12 Eylül darbesinin sonrasında yapılan ilk seçimleri hatırlıyoruz.
O zaman 5 Milletvekili çıkartıyordu Eskişehir.
Halkçı Parti'den 2 nci sıraya Nuri Uzel diye bir isim konuldu.
Seçilip Eskişehir Milletvekili oldu.
Doğrusu, görev yaptığı süre içinde kendisini iki kere ancak görebilmiştik.
Zaten İzmir'de yaşıyor ama Eskişehir Milletvekilliği yapıyordu.
Zaten görev süresi bitti, kendisinden de bir daha haber alınamadı
***
Aradan bir dönem geçti.
Erol Zeytinoğlu diye bir isim Milletvekili oldu Anavatan Partisi'nden.
Zeytinoğlu ailesinden ve Akademisyendi.
Eskişehir'de yaşamadığı için pek gelip gitmezdi.
Bir şekilde konulmuştu sıralamaya ve seçilmişti sonuçta.
10 kere görmedik görev yaptığı süre içinde kendisini.
Zaten görev süresi bitti, kendisinden de bir daha haber alınamadı.
***
Bir dönem sonra Hüseyin Aksoy Milletvekili oldu Doğru Yol Partisi'nden.
Özal'ın özel kalem müdürüydü.
Eskişehirliydi ama Eskişehir'e gelip gitmez, Eskişehir'de yaşamazdı.
O'nu da çok göremedik görev yaptı süre içinde.
Zaten görev süresi bitti, kendisinden de bir daha haber alınamadı.
***
Hüsemettin Cindoruk aday oldu örneğin hemen sonra.
Milletvekili seçildi bu şehirden.
Eskişehir ile tek bağlantısı, eşinin Eskişehirli oluşuydu.
Şehre faydası oldu elbette ama, Meclis Başkanlığı nedeniyle gelip gidemedi.
***
Aradan bir-iki dönem geçti, Tayfun İçli DSP'den Eskişehir Milletvekili oldu.
Eskişehir ile alakası bile yoktu.
Milletvekili adayı olmadan önce Eskişehir'e gezmeye dahi gelmemişti.
Arada sırada görürdük vekillik süresi içinde.
Eskişehir ile ilgili bir kaygısı olmadı için çok da umurunda değildi bu şehir.
Zaten görev süresi bitti, kendisinden de bir daha haber alınamadı.
***
Kemal Unakıtan da Eskişehir'den Milletvekili seçildi.
O'nun da tek bağlantısı eşinin bu şehirle olan yakınlığıydı.
***
Şimdi de, Nabi Avcı, Süheyl Batum ve Ruhsar Demirel Eskişehir Milletvekilleri.
Eskişehir ile alakaları yok.
Eskişehir ile ilgili pek kaygıları da yok.
Başta biz olmak üzere pek çok kişi kızıyor Nabi Avcı, Süheyl Batum ve Ruhsar Demirel'e...
-"Bunlar nasıl Milletvekili?" diyorlar.
Aslına bakarsanız...
Hem bu üç mevcut milletvekiline, hem de geçmişte sadece adı "Eskişehir Milletvekili" olup, görev süresi bittikten sonra kendilerinden haber alınamayan yukarıdaki saydığımız tüm isimlere haksızlık ediyoruz.
Ne yapsınlar ki?
25 yıldır Eskişehir'in liste başlarına Eskişehir ile ilgisi-alakası olmayan isimler getirilip konuluyor.
Biz de 25 yıldır bunu bir şekilde kabulleniyoruz.
Haliyle...
Paraşütle inenlerin de Eskişehir gibi bir derdi olmuyor.
Niye olsun ki?
Nasıl olsa görev süreleri bittiğinde kendilerinden tıpkı diğerleri gibi haber alınamayacak.
Nasıl olsa...
Bu şehrin cadde ve sokaklarında da yürümeyecekler...
O yüzden, tepeden inme gelip Eskişehir Milletvekili olan ve görevi bittikten sonra da çekip gidenler aslında doğrusunu yapıyor.
Hıyarlık, bu şehirde yaşayıp da, bu işi daha başından kabullenen bizlerde...
Biz 25 yıldır bunu yapmakla bu revayı zaten çoktan hak ediyoruz ki!
---------------------------------------
AK Partili eski Başkan yardımcısından oldukça manidar mesaj...
-"CHP bugünkü programı: Saat 11.00'de Adliye'de mazbata töreni...
Saat 12.00'de Odunpazarı Belediyesi'nde devir teslim töreni.
Saat 14.00' de Tepebaşı, Saat 15.00 de Büyükşehir Belediyesi'nde kutlama.
Ve
Saat 17.00 de ise CHP'li başkanlarınız, üç dönemdir yaptıkları katkılarından dolayı Birlik Vakfı'na teşekkür ziyaretinde bulunulacaktır! Tüm halkımız davetlidir..."
***
Yukarıdaki mesaj, AK Partinin önemli isimlerinden İlhami Atik'e ait.
Geçtiğimiz dönem Odunpazarı Meclis üyesi olmasının yanı sıra, Meclis içinden Belediye Başkan yardımcılığı yapmış bir isim İlhami Atik.
Dün, oldukça manidar bu mesajı paylaştı sosyal medya üzerinden.
CHP'li yeni Başkanların mazbata ve kutlama tören programlarını yayınladıktan sonra, programda olmayan Birlik Vakfına bir teşekkür ziyaretini ilave etti.
CHP'li başkanların programında elbette böyle bir teşekkür ziyareti yoktu, olamazdı ama İlhami Atik, aslında yeni seçilen CHP'li Belediye Başkanlarının bu teşekkür ziyaretini yapması gerektiğini söylüyordu inceden inceye.
Belki de...
CHP'nin yeni Belediye Başkanlarının ilk teşekkür ziyaretinde bulunması gereken yeri tarif ediyordu kinaye yaparak.
---------------------------
Benim partim yok...
Bizim mesleği yapanların mutlaka bir siyasi görüşü olması gerektiğine inanırım.
Anacak...
Bizim mesleği yapanların bir parti üyesi olmasına pek sıcak bakmam.
Zira...
Bir siyasi parti üyesi olarak gazetede yapılan yorumların inandırıcı olarak algılanmama endişesindendir bu düşüncem.
Ama yine de, meslektaşlar arasında parti üyesi olanları hiçbir zaman yargılamam.
Geçenlerde şöyle bir düşündüm.
-"Eğer parti üyesi olmaya karar versem bu hangi parti olurdu?" diye.
İnanın bulamadım üye olabileceğim bir partiyi.
Eğer bundan 30 yıl öncesi olsaydı, CHP'ye rahatlıkla gider üye olabilirdim mesela.
Örneğin...
Bundan 30 yıl öncesinde Adalet partisi üyesi de olabilirdim.
Şimdi diyeceksiniz ki? "Ne alakası var?"
Var. Vallahi de var, billahi de var!
Neden mi var? Hemen söyleyelim:
Bundan 30 yıl önce hem CHP hem de Adalet Partisi içinde Demokrasi vardı.
Delegesinden tutun da, il ve ilçe başkanlarına, hatta Ocak-Bucak başkanlarına kadar seçimle tespit ediliyordu.
Milletvekili ve Belediye Başkan adaylarının kim olacağına ya partinin üyeleri, ya da delegeleri karar veriyordu.
Bu günkü partilerin hiçbirinde bu yok.
Sizin anlayacağınız...
Partilerin içinde Demokrasi yok.
Kendi partisinin içine demokrasiyi getiremeyen hatta getirmek istemeyenler, Ülkeye Demokrasi getirme vaatleriyle adeta birbirleriyle yarışıyor.
Bu derece bir tezat inandırıcı da olmuyor.
İşte o yüzden benim partim yok.
Olmayacak da...
Ta ki, demokrasiyi önce kendi içinde işletmeye başlayan ilk parti ortaya çıkana kadar...
------------------------------
Özgürlüğe giden uzun yol...
Dünyaya ilham vermiş bir liderin etkileyici yaşam hikayesi oynuyor sinemalarda.
Güney Afrika'nın ilk siyah Devlet başkanı Nelson Mandela'nın özgürlük mücadelesi aktarılmış beyaz perde'ye.
Bir taşra kasabasında yaşayan genç bir Avukatın, Beyaz sömürgeye karşı verdiği mücadele ile bu mücadele sırasında çektiği çile ve 30 yıla yakın hapis yaşamı aktarılıyor.
Mutlaka izlenilmesi gereken, Mandela'nın mücadeleyle dolu yaşamının biyografik bir filmi bu.
Ben izledim.
Hem de 7 kişiyle.
Koca sinema salonunda tamı tamına 7 kişiydik filmi izleyen.
Biz filme girerken, Recep İvedik filminin oynadığı salonun önünde hala kuyruk vardı...
-----------------------------------------
BİRAZ DA
GÜLMEK LAZIM
Bir öğretmen, bir doktor ve bir mühendis golf sahasının kenarında, sahanın boşalmasını beklemektedirler.
Mühendis: "Bu adamlar ne yapıyor böyle, 15 dakika önce bitirip sahadan çıkmaları gerekirdi."
Doktor: "Bilmiyorum, ama yaptıkları büyük bir terbiyesizlik."
Öğretmen: " Üstelik çok isabetsiz oynuyorlar. Vurdukları hiçbir top deliğe girmiyor. İşte görevli geliyor, onunla konuşalım."
Görevli: "Kusura bakmayın. Sahadakiler, kör itfaiyeciler.Kulübümüzde geçen sene çıkan yangındaki dumandan gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman burada ücretsiz oynamalarına izin veriyoruz.
" Öğretmen: "Ne kadar üzücü, eğer çocukları varsa onlara ücretsiz ders verebilirim.
" Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaşlarla konuşup onlar için bir şeyler yapabilir miyiz diye bakacağım.
" Mühendis: "Bu adamlar gündüz değil de, neden geceleri oynamıyorlar?"
Biz bu revayı çoktan hak etmişiz ki!
12 Eylül darbesinin sonrasında yapılan ilk seçimleri hatırlıyoruz.O zaman 5 Milletvekili çıkartıyordu Eskişehir.Halkçı Partiden 2 nci sıraya Nuri Uzel diye bir isim konuldu.Seçilip Eskişehir Milletvekili oldu.Doğrusu, görev...