Bir üretim işletmesinde görebileceğimiz bir sorunun günümüzde hâlâ insan ve makine olmak üzere iki bileşeni var. Bu tür ortamlarda (insan-makina sistemlerinde) genelde insana ilişkin sorunları çözmek daha zordur. Örneğin mühendislerin en çok eleştirildikleri yönlerden birisidir sistemin insan tarafına daha az dikkat etmeleri…
Öğrenim yaşamımda iktisatla ilgili dersler aldığımda teknik insanlarla sosyal temelli olanların arasında bir dil, tarz ve üslup farkı olduğunu gözlemiştim. Bu durum büyük ölçüde bireylerin geçmişte aldığı eğitimden kaynaklanıyor. Ama daha ilgin olanı tekniklerle sosyallerin dünyayı anlama konusunda birbirilerine yönettikleri dil ve anlatı temelli eleştiriler… Diğer yandan bu konu, sadece akademisyenler ve uzmanlar arasında kalmamış; günlük yaşamın insanları arasında da teknik (daha doğrusu analitik) temelli olmayı eleştirmek bir alışkanlık haline gelmiş.
Bu eleştirilerde gözden kaçan önemli bir nokta var. Aynı konuyu çok farklı dil ve anlatı biçimleri ile ifade edebilirsiniz. Örneğin bir konunun bilimsel makale veya gazete köşe yazısı olarak yazılması –içerikten öte dil ve üslup olarak da– farklıdır. Dolayısıyla bir köşe yazısını ya da bilimsel olmayı hedefleyen bir makaleyi okuduğumuzda yapabileceğimiz yorum sadece o metinle ilgili olur. Sadece yazıya bakarak onu yazan kişinin formasyonunu değerlendirmeye kalkmak haksızlıktan öteye geçer ve bir gaflet olur.
Yazmak bir iletişim ve ilişki kurmak anlamına gelir. Bu ilişki yaşanılan ortamın özelliklerini taşır. Örneğin siz de bir akademisyen iseniz akademisyen olan bir ev arkadaşınızla üniversitede ve evde aynı türden bir iletişim içinde olmazsınız. Bulunduğunuz ortam (aynı dürüstlük ve saydamlık içinde kalsanız bile) sosyal ve kültürel iklim iletişim ve ilişkinin şeklini belirleyici etki yapar.
İnsanlar arası ilişki, bir sistemi oluşturan unsurlardan birisine benzemekle birlikte; sadece o sistemde insanın varlığından dolayı farklı zorluklar içerir. Bu nedenle bir insani ilişkiyi ele alırken, insan olmaktan kaynaklanan ince noktalara özen göstermek gerekir. Bir insan ilişkileri mühendisliğinden söz etmek zordur işin doğrusu. Kişisel gelişim uzmanlarının sıklıkla yaptığı hatalar bu ayrıntıda gizlidir.
Bir başka deyişle; insanlar için hap haline getirilmiş, her yapıya uygun çözümler önermek neredeyse mümkün değildir. Birbirini andıran özellikleri olsa da; her insan farklıdır. Dolayısıyla kişisel gelişimle ilgili öneriler demetine bir örnek olayı inceler gibi bakmalı. Bir insanı, ortalama değerlere uydurmak kolay olmadığı gibi, bence ahlaki de değildir.
Hepimizin kendine özgü birer yaşam tarzı var. Yanlışlar ve eksikler konusunda başka insanlara öğüt verebildiğimiz halde kendi yaşamımızda bunları düzeltemediğimiz zamanlar oluyor. Terzi, kendi söküğünü dikemez dedikleri türden. Başka insanlara korkularından, olumsuz alışkanlıklarından ve bilinçsiz tercihlerinden kurtulmalarını önerebildiğimiz halde biz kendimiz, bunlarla gayet iyi geçinip rahat yaşayabiliyoruz.
Yaşamın tamamen dışına çıkıp, ne kendimize ne de başka insanlara yukarıdan bakmak mümkün değil. Ne denli tarafsız olmaya çalışırsak çalışalım; sonuçta yargılarımızda, önerilerimizde, öğütlerimizde bize özgü bir şeyler oluyor. Bu özgü yan da bizim eksiklik ve yanlışlıklarımızı içerebiliyor. Burada deneyim, bize aydınlatıcı bir rehber oluyor. Geçmiş deneyimlerimizden doğru dersleri çıkarabildiysek, o zaman hocamızın muhtemel yanlış ve eksikleri bizi şaşırtmıyor. Bu durumu, insan olmanın bir unsuru olarak anlıyor ve değer verdiğimiz insanların bilgeliğinin bir doğal faktörü olarak kavrıyoruz.
Etkilenmeyen, değişmiyor demektir. Değişmeyen ise çürümektedir. Çürüme kokusunu hissettiğinizde yapacağınız en akıllıca hareket, hızla oradan uzaklaşmaktır. Geçmişteki ilişkilerimizde olumsuz deneyimler edinmiş olabiliriz. Başımıza gelebilecek en olumsuz durumlardan birisi, söz konusu kötü deneyimlerimizin gelecekteki ilişkilerimizi seçmede bize engeller oluşturmasıdır. Yaşadığımız olaylar ne denli kötü olursa olsun yaşam devam etmektedir. En güzel olay, yaşanmamışlardan bir tanesi olabilir. O da geleceğimizde, bizim ona doğru adım atmamızı beklemektedir.