2 Mart 2021 Salı 185 Okunma

Yeni Çağın Dijital İkizleri

Fabrika ortamında bir tezgâh hayal edin. Bu makine, içinde gömülü bulunan bilgisayar donanımı ve yazılımı sayesinde veri işleme yapabilsin. Hatta bu özellikleri sayesinde bazı yapay zekâ düşünce süreçleri işletebilsin. Bu makinenin üzerinde veya ona bağlantılı değişik fiziksel, kimyasal ya da sayısal ölçümler yapan sensörler bulunsun. Bu sensörler sayesinde –şimdiye kadar sadece insanlara özgü bir özellik olan– tezgâhın kendi durumunu bildiği yorumunu yapıyoruz. Üzerindeki iletişim donanımı ve yazılımı sayesinde kablolu veya kablosuz şekilde yerel ağlara ve İnternete bağlanabilen bu tezgâha niteleyici genel bir terim olarak “akıllı-bağlantılı nesne” ismini veriyoruz.


Bu makine, kendisine ilişkilendirilmiş sensörler aracılığı ile kendisiyle ve çevresiyle ilgili veri toplar. Bu verileri –yapay zekâ yeteneğinin de katkılarıyla– işleyerek bazı kararlar üretir ve yetkisi kapsamında olanları yerine getirir. Bunları yapmak için herhangi bir insan operatörün yönetimine ihtiyaç duymaz. Ayrıca sensörlerden elde ettiği verileri, bunlardan ürettiği kararları, kendisiyle ilgili durum bilgilerini gerçek zamanlı olarak İnternet üzerindeki yer alan sunucu bilgisayarlardaki veri depolarına gönderir.


Şimdi de fabrikada –hava alanındaki kontrol kulesine benzeyen– bir kumanda odası hayal edelim. Bu odada İnternetteki sunuculara bağlanabilen ve bu sistemlerde depolanmış verilere erişebilen bilgisayarlar olduğunu varsayalım. Bu bilgisayarlar tezgâhın gönderdiği ölçümlere, verilere ve durum bilgilerine göre tezgâhın bir sanal (siber) kopyasını gerçek zamanlı olarak kendi üzerlerinde oluşturabilir.


Dolayısıyla bilgisayarın önünde oturan bir kişi, tezgâhın başına gitmeden onun işleyişini izleyebilir; tezgâhın durumu hakkında bilgi sahibi olabilir. Ayrıca tezgâhın çalışmasında herhangi bir değişiklik yapmak isterse bilgisayarından komutlar ve parametreler göndererek bunu gerçekleştirebilir. Diğer yandan akıllı-bağlantılı tezgâh kendisi ile ilgili bir arıza durumu öngördüğünde bunu ilgili bakım-onarım birimine önceden iletebilir. Bu yeni bakım anlayışına “kestirimci bakım” adı veriliyor.


Bir yandan fiziksel sistem (tezgâh) çalışırken, diğer yandan bu sistemin bilgisayar üzerinde gerçek zamanlı sanal kopyasının oluşması şeklindeki duruma “siber-fiziksel sistem” adını veriyoruz. Bu durum, Endüstri 4.0 vizyonunun en önemli öğelerinden biridir. Dikkat edileceği gibi; bu durumda bilgisayar üzerinde oluşturulan sanal (siber) kopya, bir anlamda fiziksel sistemin “dijital ikizi” oluyor.


Dijital ikiz, fiziksel bir nesneyi temsil eden dijital verilerin üretilmesi veya toplanmasıdır. Dijital ikizler, gerçek dünya ortamlarının, ürünlerin veya varlıkların sanal temsilleridir. Üreticiler, makinelerin ve fabrikaların performansını ve etkinliğini yönetmek için dijital ikizleri kullanırken, şehir planlamacıları yeni gelişmelerin ve yolların etkisini simüle etmek (benzetimini yapmak) için kullanıyor.


Bilişsel ikizler yalnızca ortamların benzetimini yapmakla kalmayacak, aynı zamanda proaktif olarak çözümlerin tasarlanmasına yardımcı olacaklar. Dijital ikiz bilişimi; nesnelerin ve insanların çeşitli dijital ikizlerini kopyalayarak, birleştirerek ve değiştirerek daha önce imkânsız olan gerçek dünya ölçeğinde çoğaltmalar yoluyla farklı ortamlarda test etmeyi mümkün kılacak.


Bu bilgiler, hemen trafik sıkışıklığı tahmin sistemleri gibi uygulamalara girecek ve hatta hastalık kontrolü alanında doğru tahminlerde bulunacak kadar ileri gidebilir.


Buraya kadar özetlediklerimde kritik bir nokta var. Dijital ikiz bilişiminin; insanların zihinlerini, düşüncelerini, alışkanlıklarını ve tutumlarını dijital ikizlerine entegre etmeyi mümkün kıldığı öngörülüyor. Bu, bir kişinin dijital ikizinin belirli görevleri yerine getirmesine ve gerçek kişi yerine siber uzayda kararlar almasına izin verebilir. Diğer yandan bu yeniliğin, etik ve sosyal sorumluluk açılarından gündeme gelmesi gerekecektir.