AK Parti için rövanş, CHP için başarının devamı...

7 Haziran seçimleri de öyleydi, 1 Kasım seçimleri de öyle olacak.Yani...Eskişehir açısından sonucu belli bir seçime gidiliyor.1,5 ay sonra yapılacak olan seçimin Eskişehir açısından sonucu, büyük ihtimalle (Eğer olağanüstü...


7 Haziran seçimleri de öyleydi, 1 Kasım seçimleri de öyle olacak.
Yani...
Eskişehir açısından sonucu belli bir seçime gidiliyor.
1,5 ay sonra yapılacak olan seçimin Eskişehir açısından sonucu, büyük ihtimalle (Eğer olağanüstü bir koşul gelişmez ise) şimdiden belli.
-"Büyük ihtimalle belli" diyoruz, zira...
Tıpkı 7 Haziran seçimi öncesinde olduğu gibi, AK Partinin 2, CHP'nin 2 ve MHP'nin 1 Milletvekili çıkaracağını şimdiden söylemek medyumluk falan değil.
Sonucunu bilemediğimiz tek husus, 6 ncı milletvekilini AK parti mi?, yoksa CHP mi çıkartacak?
İşte; önümüzdeki seçimlere yönelik bilinmeyen ve cevap arayan tek soru bu.
O halde...
AK Parti ve CHP'nin önümüzdeki seçim hedefi, bu üçüncü milletvekilini çıkartmak olacak.
Yani; Birinci parti olma çabası verecek bu iki parti.
Böyle bir durumda en basit seçim aritmetiği bile şunu söyler;
-"Eğer birinci parti olmak gerekiyorsa, mevcut oyu korumakla kalmayıp, diğer partilerden, özellikle de rakip partiden oy almanız gerekir"
Şimdi;
Eskişehir'de AK parti kırsaldan, CHP ise şehir merkezinden oy alıyor.
Bu durum 7Haziran seçimlerinde de açık seçik görüldü.
AK Partinin birinci parti olması için şehir merkezindeki seçmenin, CHP'de birinci parti olabilmek için kırsaldaki seçmenin oyunu almalı.
Sonuç olarak...
AK Partnin Eskişehir'de birinci parti olup, üçüncü milletvekilini alabilmesi, merkezden alacağı oylara, CHP'nin ise kırsaldan alacağı oylara bağlı.
7 Haziran seçimi sonuçları gözönüne alındığında, 1 Kasım seçimi AK Parti için rövanş, CHP için ise,Eskişehir'de birinci parti olmanın devamı anlamını taşıyor.
..........

DSİ ne de olsa ciddi kurum!



Bundan birkaç gün önce yazdık.

Eskişehir'in en önemli piknik alanlarından biri olan regülatör mevkiinde, Porsuk su kanalı çöp içindeydi.

Atılan çöpler nedeniyle su adeta görünmez haldeydi.

Ve her gün buraya piknik yapmak için gelenler, bu iğrenç manzara ile karşılaşıyordu.

Hangi kurumun yetkili olduğunu bilemediğimiz için Sulama Birliği, belediye ve DSİ'yi de kapsayan bir yazı kaleme aldık.

Cevap DSİ'den geldi.

DSİ 3. Bölge müdürü Hayrettin Baysal imzasıyla gelen cevapta, söz konusu kanalın 1995 yılında Sulama Birliğine devredildiği, son yağışlar nedeniyle çevreden su ile birlikte gelen çöplerin su üzerinde çirkin bir görüntü oluşturduğu, sulama Birliği söz konusu kanalda, Odunpazarı Belediyesi'nin de piknik alanında zaman zaman temizleme çalışması yaptığı, yazıya konu alan kısımda da temizlik çalışmasının başlayacağı belirtiliyordu.

Yani...

Yazımıza cevap, dtoğrudan ilgili olmadığı halde DSİ'den gelirken, doğrudan ilgili olan sulama Birliği ve belediye'den ses çıkmamıştı.

Ne diyelim?

DSİ ne de olsa ciddi kurum.

Hassasiyeti için teşekkür ediyoruz...

......

Nerede o eski siyaset ve siyasetçiler?



Eskiden: Partiler adaylarını hakim huzurunda önseçim ile belirlerdi...
Şimdi: Genel merkezlerde ve torpille belirleniyor.

***
Eskiden: Önseçimde parti üyeleri ve delegeler aday belirlemede söz sahibi olurdu.
Şimdi: partili olmasa bile Genel başkana yakın olanlar rahatlıkla koltuk sahibi oluyor.

***
Eskiden: Milletvekili Genel Başkana kafa tutar "Beni partili seçti" derdi.
Şimdi: Milletvekili Genel başkanın emir erinden farksız durumda.

***
Eskiden: Şehrin önemli insanlarına 'Gel hizmet için aday ol' baskısı yapılırdı.
Şimdi: Şehrin önemsiz adamları bile "Ben olayım" diye baskı yapabiliyor.

***
Eskiden: Aday olmayı düşünenler üye ve delegeyi ikna etmek zorundaydı.
Şimdi: Genel merkez yöneticilerini ikna etmek için Ankara'da uğraşıyor...

***
Eskiden: Parti delegeleri partinin en önemli isimleriydi,.
Şimdi: Parti delegelerinin kedi kadar yolu yok.

***
Eskiden: Partiler, üye ve delegelerine sonuna kadar güvenirdi.
Şimdi: Anketlere ve kamuoyu yoklamalarına daha çok güvenilir oldu.

***
Eskiden: Üye ve delegenin tercihi ile ilgili hiçbir itiraz olmazdı.
Şimdi: Genel Başkanın tercihi ile ilgili hiçbir itiraz olmuyor.

***
Eskiden: Aday olmanın kriterleri arasında "Haddini bilmek" vardı.
Şimdi: Haddinin farkında olmayanlar milletvekili oldu.

***
Eskiden: Politika yapanlar hizmet etme uğruna parasını pulunu harcardı.
Şimdi: Politika yapanlar para pul sahibi olmak için gayret sarf eder oldu.

***
Eskiden: Şehrin tanımadığı insanların aday olma şansı yoktu...
Şimdi: Şehri temsil edenlerin yarısı dışarıdan geliyor.

***
Eskiden: politikanın okulu olmadığı için siyaset dışarıda yapılırdı.
Şimdi: Her parti siyaset okulu açtı ama, siyaset yapan kalmadı.

***
Eskiden: Ocak'lar, Bucak'lar vardı siyasetçi yetiştiren.
Şimdi: birilerinin kucağında ve ocağında yetişmeye başladı insanlar.

***
Eskiden: Meclis üyeleri, konusunda uzman teknik adam özelliği taşıyan insanlardan seçilirdi.
Şimdi: iki günlük eğitim, 500 Tl para ve siyaset Akademisi derslerine girmek yeterli haline geldi.

***
Eskiden: Partiler, parti binasından yönetilirdi.
Şimdi: Ya Belediye Binasından, ya da Vakıf binalarından yönetilir oldu.

***
Eskiden: Eskişehir'e gelen Genel Başkanlar ilk iş olarak parti binasına giderdi.
Şimdi: Ya Belediye binasına gidiyor ya da Vakıf binasına.

***
Gördüğünüz gibi, eskiden bu güne çok şey değişti siyasette.
Eskiden, halkın iradesi üye ve delege marifetiyle sandığa yansırdı, bugün ise sandıktan halkın iradesi değil, Genel Başkanların iradesi çıkıyor.
........

Biraz da gülmek lazım



Şişman bir adam, çok şöhretli bir doktorun muayenehanesine gidiyor, konu zayıflamak istemesi. Doktor, bir hafta kullanmak üzere, isimsiz bir hap veriyor kendisine. İlk kullandığı gece, uyur uyumaz rüya görmeye başlıyor adam. Bir saray içinde, etrafında onlarca cariye, sabaha kadar bir onla, bir bunla sabah uyandığında, kan ter içinde...
Her gece ayni şey, bir haftanın sonunda bütün fazla kilolar atılmış durumda. Günler sonra yolda şişman bir arkadaşına rastlıyor ve nasıl kilo verdiği soruluyor. Durumunu anlatıyor, o arkadaşı da doğru doktorun çalıştığı hastaneye gidiyor ve doktor ona da ayni tedaviyi uyguluyor. İlk gece, adam rüyasında bir sarayda! Ama etrafında cariyeler yerine onlarca iri yari zenci...
Tutarlarsa adamı fena yapacaklar. Bizim şişman önde, onlarca iri yarı zenci peşinde....
Başlıyorlar sarayın içinde koşuşturmaya...
Üçüncü gün sonunda adam zayıflıyor ama dayanamıyor ve telefon ediyor doktora.
"Ya Doktor Bey, Neden arkadaşımla benim rüyalarım
farklı?
"O cariyelerle işi bitirirken, ben neden ırzıma geçecek zencilerden kaçıp duruyorum.
Doktor biraz düşündükten sonra sorar:
'Siz hastaneye mi gelmiştiniz, muayenehaneye mi?"

Haberleri