Eskiden bayramlar geldiğinde…
İçimizde kıpırtı…
Sebebi belirsiz bir mutluluk olurdu.
Yüreğimizde anlamsız bir huzur…
Bayramın şifasına kaptırırdı herkes kendisini…
Küsler barışırdı.
Kin tutulmazdı.
Çocuklar gülümserdi.
Büyükler geçmişi, geleceği unuturdu.
“Barışa” vesileydi bayramlar…
İnsanlar hem kendileri hem çocukları için yılın birkaç günü en temiz kıyafetleri alır.
İkramlıklarını paylaşırdı.
Yardımlaşmayı öğretirdi bayramlar…
Dayanışmayı arttırırdı.
Bayramlar bana devrimin başlangıcı gibi gelirdi.
Çünkü barış kokar, dayanışma kokar, yardımlaşma kokardı.
Tanımadığı biri bile çalsa kapısını misafirperverlik gösterecek kadar güven verirdi.
Ama eski tadı yok bayramların…
En özel kıyafetlerini giymiyor artık çocuklar…
Küsler barışmıyor.
Kin duygusu baskın geldi barışa…
Olgunluk bitti kalplerde…
“Büyüklük göster” kavramı yerini egolara devretti.
Ekonomi çöktü.
İnsanların tadı kaçtı.
Bayramda zili çalsa insanların kapıyı dahi açmaz oldu.
Duymaz oldu sesleri…
Çocuklar sokak sokak gezmez oldu.
Şeker toplamak istemediklerinden değil, şekere güvenmediklerinden…
Şeker de büyüklere güvenmiyor zati…
Fiyatı olmuş bilmem kaç…
Barış unutulduğundan, ekonomi çöktüğünden, kalplerde sevgi tükendiğinden beri bayramların yüzü gülmüyor dostlar!
Ben bu bayram pankart açıp evin içerisinde öylece oturacağım…
Eylemim kendimle!
İsyanım herkese!
He pankartın üzerine de şu kısa notu iliştireceğim:
“Bayram gelmiş neyime?”
Yorumlar