Sakarya Vadisi’ni uzun uzadıya anlatmaya gerek yok.

Doğanın Eskişehir’e harika bir armağanı…

Havası temiz, suyu bol, bitki örtüsü zengin, toprağı verimli mi verimli…

Bugünkü koşullarda bir benzerini bulmak kolay değil…

Kıymetini bilmek, göz bebeği gibi korumak gerekir.

Gereken o da ne yazık ki yapılan o değil.

Güzelim vadinin başına tebelleş olan büyük bir bela var.

Altın ve gümüş madeni işletilmek isteniyor.

İsteğin gerçekleşmesi halinde olacaklar belli…

Güzelim vadi tüm özelliklerini kaybedecek.

Doğa mahvolacak, üretim yapılamaz, sağlıklı yaşanamaz hale gelecek.

Böylesine sonuçlar doğuracağı bilinen belaya karşı mücadele veriliyor.

Yargı sürecinde yeni bir aşamaya gelindi.

Bilirkişi heyeti bölgeye gelip inceleme yaptı.

Çevreciler ve köylüler incelemeye tanıklık yapmak istediler.

Ancak önlerine çıkartılan engelleri aşamadılar.

Bilirkişi heyeti inceleme yaptıktan sonra keşke onlarla da görüşseydi.

Görüşseydi de endişeleri dinleseydi.

‘’…Bizim köyümüz altın değerinde ya altın. Ondan altına gerek yok yani. Bizimki zaten yerden kalkıyor. Yazın her şey yapıyoruz. Roka, biber, patlıcan, domates, fasulye, her şey oluyor. Meyvelerimiz oluyor. Ama burası olursa bitecek herhalde her şey bitecek.”

‘’…Tarım bitti. Tarımı zehirliyorlar. Şimdi bir şey kalmadı. Bağlarımızı aldılar, dağlarımızı aldılar, şimdi köyümüz kaldı. Köyümüzü de alacaklar, canımız var. Canımızı da zehirleyerek alacaklar.’’

Bazı köylülerin söyledikleri böyle…

Endişeleri çok büyük…

Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Selma Güder de bölgedeydi.

Olacakları bir kez daha tekrarladı.

‘’…Tarımı çok yüksek derecede etkileyecek. Bunu herkes biliyor. Sesimizim çıktığı kadar bizler de bağıra bağıra söylüyoruz ancak ne yazık ki geldiğimiz noktada bir bilirkişi var. Tarımın dışında ayrıca suyu da ele almak lazım. Su kaynaklarımız her geçen gün tükeniyor. Sakarya havzası içindeyiz. Burası Türkiye’nin üçüncü büyük nehri. Yer altı sularımız her geçen gün kuruyor. Umarım bilirkişi heyeti sağ duyulu hareket eder.’’

Keşif günü Eskişehir’den çok kişi bölgeye gitti.

CHP milletvekilleri, kent konseyleri temsilcileri, çevreciler oradaydı.

CHP’liler dışında siyasi parti temsilcileri de vardı.

Onlardan birisi İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer…

“Vatan toprağı kıymetlidir. Kaderine terk edilemez demiş Atatürk. O duyguyla buradayız. Eskişehir’deki insanların bu tehlikenin farkında olmaması üzücü. Halkımız durumun farkında değil maalesef. Ama mücadeleyi bırakmamalıyız. Bundan sonra da burada olmaya devam edeceğiz.”

Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir de oradaydı.

“Burası cennet bir alan. Ama vahşi madencilik Türkiye’nin her noktasına sirayet ettiği gibi Eskişehir’de de var. Buradaki Sakarya Havzası’nın konumu iyi anlaşılmalı. Üç kuruş para için bu memleketin doğası birilerine peşkeş çekiliyor. İliç’te ne yaşandıysa Mihalgazi’de de yaşanabilir. Biz bunlara itiraz ediyoruz. Bu kaynakları kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz.’’

Onların söyledikleri de böyle…

Bugün başına büyük bela sarılan yer Sakarya Vadisi… Eskişehir’in göz bebeklerinden birisi…

Savunulmasında siyasi düşünce ayırımı olamaz…

Eskişehir’e karşı sorumluluk duyan herkes bu değere sahip çıkmalı…

Sorumluluğunu yerine getirmeye çalışanlar oldukça fazla…

Ne yazık ki, ‘’hiç oralı değilmiş’’ gibi tavır sergileyenler de var.

En dikkat çekici olanlar da AK Parti temsilcileri…

Oysa Sarıcakaya ve Mihalgazi Belediye Başkanları AK Partili…

İkisi de Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bolca konuşuyor.

Varsın konuşsunlar.

İyi de ilçelerin, doğrudan ilgilendiren bir konuda ağızlarını açıp tek laf etmiyorlar.

Susuyorlar.

Anlamak da kabullenmek de olanaksız…

‘’Sükut ikrardan gelir’’ demişler.

Ancak belediye başkanlığı konumunda bulunanların ‘’sükut ile ikrar etme’’ hakları olamaz…