Yaşamı hayaller çeşitlendirir ve renklendirir. Büyük hayalleri olmayanların, adeta siyah-beyaz bir dünyada yaşadıklarını düşünebiliriz. Öyle ki; siyahı ve beyazı yaratan ışığın, hayalsiz bir yaşamdan çekilmesi an meselesidir. İnsan, gelecek hayali ile yaşar. Gelecek hayali olmayan kişi, kurumakta olan bitki gibidir. Hayalin ve geleceğin kulağı vardır, desek yanlış olmaz. İnsan yaşamında sinerjiyi yaratan büyük hayallerdir. Ama bu hayaller dev bir uçan balon olup insanın ayaklarını yerden kesmemeli.
Sinerji, bir artı birin ikiden fazla etmesi demek… Ek güç, ek enerji ve verimliliğin yükselme potansiyeli demek... Hayallerin önemi burada… Büyük hayallerin yarattığı motivasyon, kaynaklarımızı ve enerjimizi çok daha etkin ve verimli kullanmamız anlamına geliyor.
Yaşamda başarılı ve mutlu olmanın yol duraklarından birinin önce niyet, sonra azim ve emek olduğuna hiç kuşku yok. Vizyona, büyük hayallere ve sinerji yaratma bunları mutlaka azmi eklemeli. Niyet, azim ve emek devreye girdiğinde, problemler adeta kolaylaşıyor ve çözüm süreci hızlanıyor. Yetenek, tabii ki önemli ama azmin yerini almak için yeterli değil. Çevremize baktığımızda üstün yetenekleri olduğu halde başarıyı yakalayamamış sayısız örnek görebiliriz. Bu örneklerin pek çoğunda azmin eksik olduğunu görmek şaşırtıcı değildir.
Yaşamın bana öğrettiği en sağlam derslerden biri, insanın kendisini iyi tanımasınınkaçınılmazlığıdır. İnsanın kendisini sağduyulu ve yansız bir yaklaşımla analiz etmesi, kendini sürekli olarak dürüst sınavlardan geçirmesi anlamına gelir. Başarı için ön koşullardan biri olan kişinin kendisi olması, öncelikle ve kaçınılmaz biçimde kendisini iyi tanımasını zorunlu kılar. Başarı için yola çıkmış kişi, örnekler ve başarı öyküleri kullanır ama asla kopyalamaz, taklit etmez ve çalmaz.
Kişi, kendi öz değerlendirmesini yaparken; eğitimini, ne kadar sonuç veya süreç odaklı olduğunu, kişisel gelişime verdiği önemi, uzmanlaşma eğilimini göz önünde bulundurmalı. Rekabet ortamının kendi motivasyonunu nasıl etkilediğini, pozisyon ve statüye ne kadar önem verdiğini, güce ulaşma arzu ya da istekliliğini farkındalığa çevirmeli. Zorluklardan yılmama düzeyini, liderlik dürtüsünü, takım ruhu oluşturmaya yatkınlığını cesurca önüne koymalı.
Ayrıntılara verdiği önemi, zaman karşısındaki tutumunu, sıradan işleri düzenli olarak yürütme istekliliğini, farklılık arz eden işleri bir arada yürütebilme yetisini iyi bilmeli. Yaratıcılığın motivasyonuna etkisini, hızlı tempoya verdiği tepkisini, bağımsızlığına verdiği önemi, güven ihtiyacını anlamalı. Maddi olanaklara verdiği önceliği, etik ve ahlaki değerlere bakışını, dostluğa gösterdiği özeni, dengeli yaşama gösterdiği eğilimini, toplumsal katkı oluşturmadaki sorumluluk anlayışını dikkate almalı.
İnsan kendi başarı ölçütlerini de bilebilmeli. Hangi konularda kendini başarılı bulduğunu bilinçli bir şekilde algılayabilmeli. Özetle; kişi, “Başarı nedir?” sorusunun kendince iyi bir cevabını öngörebilmeli. Böylece kendi geçmiş performansını değerlendirme imkânına sahip olacak. Bu değerlendirmeyi yapmalıdır da. Kendi öğrendikleri, yaşadıkları ya da yaşananlardan edindiği bilgi ve deneyimleri gözden geçirmeye değer bir kaynaktır. Gerçekçi olarak hangi beceri ve yetilerinin geliştiği veya köreldiği konusunda bilgi sahibi olmalı.
Kendi özellikleriyle değerlerini ve yetkinliklerini belirleyen kişi potansiyelini, tercihlerini doğru yapmada daha özenli davranacak, doğru seçim yapmada verilen emek yaşama farklı lezzet katacak.