UTANIYORUZ BU ARA HER ŞEYDEN…

Abone Ol

Utanıyoruz bu ara her şeyden…
“Üşüyorum baba” cümleleri daha bir anlam taşıyor.
Duyduğumuz an kavga ediyoruz kalbimizle…
Elimizden gelse taşıdıkları yükün ağırlığını paylaşacağız, “Bu dert sana fazla” diyerek dertlerini azaltacağız.
Gelmiyor işte, elden bir şeyin gelmemesi ise öfkemizi arttırıyor.
Utanıyoruz diyorum ya bu ara her şeyden…
Derdimizden utanıyoruz.
Minik bedenlerin taşıdığı dertlerin ağırlığını görürken, izlerken, bir şey yapamamanın, el uzatamamanın ağırlığıyla kavruluyoruz.
Bir yandan öfkemizi dindirmeye çalışırken bir yandan asıl utanması gerekenlerin rahatlığını görünce dindirdiklerimizle yeniden savaşıyoruz.
Elimize telefonu alıyoruz, yazalım, haykıralım yanlışları diye harekete geçerken “Şimdi sırası değil” diyerek sabrımızı sınıyoruz.
Utanıyoruz bu ara her şeyden…
Enkaz altından medet uman hırsızlardan, sahte hesap açan dolandırıcılardan…
Vurdumduymazlardan…
Kötülük hep vardı da…
Nasıl bu denli ayyuka çıktı anlayamıyoruz.
İşte bunu düşünürken yutkunamıyoruz.
Dertler öylesine derin ki, kötüler için harcanacak takatin de zamanın da olmaması da bir yandan yükümüzü arttırıyor.
Bu hale nasıl geldik diye sorgulayacak olsak, harcayacağımız zamana da üzülecek bir zaman dilimindeyiz.
Çünkü “zamanla” yarışıyor insanlık…