Hayat dediğimiz şey aslında büyük sırlar taşımıyor. Her gün yaşadığımız küçük anların, basit görünen kararların toplamı bizi biz yapıyor. Ama işte tam da bu küçük görünen anlarda en büyük hataları yapabiliyoruz.
Mutluyken söz veriyoruz mesela. Coşkunun etkisiyle “Her şey mümkün” sanıyoruz sanki. Oysa mutluluk geçici, sözler ise kalıcıdır. Sinirliyken verdiğiniz cevapları düşünün… Kaç dostluğu, kaç güzel ilişkiyi bir anlık öfkeyle bitirdiniz. Oysa dil, bir kere zehirini döktü mü, geri toplamak pek de kolay olmuyor.
Üzüntü anında alınan kararların çoğu pişmanlıkla biter. Çünkü duygunun karanlığı, aklın ışığını gölgeler. Telaşlıyken atılan adımlar ise bizi yanlış istikametlere götürür. Bir otobüsü kaçırmamak için apar topar binilen başka bir otobüs, bambaşka bir durakta indirir insanı ve en önemlisi korktuğumuz anda pes etmek!.. İşte hayatın en büyük kaybı da burada başlar. Çünkü korku geçicidir ama pes etmek kalıcıdır.
Hayat, bize her gün fısıldıyor aslında: “Önce dur ve düşün.” Çünkü bazen durmak, ilerlemenin en doğru yoludur.