Bir yüzyılı geride bıraktık. Ne kaldı bize o "koca" yüzyıldan acaba? Kimilerine göre çok şey, kimilerine göre de... 'lafını bile etmeye değmez' şey ya da şeyler. Sözgelişi, bunlar, bizde alışkanlık yaratan ve bir türlü vazgeçemediğimiz, vazgeçmeyi düşünemediğimiz şeyler mi? Ne gibi mi? Diyelim; tükenmez kalem gibi ya da Coca Cola, kredi kartı, telefon, elektrogitar, giydiğimiz blue jean ve daha başka nice benzerleri gibi... Örnek ise;
OYUNCAK AYI: Alman terze Marquerite Streiff, Uluslararası Leipzig Oyuncak Ayısı'nı 1904 yılında gerçekleştirme alanına soktu. O tarihten sonra da, birçok küçük çocuğun yatarken yastık arkadaşı yaptığı sevilen bir oyuncak oldu.
COCA COLA: Bu Coca Cola ya da Pepsi Cola denilen illet bir vakitler ilaç niyetine eczanelerde satılıyordu ve bir adı da 'şurup'tu. Coca Cola'yı Coca Cola yapan o klasik şiye, tüketiciye 1931 yılında sunuluyordu. Alexandre Samuelson'dan tasarımını yapacağı şişenin öncelikle cinsel olarak çekici bir kadını çağrıştırması istendi, o da bir gelecekte (1955'te) Raymond Loewy'nin stilize edeceği bugünkü şişenin bir örneğini yaptı.
ELEKTRİK SÜPÜRGESİ: Kadınlara sorarsanız bunun ne büyük bir rahatlık olduğuna kalıplarını basacaklardır. Süpürgelerin ilk modelleri 1907 yılında gerçekleştirilmişti ve "keşşaf"ı Muray Spranger'in dur durak bilmeyen tasarımları ve deneyimleri sonunda ortaya çıkacaktı. Yıl mı? 1920'ler falandır. Hoover'in ünlü modeli de bu yıl içinde tüketiciye sunulmuştu.
BLUE-JEAN: Oscar Levi-Strauss bu dünya alem, kadını-kızı, çocuğu erkeği ayağından eksik etmediği saygı ve kural tanımaz blue-jean pantolonu çok öncelerinde, 1853 yılında keşfetmişti. (Eh, buna da 'keşif' demek, ne derece doğrudur, bilmem orasını) Ancak blue-jean'in Avrupa'ya ve oradan hemen hemen dünyanın öbür kıtalarına girişi II. Dünya Savaşı sıralarına denk düşer. O 1944 yılından sonra dünya bir blue-jean sarasına tutulacak, 7'den 77'e, kimi zaman 70'in de üstünde, herkesçe bir üniforma gibi giyilecektir.
BİKİNİ: Babası, Fransız tasarımcı Luis Renard'dı. Nedense adı ABD'nin atom bombalarını patlattığı Polonaise (Okyanusta bir mercan adasıdır) adasıyla birlikte hatırlanıyor. Oysa, Luis Renard, gerçek bombayı kadınların kafalarına kumsalda vücutlarını özgürleştirme düşüncesini sokarak patlatmıştı.
VESPA: İtalya'nın II. Dünya Savaşı'ndan sonra ekonomide yeniden yapılanma sürecindeki en önemli üretim aracıydı. Bulucusu, (1946 yılında) Carradina D'Ascanio'ydu.
DOĞUM KONTROL: Cinsel devrimdeki bu en sadık ve en güvenilir yöntem ABD'li araştırmacı Gregory Pincus'un çalışmaları sonunda doğacaktı. Yıl, 1960 idi.
FAST FOOD: Maurice ve Dick McDonald kardeşlerin ilk restoranlarını açtıkları yıl, takvimler 1948'i gösteriyordu. Amaç, insanların gün içinde olabildiğince çabuk karınlarını doyurmaları ve her bir şeyi de ayak üstünde başlayıp bitirmeleri idi. McDonald kardeşler bunu başardılar ve çağa fast food damgasını vurdular.
KREDİ KARTI: İlk kez, 1950 yılında kullanılmaya başlandı. Bu gün insanın sözde kurtarıcısı ve başının da tatlı sert belası olmayı sürdürüyor. 2000'li yıllarda da bu kredi kartları bizimle birlikte olacak mı, yoksa yerini "elektronik para"ya mı bırakacak?
TÜKENMEZ KALEM: Fransız Baron Marcel Bich, 1949 yılında tükenmez kalemi dünyaya kazandırmıştı. Bu buluşun ilk izleri 1880 yılında ortaya çıkmıştı ama olağanüstü bir yaygınlığa sahip olması ancak 1940'lı yılların sonlarında ve Macar Lazslo Biro sayesinde gerçekleşecektir.
ELEKTRO GİTAR: İlk elektro gitar, 1930'larda çıkmıştı. Fakat Leo Fender Stratocaster bunun ön taslağını 1954 yılında yapıyor ve böylece gitarı da rock dünyasının en vazgeçilmez bir çalgısı oluyordu.
DİJİTAL NOTALAR: Philips ve Sony, compact disc'in gelişmesini sağlayacak iki şirketti. Alüminyum ince bir tabaka. Çok sayıda veriyi içine alabilecek yoğunluktaydı. 1979 yılında çalışmalarına başlayan CD'nin piyasaya sürülme tarihi 1982 yılıydı.
BİLGİSAYAR: Macintosh'un 1 Book'u, yirminci yüzyılın sonuna yetişen buluşların en önde geleniydi. Kitap büyüklüğündeki bu bilgisayar çok hafif ve rahat taşınabilmektedir. İnternet'in buluşunu ve gelişimiyle birlikte, bilgisayar da gün güne yaygınlaşarak her evin zorunlu ve vazgeçilmez eşyası olmakta inanılmaz bir hız kazanmaktadır.
YİRMİNCİ YÜZYILIN GÖZDELERİ
Bir yüzyılı geride bıraktık. Ne kaldı bize o koca yüzyıldan acaba? Kimilerine göre çok şey, kimilerine göre de... lafını bile etmeye değmez şey ya da şeyler. Sözgelişi, bunlar, bizde alışkanlık yaratan ve bir türlü...