Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Odunpazarı İlçe Başkanlığı Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde CHP’nin Yargı Reformu Önerileri isimli bir panel gerçekleştirdi. Panelin konuşmacılığını CHP Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz yaptı. Panele Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da katıldı. Panelde açılış konuşmasını CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar yaptı. Çınar, “Hukuk sisteminin yalnızca normlar bütünü olarak değil, aynı zamanda bir ahlaki ve vicdani sorumluluk alanı olarak yeniden değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Hakimler, savcılar ve avukatlar yalnızca meslek icra eden kişiler değildir. Onlar, aynı zamanda adaletin yaşayan temsilcileridir. Bir hakim, karar verirken sadece kanunun maddelerine değil, aynı zamanda vicdanına da bakmalıdır. Bir savcı, yalnızca iddia makamı değil, gerçeğin de hakkaniyetin de temsilcisidir. Bir avukat ise yalnızca müvekkilini değil, hukukun onurunu da savunur. Bu üç sacayağı tarafsızlık, bağımsızlık ve vicdan ile ayakta kalır. Bu değerlerden biri eksildiğinde, geriye yalnızca şekli bir hukuk kalır ama gerçek adalet kaybolur. Eğer bir ülkede insanlar adaletin varlığına inanıyorsa, o ülkede umut vardır. Ama adalet duygusu zedelenmişse, hiçbir reform tek başına yeterli olmaz” diye konuştu.
“HEPİMİZİN ORTAK ÖZLEMİDİR”
Çınar’ın ardından bir konuşma da CHP İl Başkanı Talat Yalaz konuşma yaptı. Yalaz, “güçlü bir demokrasi, ancak bağımsız ve tarafsız bir yargı ile mümkündür. Yargının siyasetin gölgesinden kurtulduğu, hukukun herkes için eşit uygulandığı bir Türkiye, hepimizin ortak özlemidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, yargıyı bir baskı aracı değil, adaletin güvencesi olarak görüyoruz. Bu nedenle “yargı reformu” dediğimiz mesele, yalnızca teknik bir düzenleme değil; aynı zamanda bir demokrasi, özgürlük ve gelecek meselesidir. Hukukun üstünlüğü; ancak öngörülebilir, tarafsız ve güven veren bir yargı sistemiyle hayat bulur. Bugün karşı karşıya olduğumuz en temel sorunlardan biri, hukuk güvenliğinin ciddi biçimde zedelenmiş olmasıdır. Oysa hukuk güvenliği yoksa; ne yatırım ortamı sağlıklı işler, ne toplumsal barış güçlenir, ne de demokrasi kök salabilir” ifadelerini kullandı.
CHP Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz panelde yaptığı konuşmada yargının siyasetten arındırılması gerektiğine dikkat çekti. Boyunsuz, “Eskişehir'de bulunmak benim için de çok güzel. Bu ürettiğimiz politika setlerini anlatmak için bütün Türkiye'yi gezeceğiz. Anadolu'da yola çıkıyoruz, ilk durağım Eskişehir oldu. Bu bana ayrı bir güç ve motivasyon veriyor. Siyasetten bağımsız ve tarafsız olmamasının nedenini arayarak başlamamız lazım. 2010 anayasa değişikliklerine gidiyor. Bizim literatürde court-packing dediğimiz adaleti paketleme, yargıyı paketleme; üye sayılarını değiştirerek kendi istedikleri üyeleri atayarak partizanlaşmış yargıçlarla başladı. 2010 FETÖ'nün yargıda yerleştiği kırılma anlarından birisiydi. Sonra 2017 anayasa değişikliği; 2016'da bu kadroların tasfiyesi ve bu kadroların yerine AK Parti il, ilçe teşkilatlarından çeşitli avukatların hakim ve savcı olarak alınması veya biliyorsunuz bu alım usullerinde uyguladıkları mülakatla oldukça partizan birtakım kadroların hakimlik savcılık makamlarına gelmesidir. Siyasallaşmanın temel aracı Hakimler Savcılar Kurulu dediğimiz kuruldur. Kurul; hakim savcıları mesleğe kabul eden, atayan, nakletme işlerini yapan, yükselten, disiplin cezaları verme gibi yetkilere sahip olan kuruldur ve alt mahkemeleri de dilediği gibi şekillendirmektedir. Kurul, Danıştay'ın 4'te 3'ünü üyelerini belirliyor 12 yıl için, 4'te 1'ini de Cumhurbaşkanı bizzat belirliyor. Aynı zamanda Yargıtay'ı da belirliyor kurul. Şimdi baktığınız zaman kurulu kim belirliyor diye; kurulun başkanı Adalet Bakanı, Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. Yardımcısı müsteşarı, Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor. Diğer 4 üye doğrudan Cumhurbaşkanınca belirleniyor. 13 üyenin 7'sini de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Cumhurbaşkanının genel başkanı olduğu parti ve koalisyon ortağı belirliyor” diye konuştu.
“BİZİM HAKİMLERİMİZİN COĞRAFİ GÜVENCESİ YOK”
hakimleri atayan, cezalandıran, yükselten, görev yerlerini belirleyen kurulu, bir partinin genel başkanın belirlediğini söyleyen Boyunsuz, Yapının kendisinin bizzat siyaset tarafından belirlendiğini kaydetti. Boyunsuz “Bizim hakimlerimizin coğrafi güvencesi yok. Bu ne demek? Bir yere tayin edildiğiniz zaman, Eskişehir'e tayin edildiniz, şu kadar süre görev yapacaksınız; önceden biliyor olmanız lazım. 3 yıl Eskişehir'deyim, görevim bitecek, tayinim çıkacak. Bu 3 yıl dolmadan görev yerinizin değişememesi lazım. Ama değişebiliyor. İBB davalarında gördüğümüz şey var değil mi? Neredeyse 9 hakimin, neredeyse bütün mahkemelerde Ekrem İmamoğlu'nun hakimlerin görev yerleri değişti. Diploma iptalini inceleyen idare mahkemesinin 2 üyesi Maraş'a gönderildi, 1 üyesinin de görev yaptığı yer İstanbul içinde değişti. Yani hem coğrafi güvenceleri yok hem de bugün ceza mahkemesinde bir koltukta oturuyorsanız yarın tüketici mahkemesinde ya da ticaret mahkemesinde kendinizi bulabiliyorsunuz. Uzmanlık alanlarına dair de yer güvenceleri yok hakimlerin. Bu onları son derece baskıya açık hale getiriyor ne yazık ki. Sorunu böylece tespit ettiğimiz zaman bir de mesleğe alım hikayesi var ki; hakimlik savcılık sınavını kim yapıyor? Adalet Bakanlığı yapıyor. Bakanlık alımda bir de mülakat uyguluyor. Bu başkanlık sistemine geçiş sırasında yine böyle davet edildim, Adıyaman'a gittim. Şimdiki Adıyaman Belediye Başkanımız o zaman baro başkanı, baro başkan yardımcısıydı. İşte baroda avukat meslektaşlarımızla bu olmaz başkanlık sistemi gelirse şöyle olacak tehlikeleri bunlar ki o gün söylediklerimiz misliyle gerçekleşti. Orada genç bir avukat arkadaşımız söz aldı dedi ki: "Hocam dedi, ben yeni girdim hakimlik sınavına dedi. Yazılıyı kazandım mülakata gittim. Mülakatta bakanlıkta mülakatı yapanlar, Adalet Bakanlığı bürokratları, Menzil tarikatından gelen listede adınız yok." Adıyamanlı ya, tarikatın merkezi orası. "Seni kaçırıyor muyuz? Var mı senin tarikatta listen?" diye soruyorlar. Bakın, kimin hakim savcı olacağına bir tarikat şeyhinin yazdığı listeyle karar veriliyor bu ülkede. Vicdanına, anayasaya ve kanuna göre karar vermesini bekleyebilir misiniz böyle bir durumun? Hoşgörülü, siyasetten bağımsızlaşmış, tarafsız bir yargı yaratabilmeliyiz. Bunun için de yapacağımız şey, il önce arındırma. Yargıda güveni sağlamak için arındırma. Neyi kastediyoruz? Genel Başkanımıza sordum, dedim ki: "Bence arındırma gerekiyor yargıda, bunu yapacak mıyız Genel Başkanım?" "Çitileye çitileye arındıracağız hocam" dedi” şeklinde konuştu.




