Nisan ayının sona ermesine sayılı günler kaldı. Üretici açısından ciddi öneme sahip olan bu yılki nisan ayı yağmurlarını Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Derneği Başkanı Yıldıran Kılıç değerlendirdi.
Kılıç, “Nisan yağışları özellikle hububat üretiminde çok önemli. Şu anda gördüğümüz kadarıyla yağan yağmurlar hububat için tam denk gelen yağmurlar, yani verim sağlayacak yağmurlar ama bizim sebze olayı çok farklı. Tabii ki toprağımızı doyurur ama bize şu anda, şu an itibarıyla bir faydası yok.
Bu ancak işte üretime başlayacağımız ekim-dikim zamanı, seralarda başladık ama Mayıs’ın 20’si itibarıyla açık alanlarda başlayacağız. Devlet Su İşleri’nin kanala salacağı su bizim için çok önemli. Çünkü Eskişehir’in hemen hemen üretim yapan arkadaşlarımızın yüzde 80’i yeraltı suyuyla, özellikle de Porsuk havzasından istifade ediyor. Yani bizim Muttalip, Orta Mahalle’den Polatlı’ya kadar uzanıyor, yeraltı sularımızı da besliyor aynı zamanda.
Kütahya’ya doğru bir seyahatim oldu, gözlemlediğim kadarıyla çok yani böyle aşırı bir yağış olup da barajda da bir doluluk oranı görmedim. Bizim önceki zamanlarda olduğu gibi böyle bir güzel bir kar yağışı yok ama yağmur, Allah var bu sene güzel bir yağmur yağışı oldu. Dolayısıyla Porsuk Barajı eğer salınırsa, tabii ki birçok %20-30 gibi üreticimiz de oradan kanaldan su alıp da suluyor. Bizim zaten sulama sistemlerimiz hepsi damlama sulama, artık bizde vahşi sulama yok. Ama maalesef ki salınan suyun yüzde 70'i tarımda kullanılıyor. Eskişehir için geçerli değil, Türkiye genelinde konuşabiliriz. Dolayısıyla su bizim olmazsa olmazımız. Tabii ki sularımız çekildiği zaman da bu da ileriye doğru büyük ölçüde problem yaratacaktır diye düşünüyorum” diye konuştu.
“MANTIKLI BİR ÜRETİM PLANLAMASI YAPILMALI”
Üreticilerin ekonomik sıkıntılarına dikkat çeken Kılıç, üretim planlamasının çok iyi yapılması gerektiğini söyledi.
Kılıç, “ İki yıldır bizim üreticimiz, devletin o kadar destek vermesine rağmen zarar etti. Neden? Girdi maliyetlerimiz çok yüksek. Mantıklı üretim planlaması yok. Yani bir üretici, bugün siz bile üreticilik yapmak isteseniz hiç kimseye sorgu sual etmeden gerekli yerlerden yer kiralayıp ÇKS belgenizi çıkarttırıp istediğiniz şekilde istediğiniz kadar ekim yapabilirsiniz.
Bu da ne oluyor? Arz fazlalığı oluyor. Bu girdi maliyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde, arz fazlalığı olduğu zaman yetişen ürünün %30-40’ı, belki yerine göre %50’si arazide kalıyor. İlaç, tohum, gübre, birçoğunun, tohumda yerlilik oranı yüzde 50-51 gibidir. Kimyevi gübre, ilaç ve akaryakıtta biz yüzde 90 ham maddede dışarıya bağımlıyız. Mantıklı bir üretim planlaması, çok profesyonelce bir üretim planlaması olması lazım. Bir gram sebzemizin, meyvemizin zayi olmaması lazım.
Görüyorsunuz Antalya’da limon bahçeleri sökülüyor. Keşke, bu limon bahçeleri kolay olmuyor, 10 yılda bir araya gelen bir ürün. Bunu keşke baştan hesaplı ektirseler ya da hiç ektirmeseler de oraya eken vatandaşı başka bir şeye yönlendirseler hem o vatandaş zarar etmez, ülkemiz zarar etmez.
Eğer arz fazla olursa vatandaş hesaplı yer. Eğer üretici, derse ki “Ya benim girdi maliyetlerim yüksek, küçüleyim biraz, daralayım” derse işte o zaman tehlike çanları çalar” diye konuştu.





