Eskişehir'de kamu emekçileri işi bıraktı

KESK Dönem Sözcüsü ve SES Şube Eş Başkanı Bülent Yıldırım, Eskişehir’deki iş bırakma eyleminde kamu emekçilerinin maaşlarının gerçek enflasyon karşısında eridiğini belirtti.

KESK çatısı altında kamu çalışanları Eskişehir’de iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Köprübaşı’ndan Yediler Parkı’na yürüyen kamu emekçileri, parkta basın açıklaması yaptı. Açıklamayı, KESK Dönem Sözcüsü SES Şube Eş Başkanı Bülent Yıldırım okudu. Yıldırım, kamu emekçilerinin yıllardır artan hayat pahalılığı karşısında geçinemediğini vurgulayarak, “Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor ve iş bırakıyoruz. Yıllardır ‘geçinemiyoruz’ diye haykırıyoruz ama ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulaklarını tıkıyor” dedi.

Türkiye’nin enflasyon tablosuna dikkat çeken Yıldırım, TÜİK verilerinin dahi gerçeği gizleyemediğini söyledi: “TÜİK’in sahte verilerine göre bile dünyada en yüksek enflasyona sahip ilk beş ülke arasındayız. Gıdada, kirada, eğitimde; AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinciyiz. AB’de bir yılda yaşanan enflasyonu biz bir ayda yaşıyoruz.”

Maaş artışlarının gerçek enflasyonla örtüşmediğini ifade eden Yıldırım, yapılan zamların alım gücünü korumaktan uzak olduğunu belirtti: “5 Ocak’ta açıklanan bu sahte verilerine göre maaşlarımız bu ay yüzde 18,60 aratacak. Ama bununun içinde enflasyon farkı da var. Yani her defasında yaptıkları şeyi tekrar ediyorlar. Yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına denk gelmeyen verileri altışar aylık dilimler halinde enflasyon farkı, maaş zammı diye yutturuyorlar. Dolayısıyla gerçek tablo şudur: Kamu emekçileri olarak 2026’ya taban aylıklarımıza yapılacak bin TL seyyanen artış dâhil ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile girdik. Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine kadar her kaleme bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı. Kiralara maaş artışımızın neredeyse 3 katı, %35 zam yapıldı. Tablo çok net: Aralıkta 55 bin lira maaş alan bir memur, 25 bin lira kira ödüyordu. Maaşı 66 bin lira oldu. Ama kirası 33 bin 720 liraya çıktı! Yani maaş zammı diye verilenin çoğu kiraya gitti. Kalanı ise adaletsiz gelir vergisi dilimleri ile lime lime edilecek. Cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak.”

Toplu sözleşme süreçlerini de eleştiren Yıldırım, ““Toplu sözleşme” adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak bizlere kesiliyor. Öte yandan bu tablo sadece iktidarın eseri değildir. Hepimiz biliyoruz ki bugün içinde bulunduğumuz tablo iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulundan oluşan ittifakın ortak eseridir. “Eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” diyorlar. Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik. En düşük maaşımızla 10 yıl önce 17 adet çeyrek altın alınırken bugün 6 adet bile alınamıyor. 25 yıl önce ortalama emekli aylığımız asgari ücretin 2 katıydı. Bugün asgari ücretin dahi altına inmiş durumda. Geldiğimiz noktada sadece asgari ücret değil, en düşük memur emeklisi aylığı da tarihimizde ilk defa açlık sınırının altında kaldı. Ortalama maaşlarımız yoksulluk sınırının yarısına geriledi” şeklinde konuştu.

KESK’in taleplerini de sıralayan Yıldırım, şunları kaydetti: “Ocak ayından itibaren maaşlarımıza ek yüzde 20 artış istiyoruz. İlave seyyanen ödeneğin taban maaşlara yansıtılmasını, 3600 ek göstergenin tüm kamu emekçilerine verilmesini, mülakatın kaldırılmasını talep ediyoruz. Grevli toplu sözleşme hakkımızın önündeki engeller kaldırılmalı ve gerçek bir toplu pazarlık masası kurulmalıdır.”

Güncel Haberleri