Siyaset

Tepebaşı Meclisi’nde yüksek tansiyonlu toplantı

Tepebaşı Belediye Meclisi gergin anlar yaşandı. Tepebaşı Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Ali Semih Ünlü’ün gündem dışı konuşmasına Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç tepki gösterdi. Meclis toplantısına CHP Tepebaşı İlçe üyelerinde takip ettiği toplantıda CHP grubu ve AK Parti grubu arasında karşılık söz atışmaları yaşandı ve CHP Tepebaşı İlçe üyeleri tartışmaya dahil oldu.

Abone Ol

Tepebaşı Belediye Meclisi Haziran Ayı ilk toplantısında gergin anlar yaşandı. Tepebaşı Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Ali Semih Ünlü’nün aşevi ile ilgili iddiaları dile getirdiği konuşma esnasında mecliste gergin anlar yaşandı. CHP Tepebaşı İlçe üyelerinde takip ettiği toplantıda CHP grubu ve AK Parti grubu arasında karşılık söz atışmaları yaşandı ve CHP Tepebaşı İlçe üyeleri tartışmaya dahil oldu.

Ünlü’nün “Sayın Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde çok ağır bir ifade kullandı, "Halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip rüşvete, talana bulaşan belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım için özür diliyorum" dedi. Şimdi buradan soruyoruz: Sayın Kılıçdaroğlu'nun özür dilediği o tablo Tepebaşı'nı da kapsıyor mu? Kılıçdaroğlu sizden mi bahsediyor? Bugün Tepebaşı'nda karşımızda duran tablo şudur: Aşevini soydunuz, belediyenin içini boşalttınız” sözlerine Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Kılıçdaroğlu AKP'nin kayyumudur. Yüreklerine güveniyorlarsa sandığı koysunlar. Hakim misin, savcı mısın. Kimsin sen? Buraya yargılamaya gelmişsin. Laf dediğin şeyden utan. Mahkeme kararı yok” diyerek tepki gösterdi. Ardından AK Partili Ünlü’nün konuşmasını tamamlamasına izin vermedi. Tepebaşı Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Ali Semih Ünlü, gündem dışı söz aldığı konuşmasında; "Bugün bu kürsüye sıradan bir siyasi tartışma için çıkmadım. Bugün burada Tepebaşı'nın vicdanını; ihtiyaç sahibinin sofrasını, hayırsever vatandaşın emanetini ve kamu hakkını konuşmak zorundayız. Önümde sade, beyaz ve boş bir kase var. Bu kase, Tepebaşı'nda ihtiyaç sahibi bir vatandaşımızın kasesidir; aşevine umutla bakan garibanın, "bir ihtiyaç sahibinin sofrasına katkım olsun" diyen hayırsever vatandaşın emanetidir. Beyazdır; çünkü aşevinin ve yardımlaşmanın temizliğini temsil eder. Boştur; çünkü kamuoyuna yansıyan ağır iddialar doğruysa, Tepebaşı'nda ihtiyaç sahibinin kasesi boşaltılmış, paravan şirketlerin kasası doldurulmuştur. Biz bu kaseyi bugün siyasetin değil, vicdanın önüne koyuyoruz. Siz televizyon ekranlarında "bazı arkadaşlarımızın neden tutuklandıklarını anlayamadım" dediniz. Biz de bu kürsüden soruyoruz. Kimlerin tutuklanmasını anlayamadınız Sayın Başkan? İsim isim sayın lütfen. Bir belediyede aşevi, doğrudan temin dosyaları, sahte imzalar, paravan şirketler, kripto hesapları ve kamu zararı konuşuluyorsa; o belediyenin yönetimi kamuoyuna açık ve net hesap vermek zorundadır. Bu soruşturmanın yaklaşık bir buçuk yıldır sürdüğünü yine siz söylediniz. O halde asıl soru şudur: Bir buçuk yıldır bu dosyadan haberdarsanız, belediye içinde hangi idari incelemeyi başlattınız? Aşevi bağışlarının, yemek üretimlerinin, sevkiyatların ve fatura kayıtlarının incelenmesi için hangi talimatı verdiniz? Hangi imzaların kim tarafından atıldığını, kimlerin hangi firmalarla çalıştığını araştırdınız mı? Tepebaşı halkı sizden "anlayamadım" cümlesini değil, açık ve net cevaplar bekliyor. Geçtiğimiz aylarda bu mecliste verdiğimiz soru önergelerine neden cevap verilmediğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Çünkü anlaşılan o ki, o sorulara cevap vermesi gerekenlerin bir kısmı bugün soruşturma dosyasının içindedir; birçoğu da tutuklanmıştır. Cevap veremeyenlerin sustuğu yerde dosyalar konuşmaya başlamıştır. Dosyaya yansıyan iddialar doğruysa, burada yapılan şey şudur: Yoksulun kasesi boşaltılmış, paravan şirketlerin kasası doldurulmuştur. Aşevinde pişen yemeklerin düğün salonlarına gönderildiği, sonra da sanki dışarıdan hizmet alınmış gibi belediyeye fatura edildiği iddiaları bu şehrin vicdanını yaralamıştır. Ve hiç kimse, "hukuki süreç devam ediyor" diyerek idari ve siyasi sorumluluktan kaçamaz. Değerli CHP grubu; Bugün burada siz de bir tercih yapmak zorundasınız. Ya Tepebaşı halkının hakkının yanında duracaksınız ya da susarak bu ağır tablonun siyasi sorumluluğunu paylaşacaksınız. Çünkü konu bir parti meselesi değil; kamu hakkı, hayırsever vatandaşın emaneti ve ihtiyaç sahibinin sofrasıdır. CHP içindeki güç kavgaları, kurultay tartışmaları bizi ilgilendirmez. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde çok ağır bir ifade kullandı, "Halkın belediyesinde yetimin hakkına göz dikip rüşvete, talana bulaşan belediye başkanlarını bu partiden söküp atamadığım için özür diliyorum" dedi. Şimdi buradan soruyoruz: Sayın Kılıçdaroğlu'nun özür dilediği o tablo Tepebaşı'nı da kapsıyor mu? Kılıçdaroğlu sizden mi bahsediyor? Bugün Tepebaşı'nda karşımızda duran tablo şudur: Aşevini soydunuz, belediyenin içini boşalttınız, CHP'yi de gasp ettiniz. Şimdi Tepebaşı halkı şunu merak ediyor: Bu ağır tablo karşısında siyasi sorumluluk alıp istifa mı edeceksiniz? CHP içinde mi kalacaksınız? Yoksa yeni partiye mi geçeceksiniz? Nereye giderseniz gidin, bu sorular peşinizden gelecektir. Çünkü bu konu parti içi hesaplaşma değil; Tepebaşı halkının hakkıdır. Bu belediye, Tepebaşı halkının emanetidir. Bu emanetin nasıl kullanıldığına dair sorular cevapsız bırakılamaz; kamu kaynakları üzerindeki her şaibe açıklığa kavuşturulmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

"Hukuk, gün gelecek size de lazım olacak”

Ünlü’nün ardından Tepebaşı Belediyesi CHP Meclis Üyesi Hacı Çuhadar "Şimdi burada kimse ne hakim ne savcı, kimseyi yargılamak zorunda değil. Henüz mahkeme kararı çıkmadan, soruşturmalar devam ederken kimsenin masumiyet karinesi ortadayken bunları suçlayamazsınız. Şimdi ben, istifa eden arkadaşa birkaç soru sormak istiyorum Sayın Başkanım, müsaade ederseniz. Kızılay'dan... Kızılay'ın çadır sattığında istifa istediniz mi? Neredeydiniz? Soma'da 301 madenci... İstifa istediniz mi arkadaşlar? Niye zorunuza gidiyor? İşinize gelmiyor. İşinize gelmiyor değil mi? İşinize mi gelmiyor? Sen konuştuysan sen de benim düşüncelerimi dinleyeceksin. Yeteri kadar... Yeteri kadar konuştun. Çorlu'da... Çorlu'da tren kazası olduğunda sizden istedi mi istifa? Sen buradan ne istiyorsun kardeşim? Yargılanmasını istiyorsan bunun yeri burası değil. Okullarda yaşanan ölümlerden sonra Milli Eğitim Bakanından istifa istediniz mi? Adalet bu değil, bu çifte standarttır. Biz kimsenin yargıcı da değiliz, hakimi de değiliz. Kararı mahkemeler verir, millettir. Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki, halkın oyuyla kazandığımız belediyeleri siyasi polemikle çökertemeyeceksiniz. Biz polemikle değil, Tepebaşı halkının, halkın bize verdiği görevi yerine getiriyoruz. Biz halkla beraberiz. Düne kadar Bay Bay Kemal diyordular bunlar için. Bugün adamları oldu. Kayyum olarak atadınız. Başkanım, bugün ayaklar altına aldığınız bu adalet, bu hukuk, gün gelecek size de lazım olacak” sözlerini kaydetti. Yaşanan tartışmaların ardından Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, toplantıyı sonlandırdı.