Alpagut-Atalan’daki altın ve gümüş madeni projeleri ile 20 Nisan Pazartesi günü bilirkişi keşfi yapılacak. Bilirkişi keşfi öncesinde Doğa ve Yaşam Platformu yapılması planlanan maden projelerinin bölgeye vereceği zararlara dikkat çekmek amacıyla yürüyüş gerçekleştirdi. İsmet İnönü Caddesi’nden başlayan Yürüyüş, Hamamyolu Caddesi Yediler Parkı’nda sona erdi. Yürüyüş sonunda Platform Üyesi Cevat Aydemir bir konuşma gerçekleştirdi. Aydemir, “Sadece Eskişehir’de geçtiğimiz günlerde 10 ayrı ihale gerçekleşti. 10 ayrı bölgede yine maden şirketleri yağmalarına, talanlarına devam edecek. Biz yine hukuk sürecine devam ettireceğiz. Sokakta Eskişehir halkının da bu konuyu, bu talanı, yağmayı duyması için 4 gündür sokaklarda stantlarda bildiri dağıtıyoruz, halkı bilgilendirmek istiyoruz. Cengiz Holding, Alpagut Atalan’da 2 yıl önce başlatmış olduğu yağma ve talan projesine devam etmek istiyordu. Biz karşısına dikildik, şu anda mahkemeliğiz. Mahkeme 20 Nisan Pazartesi günü bilirkişi keşfi kararı verdi. Yarın Alpagut’tayız. Alpagut Atalan, İliç olmasın demiştik; bugün de aynı sözü söylüyoruz, yarın da aynısını söyleceğiz. Bu mahkeme kararı eğer köylünün, ekolojistlerin, yaşam savunucularının aleyhinde sonuçlanırsa Eskişehir, diğer illere göre İliç’in en az 20 katı büyüklüğünde facialar yaşayacak” diye konuştu.
“ESKİŞEHİR’İMİZ ZEHİRLENMESİN”
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, de eyleme destek verdi. Yürüyüş sonunda konuşan Çakırözer, maden projelerinin Eskişehir’e vereceği zararlara dikkat çekti. Çakırözer, “Eskişehir'in yüzde 70'inden fazlasını maden havzası hâline getirmek istiyorlar. Oysa Eskişehir Anadolu'yu besliyor. Alpu Ovası'yla Anadolu'yu besliyor. İşte Sarıcakaya'sıyla, Mihalgazi'siyle, Alpagut'uyla, Atalan'ıyla, Tepebaşı'yla Anadolu'yu besliyor. Biz bu verimli topraklar, havamız, suyumuz, toprağımız zehirlenmesin diye sizlerle omuz omuzayız. Hep birlikte Alpagut'a, Atalan'a gideceğiz. İnanıyorum ki bilirkişi heyetinde yer alan birbirinden uzman isimler de bu şehrin hangi güzelliklerinin, hangi değerinin aslında yok edilmeye çalışıldığını kendi gözleriyle görecekler. Bizler de orada buna şahitlik edeceğiz. İnanıyorum ki orada sorulacak herkese ama muhtarı ama yaşayanı ama kamu görevlisi ama bizler; hepimiz tek bir şey söyleyeceğiz: Eskişehir'imize zarar verilmesin, Eskişehir'imiz zehirlenmesin” sözlerini kaydetti.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Üyesi Mert Yedek de yaptığı konuşmada projelerin yapılması halinde Eskişehir’in kaybedeceklerine vurgu yaptı. Yedek“Şehrimiz vahşi madenciliğin kıskacında. Alpagu Atalan, Cengiz Holding'in projesi, Sakarya Vadisi'nin göbeğinde mikroklima iklim özelliği taşıyan ve narenciye deposu olan bu bölgede siyanürlü liç yöntemiyle proje hayata geçecektir. Peki neler kaybedeceğiz? Sadece toprağımız değil, yaşam kaynaklarımız saldırı altında. Ağaçlarımız kesilecek, orman ekosistemi yok edilecek. Tarım ve hayvancılık bitecek, Sakarya Vadisi, Alpu'nun bereketli topraklarında üretim durma noktasına gelecek. Hava kirliliği, temiz havamızın yerini ağır metaller içeren toz bulutları alacak. Sağlık tehdidi, yer altından çıkan ağır metaller kanser başta olmak üzere ciddi hastalıklara yol açacak. Susuzluk, işletmeler için kullanılacak su yer altı su kaynaklarımızı kurutacak. Zehirlenme riski, siyanür kullanımı akarsularımızı ve içme suyu varlığımızı kalıcı olarak kirletecek. Toplu tahribatla madenler sadece bulundukları yeri değil, çevre bölgeleri ve birbirine bağlı birer zehir havzasına dönüştürecek. Kâr hırsı mı yaşam hakkı mı? Mevcut maden mevzuatı ve iklim kanunu bilimsel gerçekleri değil, sermayenin çıkarlarını gözetiyor. Kamu yararı yok. Bu projeler sadece birilerinin cebini doldurmak için tasarlanıyor. Ekolojik yıkım, sermaye odaklı büyüme doğamızı bir kaynak olarak görüp tüketiyor. Gelecek tehlikede. Yaşanan su kesintileri tesadüf değil. Bu talan durmazsa su krizi kalıcı hale gelecek. Bu keşif sadece bir davanın aşaması değil, Eskişehir'in ve daha birçok ilin kaderini derinden etkileyecek bir yaşam mücadelesidir” şeklinde konuştu.





