CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan'ın TBMM’ye sunduğu soru önergelerinde; hayati öneme sahip oksijen cihazları için azami bir bekleme süresi bulunup bulunmadığı, bu cihazlara zamanında erişemeyen hastalara ilişkin ölüm, acil başvuru ve hastane yatışı verilerinin tutulup tutulmadığı, ayrıca elektrik kesintilerine karşı yedek tüplü oksijen sistemlerinin neden yaygın ve erişilebilir hâle getirilmediği soruları yer aldı.
“Kredi çekebilen hayatta kalıyor, ya çekemeyen?”
CHP’li Arslan, SGK tarafından karşılanması gereken oksijen cihazlarının piyasa bedellerinin 20 bin TL’yi aştığını, bu tutarların emekli, asgari ücretli ve işsiz yurttaşlar açısından fiilen ulaşılamaz olduğunu vurguladı.
“Bugün bazı yurttaşlar nefes alabilmek için borçlanmak zorunda kalıyor” diyen Arslan, meselenin esasen bundan ibaret olmadığını belirterek şu soruyu gündeme getirdi:
“Kredi çekemeyen, borçlanacak kimsesi olmayan, cebinde beş kuruşu olmayan yurttaş ne yapacak? Devlet bu insanlara ‘nefessiz kal’ mı diyor?”
“Bu bir tercih değil, devletin asli sorumluluğudur”
Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin yurttaşların gelirine, borçlanma kapasitesine ya da piyasa koşullarına bırakılmasının sosyal devlet ilkesinin açık bir inkârı olduğunu ifade etti. Oksijen cihazlarına erişimde yaşanan bu tablonun artık idari bir aksaklık olarak görülemeyeceğini vurgulayan Arslan, bunun doğrudan yaşam hakkını ilgilendiren yapısal bir sorun hâline geldiğini belirtti.
CHP’li Arslan, oksijen cihazlarına erişimde yaşanan sorunların tekil uygulamaların ötesinde, devletin sağlık ve sosyal güvenlik politikalarının geldiği noktayı açıkça gösterdiğini ifade etti. Arslan, hayati bir tıbbi cihaza erişimin bir tercih ya da ayrıcalık değil, devletin yurttaşına karşı vazgeçilemez bir yükümlülüğü olduğunu vurguladı.