YILMAZ BÜYÜKERŞEN'E MEKTUP...

Abone Ol

Sevgili hocam;
Size bir mektup yazmak istedim.
Anlatmak…
Siyaset dışında bir şeyler söylemek istedim.
Belki de dertleşmek…
Çünkü her Porsuk çayına baktığımda, köprülerin üzerinde yürüğümde aklımdan neler geçiyor bir bilseniz…
Hayallerim de sıralanıyor ardı ardına…
Geçmişle gelecek gözlerimin önünden film şeridi gibi geçiyor.
Geçmişi kurcalıyorum, gelecekle özdeşleştiriyorum.
Köprüleri bile kıyaslıyorum.
Dünle bugün arasında değişen ne diye…
İnsan eski köprülerden de yenisinden de aynı bakış açısıyla mı yürür yoksa zaman çok şey götürmüş müdür insandan?
Daha olgun mu bakar hayata?
Gondollar yavaş yavaş ilerlerken suyun üzerinde bana huzuru anlatır geçişleri…
Zamanın akışkanlığını, hiçbir şeyin sabit durmadığını gösterir.
Bazen öylece izlerim geçişlerini…
Ne saçma değil mi?
Acılarla kıyaslarım bizim Eskişehir’in gondollarını…
Gondolların izleyişini sükunetle izleriz de acıya dayanıksızız.
Bunu düşünürüm…
Tramvaylar bana neyi anımsatıyor biliyor musunuz?
Kavuşmaları, ayrılıkları, özlemleri, aşkları,  doludizgin her şeyi…
Mesela bazen insan canı sıkkın yürüdüğünde tramvaylar bana hep mahzun bakar.
Ya da ben öyle hissederim.
Ondan mıdır ki insanların arasından öyle sessiz geçişleri…
Örter mi özlemleri?
Her şey sanki olması gerektiği gibi…
Olması gereken zamana ait…
Örneğin…
Parklar yalnız insanların evi…
Kimsesizlik sadece evi olmayan insanlara ait değil ki…
Güvercinler neden parkları tercih eder ki?
İnsanlar neden kuşlarla avunmak için kendisini parklara atar ki?
Kuşları doyurmak için mi kalpleri doyurmak için mi?
Ya da neden çocuk sesleri parklarda “huzur” verir?
Neden bu kadar yakışır?
Ben en çok Kanlıkavak’ı severim.
Sonbahar da kış da en çok buraya yakışır.
Bütün mevsimler gülümser orada…
Hüzün de iyi gider tebessüm de…
Âşıklar zaten hep orada değil mi?
Ya da ayrılıklara en çok oranın yaprakları şahit olmamış mıdır?
Kuruyan yapraklar konuşur sanki orada?
Daha bir hüzünlü bakar…
Belki duruşları bana öyle gelir.
Bunları neden mi size diyorum?
Siyaset dışında da bir şeyler söylemek istedim.
İçimi dökmek istedim.
Belki de ahde vefa!
Her şey için teşekkürler…