‘’Toplumun orta direği’’ denilen esnafın ‘’direklik’’ yapacak hali yok

Abone Ol

Toplumda ‘’dertsiz’’ bir kesim bulmak olanaksız…

Küçük bir azınlık dışında toplumun tüm kesimleri ‘’dert küpü’’ halinde…

Hangi kesime kulak verilse duyulan tek şey feryat oluyor.

Esnaf ve tüccardan sanayiciye, üreticiden işçi ve memura kadar tüm toplum kesimlerinden feryatlar yükseliyor.

En fazla feryat eden toplum kesimlerinden birisi de esnaflar…

Bir zamanlar ‘’toplumun orta direği’’ olarak tanımlanıyorlardı.

Gerçekten de öylelerdi.

O dönemler çok gerilerde kaldı.

Toplumu ayakta tutmaları şöyle dursun kendileri ayakta kalamıyor.

Siftahsız kepenkler iniyor, ‘’mesleğe veda’’ diyenler çoğalıyor.

Yılın ilk 7 ayı geride kaldı.

Geride kalan 2 bayram var.

Esnaf onlara umut bağladı ama ne yazık ki umutları boşa çıktı.

‘’Gurbetçi’’ yolu gözlediler…

Bekledikleri ‘’gurbetçiler’’ geldi.

Ama umulan yine olmadı.

Eskişehir’e gelen çok sayıda ‘’gurbetçi’’ var.

Aralarında alışveriş yapan yok.

Onların durumu da eskisi kadar iyi değil…

Bu önemli bir faktör.

Ancak asıl önemli olan bir başka faktör var.

O da pahalılık…

Çoğu şey yaşadıkları ülkede çok daha ucuz…

Burada daha pahalıya alacaklarına yaşadıkları ülkelerden alıyorlar.

Uzun sözün kısası ‘’gurbetçiler’’ de esnafta hayal kırıklığı yarattı.

Piyasa çok durgun…

‘’Yaprak kımıldamıyor’’ dense yeridir.

Esnafın gelirleri sürekli azalıyor.

Buna karşılık giderleri de sürekli artıyor.

En yüksek gider kalemlerinin başında da kiralar geliyor.

Kiralar gerçekten çok yüksek…

Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Başkanı Adnan Karamanlı isyan ediyor.

‘’20 metrekarelik bir dükkanın kirası 250-300 Bin lira olur mu ya’’ diyor.

Tek gider kalemi kira da değil…

Vergiler de esnafın belini büküyor.

Birlik Başkanı Karamanlı isyan etmekte haklı…

O kadar yüksek kira bedeli olmaz…

O bedelle kiralanan dükkanda ne iş yapılacak da o para kazanılacak…

Asalında Eskişehir’de kiralar hep yüksek oldu.

Kentin merkezi bölgelerindeki caddelerde bugünkü kadar olmasa da yüksek kira bedelleri ödendi.

Dahası ‘’hava parası’’ verildiği bile oldu.

O zamanlar piyasada canlılık vardı.

Esnaflar para kazanabiliyordu.

Öyle olunca da kira bedelleri yüksek olsa da ciddi sıkıntı yaratmıyordu.

Şimdi iş yok…

İş olmayınca kazanç da olmuyor. Doğal olarak kiralar da büyük sorun yaratıyor.

Her yıl kış aylarında ‘’bu kış zor geçecek’’ deniyordu.

Artık yaz ayları için de aynı şey söylenir oldu.

Ağzını açan ‘’bu yaz çok zor geçecek…’’

Ülke ekonomisi bu halde olduğu sürece yaz da kış da çok zor geçer artık…

Düzelir mi?

Ne yazık ki ümitli olmak çok zor.

Düzeleceği yolunda en küçük bir emare yok.

Geçici olması gereken kriz kalıcı hale gelmiş durumda…

İşimiz zor ki ne zor…

‘’Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete’’ denir ya… Halimiz tam da öyle…