DSİ’ye ait sulama kanalları var.
Açıldıklarında yerleşim birimlerinin uzağında olabilirler.
Ancak kent onların açıldığı halde değil, büyüdükçe büyüdü.
Sulama kanalları da yerleşim birimlerinin ortasında kaldı.
Yarattıkları büyük ve çok yönlü sorunlar var.
Her şeyden önce temizlenmiyorlar.
‘’Pislik yuvası’’ haline gelmiş durumdalar.
Çevreye mikrop ve pis koku saçıyorlar.
Kış ayları neyse de yaz aylarında havaların ısınmasıyla birlikte kanallardan yayılan koku dayanılacak gibi değil…
Yanlarına yaklaşana burun tıkattırıyorlar.
Uzun sözün kısası sulama kanalları çevre ve insan sağlığı açısından büyük sorun yaratıyorlar.
İşin kötüsü yarattıkları sorun bununla sınırlı da değil…
Daha da büyük bir sorun var.
Kanalların kenarında bir güvenlik önlemi yok.
Dikkatli olunmazsa içine düşülebilir.
Büyükler dikkatli oluyorlar.
Ancak çocuklar aynı dikkati göstermiyorlar.
Aileleri sürekli uyarıda bulunsa da dikkatsizce davrandıkları olabiliyorlar.
İşte o zaman korkulan başa geliyor.
Kanala düşen ya da serinlemek için giren çocukların kurtulma olasılığı çok düşük.
Kanalın suyuna kapılıp boğuluyorlar.
Bugüne kadar çok can gitti.
Arkalarında göz yaşları hiç kurumayan anaları kaldı.
Üzülmemek, kahrolmamak elde değil…
Aynı zaman da öfkeleniyor da insan…
Yahu bu kanalları temizlemek, can kayıplarına karşı önlem almak yapılamayacak bir iş mi?
2026 yılında yaşıyoruz… Öyle bir şey söz konusu bile olamaz…
İyi de DSİ’nin başında bulunanlar yapılabilecek bir işi neden yapmıyorlar?
Anlamak da kabullenmek de olanaksız…
DSİ sulama kanallarının ‘’büyük sorun’’ olduğu yerleşim birimlerinin başında Yeşiltepe Mahallesi geliyor.
Sulama kanalı için ‘’mahallenin baş belası’’ dense yeridir.
Havalarının ısınmasıyla birlikte iyice çekilmez oluyor. Can kaybı endişesi de yüreklere yerleşiyor.
Mahalle Muhtarı Meryem Kuş Açıkgöz, mahallenin baş belasından kurtulması için büyük çaba harcıyor.
Yıllardır çalmadık kapı bırakmadı.
Ne yazık ki boşuna…
DSİ’nin başında bulunanlar kıllarını bile kıpırdatmadılar.
Havaların ısınmasıyla birlikte Muhtar Meryem Kuş Açıkgöz’ün yüreğini yine endişe kapladı.
“Yeşiltepe’deki su kanalı mahallenin kanayan yarasıdır. Bu yaz daha başlamadan iki çocuk yine kanala düştü, şükür ki sağlıklı bir şekilde kurtuldu. Kanala top düştüğünde benim çocuklarım top toplama yarışına giriyor. Kanala düşen oyuncakları alma yarışına giriyorlar. Yeşiltepe’deki insanlar, tüm insanlar gibi yaşama hakkına sahip. Biz kanalın üzerinin kapatılmasını istiyoruz. Pisliğinden bıktık. Sinekten kurtulamıyoruz. Bu su nereden akarsa aksın pisliği bizim mahallede toplanıyor. Pisliği biz çekiyoruz, bizim vatandaşımız bu kokuyu çekmek zorunda değil. Bu pislik ile gelen sinekten, böcekten, fareden bıktık. Vatandaşlarımız yaz günü cam açamıyoruz.”
‘’Bir dokun bir ah işit’’ denir ya… Muhtar da anlattıkça anlatıyor.
Aslında yıllardır anlattığı şeyler.
Bilmeyen de yok. Eskişehir’de yaşayan herkes biliyor.
Çözüm bulmak zorunda olanlar da biliyor ama görevlerini yapmıyorlar.
Mahalle Muhtarı Açıkgöz’ün ‘’tek şansım’’ dediği bir girişim var.
Vali Erdinç Yılmaz’a başvuracak.
‘’Valimiz Eskişehir’de kaymakamlık yaparken bizim mücadelemizin içindeydi, beraber çalıştık. Bu sorunun çözümü için toplantılar yaptı. Kaymakamken olmayan işi Vali olarak yapabilir. bunu sorunu çözebilir ve bu kanalı kapatabilir diye dua ediyorum. Görüşeceğim, Valimizin Yeşiltepe’den geçen sulama kanalının kapanması için elini taşın altına koymasını istiyorum. Mahallem ve çocuklarım için bunu istiyorum.
Bu dönem ağlamak istemiyorum, üzülmek istemiyorum, isyan etmek istemiyorum.”
Mahalle Muhtarının son umudu Vali…
Umarız ki boşa çıkmaz…
Çıkmasın da zaten…
Meryem Kuş Açıkgöz’ün de feryat ettiği gibi… Yeter artık çocuklar kanala kurban gitmesin, insanlar üzülüp ağlamasın…
