak üzere. ESOGÜ’ye yapılacak rektör ataması şehrin gündeminde yerini korurken, üniversitenin en önemli paydaşlarından olan Eğitim İş Eskişehir Şube Başkanı Fadime Arslan ve Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, sendikaların beklentilerini ve taleplerini açıkladı. Liyakat vurgusu yapan Arslan ve Demirkol, rektörlük makamı üzerinden kadrolaşmaya tepki gösterdi.
“Üniversiteler sıradan kurumlar değildir”
Üniversitelerin siyasi iktidarın atama yapacağı sıradan bir kurum olmadığını söyleyen Fadime Arslan, “Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde yeni rektörün belirlenme süreci başladı. Bizim açımızdan mesele yalnızca bir rektörün kim olacağı değildir. Asıl mesele, üniversitelerin nasıl yönetileceği ve üniversitenin hangi anlayışa teslim edileceğidir. Üniversite, siyasi iktidarın atama yapacağı sıradan bir kamu kurumu değildir. Üniversite; bilim üreten, sorgulayan, eleştiren, özgür düşüncenin ve aklın kurumsal güvencesi olan bir kamu kurumudur” dedi.
“Rektörlük makamı kadrolaşma alanı olmamalı”
“Rektörlük makamı bir kadrolaşma alanı olmamalıdır” diyen Arslan, “Bugün Türkiye’de üniversitelerin en temel sorunlarından biri, üniversite yönetimlerinin üniversitenin kendi iradesinden koparılmış olmasıdır. Rektörün belirlenmesinde üniversitenin akademisyenleri, öğrencileri ve çalışanları söz sahibi değilse orada üniversite özerkliğinden söz etmek mümkün değildir. ESOGÜ için de beklentimiz açıktır: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, siyasi iktidarın tercihleriyle değil; bilimin, akademinin ve üniversite bileşenlerinin ortak aklıyla yönetilmelidir. Rektörlük makamı bir kadrolaşma alanı olmamalıdır. Akademik yükselmelerde ve yönetici atamalarında kişisel yakınlıklar değil, bilimsel yeterlilik ve liyakat esas alınmalıdır. Üniversite emekçilerinin sendikal ve demokratik hakları güvence altında olmalıdır” diye konuştu.
“Kişiler değil yönetim anlayışı değişmeli”
ESOGÜ’de kişilerin değil yönetim anlayışının değişmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, “Öğrenciler baskı altında tutulmamalı; üniversite, öğrencinin özgürce düşünebildiği ve sözünü söyleyebildiği bir bilim yuvası olmalıdır. Bilim insanı, siyasi iktidarın hoşuna giden sözleri söylemek zorunda bırakılmamalıdır. Çünkü bilimin özgür olmadığı yerde üniversite, üniversitenin özgür olmadığı yerde de bilim olmaz. Bugün ESOGÜ’nün önünde bir tercih vardır: Üniversiteyi yönetenlerin değişmesi mi, yoksa üniversite yönetme anlayışının değişmesi mi? Biz ikincisini istiyoruz. Yeni rektör kim olursa olsun, ilk sorumluluğu kendisini atayan makama değil; bilime, üniversiteye, öğrencilere ve kamu yararına karşı olmalıdır. ESOGÜ’nün ihtiyacı; makamını korumayı bilen bir yönetici değil, üniversitenin onurunu ve özerkliğini koruyacak bir bilim insanıdır” şeklinde konuştu.
“ESOGÜ’nün geleceği kapalı kapılar ardında belirlenmemeli”
Sadakat değil, liyakat vurgusu yapan Arslan, “Bu nedenle açıkça çağrıda bulunuyoruz: ESOGÜ’nün geleceği kapalı kapılar ardında belirlenmemelidir. Üniversitenin bileşenlerinin sesi duyulmalı, rektörlük makamı siyasi sadakatin değil akademik liyakatin adresi olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Üniversite bileşenlerinin iradesi yok sayılıyor”
Rektör atamalarında üniversite bileşenlerinin iradesinin yok sayıldığını söyleyen Özkan Demirkol, “Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, kentimizin ve ülkemizin en köklü bilim ve eğitim kurumlarından biridir. Üniversiteler; bilimin, özgür düşüncenin, eleştirel aklın ve kamusal yararın üretildiği merkezler olmak zorundadır. Ancak bugün yükseköğretim sistemimizin en temel sorunu, üniversite bileşenlerinin iradesini yok sayan ve rektörlük makamını bir "idari temsil" alanına dönüştüren tepeden inme atama modelidir. ESOGÜ'de gerçekleşecek rektörlük belirleme süreci öncesinde, Eğitim Sen olarak yetkililere ve kamuoyuna hatırlatmayı bir borç biliyoruz: Üniversiteler, sendikal/siyasal yakınlıklar, biat eden kadrolarla değil; bilimsel özgürlük, liyakat ve adaletle yükselir” dedi.
“Tek merkezden belirlenmesi liyakati zedeliyor”
Rektörün tek merkezden belirlenmesinin liyakati zedelediğini belirten Demirkol, “Yönetsel iradenin üniversite bileşenlerine, akademisyenlere, idari/teknik personele ve öğrencilere danışılmadan tek merkezden belirlenmesi; liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini zedelemektedir. Eğitim Sen olarak beklenti ve taleplerimiz; Rektörlük makamı atama ile değil, seçimle belirlenmelidir. Üniversite yöneticilerinin tepeden atanması değil; akademisyenlerin, idari personelin ve öğrencilerin iradesini yansıtan demokratik ve katılımcı seçim süreçleriyle iş başına gelmesi esastır. Akademik özgürlük ve özerklik güvence altına alınmalıdır. Yeni yönetimin ilk önceliği, akademisyenlerin bilimsel ve sanatsal çalışmalarını baskı, sansür ve kadro kayırmacılığı olmadan özgürce sürdürebilecekleri barışçıl ve nitelikli bir akademik ortam inşa etmek olmalıdır” diye konuştu.
“Siyasal yakınlık değil liyakat esas alınmalı”
Liyakat ve adalet ilkesi esas alınmalıdır. Akademik kadro atamalarından idari görevlendirmelere kadar her kademede sadakat ve sendikal/siyasal yakınlık değil; liyakat, eşitlik ve adalet ilkeleri gözetilmelidir. Üniversiteler hiçbir grubun veya kadrolaşmanın alanı haline getirilemez. İdari ve teknik personelin hakları gözetilmelidir. Üniversitenin yükünü taşıyan idari ve teknik personelin görevde yükselme, unvan değişikliği, tayin, mobbing ve çalışma koşullarına dair birikmiş sorunları çözüme kavuşturulmalı; karar mekanizmalarında temsil edilmeleri sağlanmalıdır. Öğrenci odaklı, kamusal ve niteliği yüksek eğitim olanakları sağlanmalıdır. Mevcut ekonomik kriz koşullarında öğrencilerin yemekhane, barınma ve ulaşım gibi en temel ihtiyaçları sübvanse edilmeli; üniversite kampüsü, öğrencilerin kendilerini özgürce ifade edebildikleri bir yaşam alanına dönüştürülmelidir.
“Siyasal aidiyetlere değil ortak akla dayanmalı”
Demirkol, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Eskişehir halkı ve kentiyle güçlü bir bağ kurulmalıdır. ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi başta olmak üzere, üniversitenin sunduğu kamusal hizmetlerin niteliği artırılmalı; kent sorunlarına çözüm üreten bir akademik yaklaşım benimsenmelidir. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin geleceği; tek bir iradenin kararına, sendikal/siyasal aidiyetlere ve yakınlıklara göre değil, üniversitenin tüm özne ve bileşenlerinin ortak aklına dayanmalıdır. Üniversite yönetimleri, yönetim yetkisini tahakküm aracı olarak değil; demokratik, şeffaf, katılımcı ve kamusal bir anlayışla kullanmalıdır.”