Tepebaşı Belediye Meclisi’nde yaşananlar bu aralar gündemi epey meşgul ediyor.


Ayasofya imamının Atatürk’e hakaret etmesi mecliste tartışma yarattı biliyorsunuz. 


CHP’li Meclis Üyesi konuyu meclise taşıyarak AK Partililere tepki gösterdi, uygun olmayan sözcüklerle durumu kınadı.


Halk arasında bir tabir vardır: “Haklıyken haksız duruma düşmek” diye…


Bence yaşanan tam olarak buydu.


Ayasofya imamının ülkenin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında gerçekleştirdiği hadsiz sözler nasıl yakışıksızca, CHP’li Meclis üyesinin durumu kınarken kullandığı ifadeler de aynı şekilde yakışıksız oldu.


Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, meclis oturumunda çok da güzel bir ifade kullandı ve durumu özetledi aslında:


“Hakaret kimseye edilemez. Size de edilemez. Mustafa Kemal Atatürk’e de edilemez.”


Sorun aslında tam da buradan başlamıyor mu?


Eleştirinin yerini “hakarete” bıraktığı dönemlerden geçiyoruz.


Hakaret etmek ile eleştirmek arasındaki çizgiyi ayırt edemeyen bir topluma doğru yönelmeye başladık.


Bu da aslında ülkenin siyasi üslubundan kaynaklı bir durum.


Eleştiri adı altında o kadar çok hakaret edilmesine alışıldı ve insanlar alıştırıldı ki insanlar artık sınırını bilmiyor.


Üzgünüm ama bu yazımda bu iki terimi anlatacağım arkadaşlar…


Çocuğa anlatır gibi…


Eleştiri nedir?


Hakaret nedir?


Türk Dil Kurumundan ikisinin de ayrı ayrı tanımlarına baktım ve sizlerle de paylaşmak istiyorum.


Hakaretin 1. anlamı (eş anlamlısı):


"Onur kırma, onura dokunma."


2. Anlamı:


"Küçültücü söz veya davranış."


Eleştirinin 1.anlamı (eş anlamlısı)


"Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit"


2. anlamı:

"Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik"


Anlaşıldı değil mi?


Lütfen ya lütfen!


Bir konu hakkında görüş bildirirken bu anlamlar zihninize gelsin arkadaşlar.


Bir insanı küçük düşürdünüz, onurunu kırdınız diye “egolarınız” tavan yapmıyor.


Ya da sizin toplumdaki yeriniz de değişiklik olmuyor.


Sizin onurunuz okşanacak diye bir başkasının “onurunu” rencide etmek kime ne kazandırabilir?


Ah bunu bir anlasan!


Bir anlatabilsem keşke!


Bize hakaret edildi diye tepki gösterenler, Atatürk’e hakaret konusunu ağızlarına almıyorsa işte ben burada bir eksiklik ararım.


Özür beklerken özür dilenmiyorsa burada da hata ararım.


Atatürk bu ülkenin bam telidir!


Ona hakaret etmek ülkeye hakaret etmek demektir.


Ülke insanına hakaret etmek demektir.


Elbette kınarken aynı üslubun kullanılması yanlıştır.


Fakat AK Parti grubu da Ayasofya imamı adına mecliste Eskişehir halkından özür dilemelidir.


Dilemeliydi.


Söyleyeceklerim bu kadar.