YENİ Parti Tepebaşı Önseçimi’nde konuşan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Yaklaşık 54 yıldır CHP’nin üyesiydim. Mutlak butlan sonucunda istemeden hepimiz CHP’den ayrılmak zorunda kaldık. Bu gerçekten çok acı bir durumdu, hala içim sızlar ve CHP’nin olmadık insanların eline kalması da ayrı bir sıkıntı” dedi. CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Faruk Özkan, Ahmet Ataç’ın açıklamalarına tepki gösterdi.

Odunpazarı'nda bir oy yakıldı
Odunpazarı'nda bir oy yakıldı
İçeriği Görüntüle

“Ahmet Ataç’ın ifadeleri çelişkilidir”

“Siyaset; dün birlikte yürüdüklerini bugün küçümsemek, dün arkasında duran örgütü bugün yok saymak değildir” diyen Faruk Özkan, “54 yıl boyunca Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yapanların, bugün farklı bir siyasi zeminde yer alması elbette kendi tercihleridir. Buna saygı duyarız ancak dün aynı örgütün çatısı altında omuz omuza mücadele eden insanları bugün “olmadık insanlar” diye tarif etmek, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişkidir” dedi.

“Dün beraber yürüdüğünüz insanlar bugün neden değersizleşti?”

Başkan Ataç’ın söylemlerine tepki gösteren Özkan, “Cumhuriyet Halk Partisi yalnızca yöneticilerden, belediye başkanlarından ya da makam sahiplerinden oluşmaz. Cumhuriyet Halk Partisi; yağmurda, çamurda sandık başında bekleyenlerin; mahalle mahalle dolaşanların seçim günü ailesinden, işinden, zamanından fedakârlık edenlerin; yıllarca hiçbir makam beklemeden bu örgüte emek verenlerin partisidir. O insanlar dün vardı. Bugün de var. Yarın da burada olacaklar. O hâlde sormak gerekir: Dün arkasından yürüdüğünüz insanlar bugün neden değersizleşti? Dün birlikte savunduğunuz örgüt bugün neden bir anda “olmadık insanların eline kalmış” oldu?” diye konuştu.

“Tercihler farklılaşabilir ama siyasi geçmiş silinmez”

Özkan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Siyasi yollar ayrılabilir. Fikirler değişebilir. Tercihler farklılaşabilir ama siyasi geçmiş silinmez. Örgüt içinde farklı görüşlerin, listelerin ve adayların yarışması demokrasinin doğal sonucudur. Ancak rekabetin birbirini tüketmeye, salonların gerilime ve parti içi mücadelenin kişisel hesaplaşmaya dönüşmesi hepimizi düşündürmelidir. Bizim itirazımız kişilere değil, siyaset anlayışınadır. Çünkü makamlar geçicidir. Listeler değişir. Seçimler biter ama örgüt kalır. Emek kalır. Siyasi hafıza kalır. Kimse kimsenin sahibi değildir. Cumhuriyet Halk Partisi de kimsenin kişisel mülkü değildir.

“Dün birlikte yürüdüğümüz insanları bugün küçümsemeyelim”

Cumhuriyet Halk Partisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu; milyonlarca insanın emeğiyle bugünlere taşıdığı bir Cumhuriyet partisidir. Biz kimsenin Cumhuriyet Halk Partililiğini sorgulamıyoruz ama yıllarca bu partiye emek veren insanların onurunu da kimseye sorgulatmayız. Dün birlikte yürüdüğümüz insanları bugün küçümsemeyelim. Dün omuz omuza verdiğimiz mücadeleyi bugün inkâr etmeyelim. Çünkü siyaset, hafızası olan bir alandır. Bizim ihtiyacımız birbirimizi tüketmek değil, birbirimize rağmen hiç değil, farklılıklarımızla birlikte siyaset yapabilmektir. Örgüt iradesine saygı. Emeğe saygı. Siyasi geçmişe dürüstlük… Demokratik siyasetin asgari şartları bunlardır. Ve biz buradayız. Koltukların değil, örgütün; kişilerin değil, Cumhuriyet’in; hesaplaşmanın değil, mücadelenin tarafındayız.”

Kaynak: Meltem Karakaş