Adaletin Hukuku ve Parlamenter Demokrasi İdeali Derneği (AHPADİ) Başkanı Mehmet Ektaş Terörsüz Türkiye sürecine dair eleştirilerde bulundu. Ektaş, dernek binasında yaptığı açıklama ile sürecin doğru yönetilmemesi durumda tehlikelerin yaşanabileceğini savundu. Ektaş, “Terörsüz Türkiye adıyla önümüze konan sürecin doğru yönetilmemesi durumunda ortaya çıkacağını işaret ettiğimiz olası tehlikeler ne yazık ki tek tek görülüyor. Türk Milletinin gösterdiği feraset, devletin gösterdiği şefkat kötüye kullanılıyor. Sürecin başından beri, teröristbaşı, kandildeki elebaşıları, sınırlarımız içindeki ayakçıları, DEM Partisi yöneticisi ve milletvekilleri ile iktidardan muhalefete nerdeyse tüm partilere konumlanmış ‘hücre’ vekilleri süreci zehirliyor. Bunlar, Türk Milletini ve Devletini tehdit ederek, ipe sapa gelmez hayallerini ‘talep’ olarak ileri sürerek Terörsüz Türkiye hedefine karşı çıkıyorlar, sabote ediyorlar. Diyarbakır, Van, Cizre, Yüksekova ve hatta İstanbul, Bursa gibi illerimizde düzenlenen taziye etkinlikleri, bu davranışların en son halkası oldu. Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı kalkışan, güvenlik güçlerimize, bebeklerimize, öğretmenlerimize, mühendislerimize ateş eden, katleden, bu eylemlerde bulunmak için dağa çıkan, askerlerimizin ve polislerimizin olağanüstü mücadelesiyle etkisiz hale getirilen teröristler ‘şehit’ denilerek anıldı. Açıkça, kendini fesih ettiği ilan edilen terör örgütü övüldü, sokaklara, surlara, direklere teröristbaşının ve teröristlerin posterleri asıldı. Ve ne yazık ki bütün bunlara müdahale edilmedi, göz yumuldu” ifadelerini kullandı.
“İktidar zaman kaybetmeden harekete geçmeli”
PKK’nin yalnızca göstermelik değişim içinde olduğunu dile getiren Ektaş Terörsüz Türkiye sürecini baltalayacak hiçbir etkinliğe ve söyleme izin vermemesi gerektiğini ifade etti. Ektaş,
“Sürecin ruhu; silahın topyekûn devreden çıkması, şiddetin ve ona bağlı siyaset biçiminin tamamen terk edilmesini gerektirirken, zerrece pişmanlık emaresi göstermeyen, silah bırakırken bile topluma bir başarı, zafer hikayesi satmaya çalışan bu anlayış, süreci ve toplumsal barış umutlarını zehirliyor. Gerçekleştirilen bu eylemlerle terör meşrulaştırılıyor. Terör yoluyla kazanım elde edilmiş ve edilebilir algısını güçlendiriyor. Sanki Ülkenin özellikle güneydoğu bölgesi PKK ile feodal aşiret ağalarının işbirliğiyle oluşan bir yönetime geçmiş, teröristbaşı bölgenin başkanı olmuş gibi bir algı oluşturuluyor. Bu durum, güçlüye biat eden insan psikolojisini etkiliyor, bölgede halkının bir bölümü PKK’nın kucağına itiliyor. Diğer yandan, bölgede devletinin ve milletinin yanında yer almış büyük çoğunluk, zihninde oluşan acabalarla endişelenmeye başlıyor, yarınına kuşkuyla bakıyor, güvenliğinden endişe ediyor.
Yaşananlar, PKK’nın ‘fesih’ veya ‘dağılma’ değil; konjonktürel bir şekil değiştirme stratejisini ortaya koyduğunu göstermektedir. PKK kendini feshetmemekte, yalnızca bir göstermelik değişim, zaman kazanma veya odak kaydırma yöntemi uygulamaktadır. Bölgede ki durum böyle gelişirse, iktidarın bu görmemezlikten gelme politikası devam ederse; hortlayacak yeni bir terör dalgası, önceki terörle mücadele ortamlarından daha zorlu ve maliyetli bir dönemi zorunlu kılacaktır. Bu yaşananların sandıkta AK Parti iktidarına kesilecek siyasi faturası da ağır olacaktır. Bu maliyetin büyümemesi için iktidar zaman kaybetmeden harekete geçmeli, Terörsüz Türkiye sürecini baltalayacak hiçbir etkinliğe ve söyleme izin vermemelidir. Terörle müzakere olmaz, mücadele olur” sözlerini kaydetti.





