Hasan Demir: “Hızlı kentsel dönüşüm politikası hayata geçirilmeli”

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi binasının depreme dayanaksız olması nedeniyle güçlendirme yapılaması gerektiği ile ilgili tartışmalar yeniden başladı.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi binasının depreme dayanaksız olması nedeniyle güçlendirme yapılacağı yeniden gündeme geldi. Söz konusu durumu değerlendiren Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir, Eskişehir’in deprem açısından ciddi riskler taşıdığını kaydetti.

Demir, “Özellikle Simav Fay Hattı üzerinden meydana gelebilecek 6,5 ve üzeri bir deprem, kent merkezinde pek çok bölgede ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu konuyu uzmanlarla birlikte düzenli olarak kamuoyuyla paylaşıyoruz; yapılması gerekenlerle bugüne kadar yapılanlar arasındaki farkı da anlatmaya çalışıyoruz. Sonuçta insan yaşamı ve yaşam hakkı son derece kutsaldır. Bu nedenle Eskişehir’de bir an önce kentsel dönüşümün, yalnızca yapısal dönüşümün değil başlatılması gerekiyor. Bugün yapılan birçok çalışma, daha çok “yapısal dönüşüm” niteliğinde ilerliyor: Bina yıkılıyor ve yerine daha fazla katlı ya da eşdeğer katlı yeni bir bina yapılıyor. Bu, kentsel dönüşüm değildir. Eskişehir’de kentsel dönüşümün hızlanması şarttır. Öte yandan, yapılan araştırmalar kamu binaları açısından da ciddi bir tablo ortaya koyuyor. Yıllar önce inşa edilmiş birçok yapının hâlâ aktif olarak kullanıldığı, ancak ciddi risk taşıdığı tespit edilmiş durumda. Bu kapsamda, başta Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Öğretmenevi ve çeşitli kamu kurumlarında depreme dayanıklılık konusunda önemli sorunlar bulunduğu ifade ediliyor. 1 milyonun üzerinde insan bu hastaneden hizmet alıyor; çevre iller ve ilçeler de dâhil edildiğinde bu sayı daha da anlam kazanıyor. Bu konudaki raporun yayımlanmasının üzerinden üç yıl geçti; ancak bugüne kadar somut ve yeterli bir adım atılmış değil. Öğretmenevi de benzer şekilde yıllar önce yapılmış bir bina. Eskişehir’in Kütahya–Simav hattından etkilenme olasılığı doğru analiz edilmeli ve çok hızlı şekilde harekete geçilmelidir. Yapılacaklar aslında nettir: Hızlı kentsel dönüşüm, merkezi ve yerel yönetimle birlikte, yerel yapılarla entegre, doğru ve koordineli bir çalışma politikasının hayata geçirilmesi gerekir. Biz de bu süreci yakından takip ediyor ve bir an önce somut adımlar atılmasını bekliyoruz" diye konuştu.

“Terörü Legalleştirme Anlamına Geliyor”

“Terörsüz Türkiye” hedefleri doğrultusunda Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı rapor kabul edildi. Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir rapor ile ilgili açıklamalarda bulundu. Demir, “Komisyonun birinci maddesi çalışmalara, ikinci maddesi temel hedeflere ilişkindir. Altıncı ve yedinci maddeler ise sürece dair yasal düzenleme ve demokratikleşme önerilerini içermektedir. Ancak bizim değerlendirmemize göre bu komisyon, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ulus yapısından ve üniter yapısından uzaklaştırarak etnisite ve inanç temelli bir yapıya yönlendirmeyi; hatta ülkeyi Suriye veya Lübnan benzeri bir modele sürüklemeyi amaçlayan bir altyapı üzerine kurulmuştur. Bu nedenle komisyonun, Türk milleti nezdinde ortaya koyduğu çalışmaların herhangi bir karşılığı bulunmamaktadır. Sahada yaptığımız çalışmalarda da bunu açıkça görüyoruz. “Terörsüz Türkiye” olarak sunulan sürecin özünde terörü legalleştirme anlamına geldiğini toplum net şekilde görmekte ve mevcut sürece karşı açık bir duruş sergilemektedir” diye konuştu.

“Suriye’nin En Az Üç Ya Da Dört Parçaya Ayrılabilir”

Terör konusunda Irak-Suriye-Türkiye hattının da doğru değerlendirmek gerektiğini ifade eden Demir, PYD YPG arasında sözde bir mutabakat yapıldığını dile getirdi. Demir, “Suriye’de geçtiğimiz Ocak ayında yaşanan gelişmelerin Suriye’nin yapısında ne gibi sonuçlar doğurduğu iyi analiz edilmelidir. Ocak ayı sonunda Şam yönetimi ile PYD/YPG arasında sözde bir mutabakat yapılmıştır. Bu mutabakat sonucunda PYD yapısal bütünlüğünü korumuş, ideolojik çekirdeğini muhafaza etmiş ve silah bırakmamıştır. Yani terör unsuru olma niteliğinden vazgeçmemiş; karar mekanizmalarını, tünelleri ve ekonomik-lojistik inisiyatifi elinde tutmaya devam etmiştir. Şam yönetimiyle bazı güçlerin, PYD’yi tasfiye etme potansiyeline sahipken operasyonları bilinçli şekilde durdurması ve ardından Ocak sonunda yapılan mutabakat, bize sürecin farklı bir yöne evrildiğini göstermektedir. Kim ne düşünürse düşünsün, bu sürecin Suriye’nin en az üç ya da dört parçaya ayrılmasıyla sonuçlanma ihtimali bulunmaktadır. Sonraki aşamada ise İran ve Türkiye’nin etkilenmesi söz konusu olabilir. Bugün komisyonun çalışma prensibi de Türkiye’de etnisite ve dini retorik üzerinden oluşabilecek bir ayrışmanın işareti olarak değerlendirilmektedir. Sunulan rapor, bu eğilimi açık biçimde ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.

Siyaset Haberleri